Karantina Günlerinden Fırsatla, Kaliteye Ulaşmak - CAN UĞURATEŞ

7 Nisan 2020 Salı 01:06

Karantina günlerinin yalnızlığında, doğanın zorlamasıyla, insanlık, yeniden kaliteli yaşam günlerine dönüyor gibi. Şaşırtıcı bir giriş oldu belki ama bu sözde bazı öngörüler gizli. Pandemiyle gelen karantina günlerini en iyi şekilde değerlendirmek isteyen insanın, yaşam sürecinde edindiği tecrübelerle, yapabileceği şeyler, elbette belirgin bir kısıtlılıkta. Bu sıkıntılı ortamda, insanı, en çok dürtülerinin zorlayacağı ve en kısa yoldan hazza yönlendireceği çok açıkken, doğa, bu yönde de tedbirini almış durumda ve temastan kaçınılmasının gerekliliğiyle, bireyleri basit dürtülerden alıkoyup, kaliteye zorluyor. Doğa, aldığı katı tedbirle, bu sıkıntılı günlerde insanın ilk aklına gelecek olan aktivitenin, içgüdüsel dürtüleri olacağının bilincindeymiş gibi görünüyor ve bunun önünü korkuyla keserek, bireyi, kültürel gelişime yönlenmeye zorluyor. Bireyler, sürekli aynı ortamda ve rutinleşen aktivitelerle tatmin olamayacağından, sosyal medyada mevcut siteler, zamanla cazibesini kaybetmeye başlıyor. Karantinanın getirdiği kısıtlamalar, gezilen, görülen yerleri, kılık-kıyafet çeşitliliğini, sosyal ortamları, yemek düzenlerini ve çeşitlerini de kısıtladığından, paylaşımlar da cazibesini kaybetmeye başlıyor ve birey, doğal olarak dinlemeye, izlemeye ve okumaya başlıyor.

İşte kırılma noktası tam da bu psikolojiyle oluşuyor. Birey kendini boşlukta hissetmeye başlarken, ilk yöneleceği/yönelebileceği bireysel aktiviteler, kişisel gelişim ve kalite esaslı olarak bilimsel temelli, planlı projelerle kendisine lanse edildiğinde, doğal olarak bunları benimsemek zorunda kalacak. 

Esasen, süreç, bilimsel esaslarla ve etkin bir planlamayla yönetilebilirse, bireyselden başlayıp toplumsallaşan ve küreselliğe ulaşan önemli getirileri olacağını öngörmek yanlış olmaz. Bu durumda, karantina günleri sonrası, Dünya, yüz yılların açlığında, muhteşem bir bilgiye, kültürel gelişime ve kaliteye yönelişle, yeni bir çağa geçiş yapabilir

Bu yönde bir vizyon, kesinlikle ütopya değil. Yalnızlığını doldurmaya çalışan insanın, birey olarak, bilimsel temelli kültürel gelişime yönlendirilmesiyle, toplumdan başlayıp, küreselleşen bir bilim temelli kültürel dönüşümle, insanlık, yeni bir çağın kapılarını açabilir. Kültürel gelişimin marjinalite yolunda ilerleyişiyle paralel ivme gösteren bilimsel gelişimin, insanlık üzerine etkilerinin getirisinin muhteşemliğini düşünmek, insanı kışkırtıyor.

İnsanlığı önemli ölçüde tehdit eden bu pandemi sonrası, bir yeniden ama güçlü başlangıç yaşanabileceği öngörülebilir ve bu çıkarım çok da hatalı olmaz. Önemli olan, gelişmeleri etkin bir vizyon ve planlı çalışmalarla yönlendirebilmek.

Düşünsenize, pandemi süresince karantina tedbirlerinin devamlılığında, merak dürtüsü artırılmış/kışkırtılmış, sorgulamaya, okumaya, araştırmaya ve her aktivitede kaliteye yönlenerek kendini geliştirmiş birey, tekrar atalete sürüklenmesini önleyecek tedbirlerle, neler yapabilir?

Düşünsenize, Devlet de bu yönde tedbirlerle gelişime yönlenmiş ve pandemi sonrası yeniden artan özgür ortamda, her yaşta ve her seviyede insan, ulaşabildiğince okumaya başlamış. Üstelik devletin aldığı tedbirlerle, mahalle seviyesinde, kültürel, kapalı ve açık alanlar oluşturularak, insanların, buralardan mümkün olduğunca bedelsiz faydalanması sağlanmış. Devlet, her seviyede bilimsel çalışmaları teşvik ve destek fonları oluşturmuş ve bu imkâna, liyakat ölçüsünde herkesin ulaşmasını sağlamış. Devlet, sanatı ve sanatçıyı korurken, her bireyin, yeteneği ölçüsünde sanatsal aktivitelere etkin katılımını teşvik eden projeler geliştirmiş. Sporun her branşı ve her branşta sporcu desteklenirken, tüm bireylerin, yetenekleri ölçüsünde sporla tanışması sağlanıp, yaşam boyu spor projeleri geliştirilmiş ve tavizsiz uygulanmaya başlanmış.  Ülkem insanı, sinemanın yanı sıra tiyatro, opera ve konser salonlarını, resim ve heykel sergi salonlarını, müzeleri doldurmaya başlamış. Meddah kültürünün geliştiğini, modern aktarımlarla halka sunulduğunu düşünün. Bireylerin hobi üzerine yoğunlaştığını, koleksiyonculuk, fotoğrafçılık, peyzaj ve diğer değerleri sahiplenmenin öne çıktığını ve okullarda müzik derslerinde, blok flüt ötesi faaliyetlerin ön plana çıktığını düşünün.

Yok böyle bir ülke diyeceksiniz belki ama pandemiyle gelen karantina günlerinde başlatılacak olan, bireysel seviyede icra edilebilecek planlı faaliyetlerle, en azından, bireylerin, yeniden okumayla ve kontrollü sunumlarla, kaliteli yaşamla buluşması, belki de tanışması sağlanacak. Bu buluşmanın veya tanışmanın getirisinin vazgeçilemezlik olduğu realitesinden yola çıkarak, beyinsel gelişimde bir çağ atlamak mümkün değil mi?

Tabii ki bireysel gayretlerin önemi büyük ama tüm bu girişimlerin, bir şekilde, Devlet tarafından desteklenmesi, teşvik edilmesi ve sunumda planlama yapılması, olmazsa olmazlardan. Yani toplumsal ve hatta küresel boyutta, kültürel ve bilimsel seviyede çağ atlamamız mümkün. Ancak, bu konuda Devletin, karar vericilerin, bir an önce gerekli girişimleri başlatarak, bu krizi, muhteşem bir yeniden başlangıç seviyesine getirmesi gerekiyor. Karantina günlerini fırsata çevirip, toplumca kaliteli yaşama ulaşmak mümkün.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI