Kaliteden Klasiğe Bitmeyen Özlem - CAN UĞURATEŞ

28 Nisan 2020 Salı 00:25

Bir zamanlar, insanların eğlenmesi, dinlenmesi, mutlu olması ve huzur bulması için, bilinçli, istemli emek verilmesi gerekirdi. Bireyin haz duyabileceği bir çaba sonrası yaşananlar, her zaman daha kıymetliydi. Aktif bir mücadele sonrası kazanımın verdiği haz muhteşemdi. Zorunlu bireysel aktif mücadeleyle dolu yaşam tarzı, insanı zaman içinde kaliteyle tanıştırdı ve bilenler, deneyimleyenler için, kaliteyi vazgeçilmez hale getirdi.

Günümüzde her şey, insana sunulanların, lanse edilenlerin sınırsız görünen erişilebilirliğinde giderek daha da basitleştirilip, estetikten, sanatsallıktan, felsefi düşünsel yapıdan uzaklaştırılırken, insan, kendini kendine yabancılaştıran planlı çalışmaların etkisi altında, monoton, basit, sıradan, düşünmekten uzak bir yaşama zorlanıyor. Artık hemen her aktivite dijitalleşir ve makinelerin kontrolüne bırakılırken, insan, giderek yaşamdan, yaşamın gerçek duygularından soyutlanıyor.

Oysa tabiatın, kendi doğal gelişiminde, her canlıya eşit mesafede sunduklarının etkisinde, kendi perspektifinden de olsa doğal estetik yapısının, yaşamsal döngüsünün ve kendi zihinsel gelişiminin etkisinde artan merak dürtüsünün baskısıyla yaşamını düzenlemesi gereken insan, bu sayede bilimselliği de tanımaya başlıyor ama hep bir artıyla. Çünkü kendi perspektifinden, baktıklarıyla gördükleri de çeşitlenip, renklenerek, ona estetik görüş sunuyor. Ancak, düşünsel bağlamda hor görülse de küresel olarak benimsenmiş görünen kapitalist emperyal yapılanmada, bir kısır döngüye sokularak lanse edilen felsefe anlayışının, insanlığı yönlendirdiği istikamet felakete götürürken, insanlık, bu gün kendine lanse edilenleri itiraz etmeksizin kabullendiğinde, giderek kaliteden uzaklaşarak, kendini, sıradanlığın basitliğinde ve gerçek hazdan uzak bir yaşam tarzında bulacak.

Hiç düşündünüz mü?

İnsan, neden, nostaljik olarak isimlendirdiği eski yaşanmışlıkları özlemle arar ve fırsat buldukça eskiyi anımsatan ya da eski olan eşya edinimi için çaba sarf ederek, eski müzikleri dinlemekten zevk alır? İnsan, neden, ulaşabildiği eski malzemelere bir sahiplenme duygusuyla yönlenirken, eski tarzda ve otantik bir hava verilmiş, yeni üretim dahi olsa eskiden kullanılan malzemelerle aynı teknoloji taklit edilerek inşa edilmiş, eski stilde hazırlanarak döşenmiş mekânlarda huzur bulur ve buralarda uzunca vakit geçirmekten haz duyar? İnsan, neden, klasik olarak tanımladığı, bir zamanların günümüz teknolojisinden ve estetik yapısından oldukça uzak araçları sahiplenmeyi ve kullanmayı amaçlar? İnsanlar, neden bir zamanların kıyafetlerine, giyim tarzına özlem duyar? İnsanlar, neden, doğal yaşama özlem duyup, mümkün olduğunca kendini tabiatın kucağına atar ve organik olarak tanımladığı, tabiatın doğal yapısında yetişen besinleri tercih eder?

Tüm bu çaba, eskiye, eski yaşanmışlıklara, geri dönülemez olanlara özlemden değil, esasen kalite arayışından, estetiğe ve felsefi düşünceye özlemden, sıradan ve kendisinin de genlerinde gizlenen yaratıcı düşüncenin hedeflediklerine yönelim isteminden kaynaklı bir dürtü olamaz mı?

İnsan, kendi yaşamından, hayal dünyasından, istemlerinden de görüntülerle karşılaştığı ancak dünya görüşüne de katkı sağlayan ve kendini kendince de olsa düşünmeye zorlayan kitapları okumaktan daha çok haz duyar ve bu yapıda kurgulanmış kitaplar, klasik olarak tanımlanarak kitaplıklarda yer alır.

İnsan, Dünyanın en önemli buluşlarından olan notanın, enstrüman ve/veya insan sesiyle birleşiminde ortaya çıkan melodiyi dinlerken, kendince kurguladığı hayal dünyasında gezinmekten huzur bulur. Üstelik bu güzelliği, geniş perspektifte bir hayal dünyasını, sadece notaların büyülü kullanımında ve enstrümantal olarak sunan eserler daha çok haz verirken, bu müzik türü de klasik olarak tanımlanarak hayatımızda yer alır. 

İnsan, gücün kendi kontrolünde olmasından da büyük haz duyar. Örneğin, imkânları ölçüsünde, kullandığı binek aracının teknolojiden uzak olmasını tercih ederek, aracın kontrolünün kendi elinde olduğunu bilerek, onu dinleyip, motor sesinin değişimine göre tepkilerle yönlendirip, gücün kendi kontrolünde olduğunu düşünerek mutlu olur. Bu duygunun, tıpkı bir süvarinin atıyla bütünleşerek yol almasıyla eş değer olduğunu değerlendirmek, rasyonel bir yaklaşım olabilir.

İnsan, bitki yetiştirmekten ve biraz daha ileri giderek hobi kapsamında tarımla uğraşıdan da büyük haz duyar. İnsan, yaratıcılık dürtüsünün şiddetli baskısında, resim ve heykel yapmaktan, el işleriyle uğraşmaktan çok fazla zevk alır. İnsan, doğal olanı sever ve sahiplenmek ister. Bu nedenle koleksiyonculuk yapar, bu nedenle fotoğraf çeker, bu nedenle bahçesini şekillendirir ve bu nedenle hobiler geliştirir. Üstelik tüm bunlar, kuvvetle muhtemel, yaratıcı felsefenin de istemidir. Çünkü yaratıcı felsefe de insanın bir şekilde hem bedenen hem de fikren kendine yetmesini, hatta kendini aşmasını hedefler ve bu hedef, insanın kaliteli yaşantısını öngörür. Kalite de zaman içinde, klasik kavramının anlamında yerini ve değerini bulur.

Doğal olana istemle yola çıkan insan, kaliteyle buluşur. Kaliteli olana bitmeyen özlem ise, insanı klasiklerle yönlendirir ve insan, gerçek hazzı, klasiklerde bulur.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI