Kır Artık Kabuğunu - CAN UĞURATEŞ

17 Nisan 2020 Cuma 00:03

Bireylerin en önemli sorunlarından biri ve belki en önemlisi, kendini aşmak istese de bu konuda bir türlü başarılı olamaması. Birey, iç dünyasında kendini oldukça yeterli bulduğu halde, başkalarına kıyasla, hep geride kaldığını görerek ya da düşünerek, bir kısır döngü içine giriyor. Etrafına baktığında, başarılı bir yaşam grafiği çizenlerin, aslında, kendinden çok daha yetersiz olduğunu, vizyondan uzak kaldıklarını, yeterince detaylarla ilgilenmediklerinden, oldukça fazla hata yaptıklarını ama her seferinde sahadan az ya da çok kazanımla ayrıldıklarını gözlemledikçe, bir sorun ya da önemli bir terslik olduğunu anlıyor. Ancak, problemin asıl kaynağının kendisi olduğunun farkına varamıyor.

Esasen birey, kendi yaşam alanında, kendince bir konfor bölgesi oluşturmuş ve bu ortamda kendini güvende hissederken, kendini geliştirebilmek için yapması gerektiğini çok iyi bildiği girişimleri, genel olarak başkalarının düşüncelerinden ya da sözlerinden etkilenip, çekinerek, yapmamakta ısrarlı davranırken, mazeretlerin ardına sığınarak, bir özgüven eksikliği sergiliyor. Esasen birey, kendini, kendince oluşturduğu ve iyi hissettiği bir alana hapsederken, bu alan dışında elde edebileceklerini görse de o muhteşem, “elalem ne der” baskısı özgüven eksikliğiyle birleştiğinde, ortaya kaçma-kurtulma maksatlı mazeretler çıkıyor. Aslında bir söz vardır, “Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz” der.   

İşte kilit nokta da burası ve birey, konfor bölgesinin dışına taşarak, özgüvenle ve başkalarının düşünce ve söylemlerini kimi zaman negatif, kimi zaman pozitif eleştirel görüş olarak değerlendirerek ve bir adım daha atarak kendini korku bölgesi dışına taşısa, zaten,  doğrudan, farklı ve çok keyifli bir boyutla buluşacak. Bu boyutla girdiği ortamda, iradesinin etkin yönlendirilmesiyle, muhteşem bir öğrenme ve sebep-sonuç ilişkisiyle değerlendirip, sorunları alt etme dürtüsüyle karşılaşacak.

Bu ortamın yaratıldığı alan öğrenme bölgesi olarak isimlendirilirken, bireyin kendini bu aşamaya taşımasıyla birlikte, doğal olarak ufku açılacak. Böylece, merakının dürtüsünde, her olayda sorgulama, araştırma, okuma, öğrenme ve doğru değerlendirmeyle sonuca ulaşmayı başaracak. Hata riski tabii ki var ve olacak. Bu aşamada, bilinçli yönlendirmeyle, bilimsel temelli çalışmayı benimsemiş olan birey için, bu şu anlama geliyor: Hata yapsam da fark ettiğim anda, tekrar ve yeni bir varsayımla yola çıkarak, önümdeki sorunu bir şekilde çözerim. Bu düşünce tarzı da doğrudan bilimsel çalışmanın benimsendiğini ortaya koyar ki bu önemli bir kazanım.

Öğrenme bölgesine girmiş birey için amaç, her durumda yeni bir şeyler öğrenmek ve önüne gelen sorunlarla etkin ve yeterli mücadeleyle, hedefe ulaşabilmek. Birey, bir kez öğrenmenin kendisine kazandırdıklarını fark ettiğinde, artık dönüşü olmayan muhteşem bir yola girerek, sürekli kendini geliştirmenin yollarını arayacak.

Tüm bu aşamaları bilinçli, planlı bir yönlendirmeyle geçmeyi başarmış birey için, yeni ve çok daha etkin bir ortam yaratılmış olacak. Bu yeni ortam, hep daha iyisini, daha güzelini amaç edinip, sürekli çalıştığı ve daha çok öğrenmeyi mümkün kılan çıkarımlar yaptığı, gelişme bölgesi. Kendini bu ortama taşıyabilen bireyin, durdurulması da artık mümkün değil. Çünkü içindeki dürtüler ve sürekli kendini geliştirerek, yenilenip, yükselen bilgi birikimiyle, beyninin çalışma şekli değiştiğinden, eylemsel davranış şekli de değişim gösterecek ve hep bilimsel temelli düşünecek.

Görülüyor ki bireyin başarılı olması için ilk temel kavram cesaret ve çalışmak, çok çalışmak ama bilinçli ve programlı, bilimsel esasları benimseyerek ve taviz vermeksizin çalışmak. Doğal olarak da bunun bireye öğretilmesi gerekiyor ve burada da sorumluluk, aileden başlayarak, çevreyi oluşturan tüm etmenlerle birlikte, ağırlıklı olarak Devlete düşüyor. Ancak temel etken, her daim bireyin kendisi, kendi çalışma azmi ve kendine seçtiği örneklemler.

Sonuçta birey için ortaya çıkan akış şeması şöyle: Konfor bölgesi-Korku bölgesi-Öğrenme bölgesi-Gelişim bölgesi. Birey, kabuğunu kırıp, kendini konfor bölgesi dışına taşımayı başarıp, korku bölgesi olarak isimlendirilen, başkaları ne der anlayışı, ürkerek girişimden kaçınma ve mazeret bularak girişimden uzak kalma safhasını üzerinden atmayı başardığında, doğrudan kendini öğrenme bölgesinde ve araştırma içinde bulacak. Bu aşamaya gelebilen birey, kazandıklarıyla sürekli daha fazla öğrenmek isteyecek ve kendini gelişmeye açık hale getirerek, sürekli yeni hedeflerle, yenilenen hayallerle, dönüşü olmayan bir bilgi edinimi alışkanlığıyla hayatına yön vermeye başlarken, entelektüel kimliğiyle diğerlerine de örnek olarak, bir nevi, çağ atlama noktası oluşumu için, kendince gerekli ortamı hazırlamış olacak.  

Aslında, yazının başından itibaren, bireyi gerçek bir entelektüelliğe ulaştıran aşamalardan söz ederken, ortaya bir de slogan çıkıyor: Başarmak istiyorsan, kır artık kabuğunu.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI