NEDİR BAŞARMAK - CAN UĞURATEŞ

22 Haziran 2019 Cumartesi 11:25

İnsanların en büyük ideallerindendir başarılı olmak. Başarılı olduğunu hissetmek için belirlenen hedefler de farklıdır ancak genelde çok kazanımda birleşme görülür. Yani insanların önemli bir bölümü, maddi kazanımda fazlalılığı başarılı olmak olarak niteler. Oysa yanılıyordur.

Başarı, hayatın anlamının kavranmasıyla ulaşılan mutlulukta gizlidir. Başarı, karşılık beklenmeyen sevginin ve saygının bileşkesinde ulaşılan huzurda gizlidir.

Ralph Waldo Emerson başarıyı şöyle tanımlar: “Başarı, sık sık gülmek ve çok sevmektir; akıllı insanların saygısını ve çocukların sevgisini kazanmaktır. Dürüst eleştirmenlerin onayını almak, sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktır. Güzeli sevmektir; herkesteki en iyiyi bulmaktır. Karşılık beklemeyi hiç düşünmeden, kendiliğinden vermektir. Geride ister sağlıklı bir çocuk, ister kurtarılmış bir ruh, ister bir parça yeşil bahçe, ister iyileştiren bir sosyal durum bırakarak, dünyanın iyileşmesine katkıda bulunmaktır. Gönlünce eğlenmek ve gülmek, kendinden geçerek şarkı söylemektir. Tek bir kişi bile olsa, birinin, sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir. İşte budur başarmak.”    

Başarının tanımı en güzel şekilde yapılmışken, günümüzde, maddi kazanımın esaretine gizlenmiş beyinlere sahip bireylerin, giderek arttığı gözlemlenir. Bir kısım insan hedeflediği maddi kazanıma erişemediğinden, bunun hiç olmayacağı endişesi ve eksiklik olarak düşündüğünü kurtarma çabasıyla, fiziki güzelliğe ve inandığı genetik cazibeye yönelir. Toplum yapısı içinde oldukça fazla görünüm sergileyen, kılık ve kıyafetini oluşan trend doğrultusunda düzenlemeye, modaya uygun giyinmeye çalışan, çoğu kez aykırı saç- sakal modelleriyle, imitasyon gözlükler ve takı çeşitleriyle dikkatleri kendi fiziksel görünümlerine çekmeye çalışan bireyler, ağırlıklı olarak bu doğrultuda davranış sergiliyordur. Üstelik bu davranış şekillerinin artması, beraberinde toplumsal bir yozlaşma getirme tehlikesi de içerir. Çünkü birey kendini bilmekten, tanımaktan uzaklaşarak, doğal olmayana yönelirken, ardından gelenlere kötü bir rol model görüntüleyerek, çalışarak elde edilebilecek kazanımlardan uzaklaşmaya, yani onları kolay olanı benimsemeye, çaresizliğin kabulüyle, öğrenilmiş çaresizliğe sürüklüyordur. Bir soru: Siz hiç Albert Einstein’ın kılık kıyafetine dikkat ettiniz mi?

Bazı insanlar da kazanımın yetersizliğini, eksik olanı güçlü görünümle kapatma endişesinde aykırı hareketlere yönlenir ve belki en tehlikeli davranış şekillerinden biri de budur. Çünkü bu yönde davranışlarla eksikliğini hissettiği güç gösterisini, muhtemel mevcut aykırı gruplar bütünlüğünde kazanıma çevirmek isteyen birey, farkındasızlıkla, kanun dışı olabilecek eylemlere, suça sürüklenme davranışlarına yönlenir. Üstelik katıldığı grup liderince kullanılmakta olduğunu dahi bilemezken, hayatını nasıl bir çıkmaza sürüklediğinin farkında değildir. Bu yönde davranış sergileyen birey, biat kültürüne yönlenirken, cehaletin esaretinde kullanıma hazır, inanmış insan görünümüyle, farkında bile değilken, önemli ve etkili, hatta Dünyanın kullanıma hazır en iyi silahı haline gelir.

O halde insanın önce kendini tanımasından başlanarak, imkân ve kabiliyetleri etkin olarak sorgulanmalı, bilimsel temelli eğitimin aydınlığında ve uzman yönlendiricilerin rehberliğinde, en iyi yapabileceği işe yönlendirilerek, toplum içinde kendine saygın bir yer edinmesi sağlanmalıdır. Birey, ancak bu şekilde her türlü kazanıma yönlenebilecek motivasyona ulaşabilir. Bunu sağlamanın en kolay yolu da sorgulamanın cazibesinde okumayı teşvik ederek, her türlü kitabın, kaynağın mümkün olduğunca okunmasıyla, bireylerin, zihinsel berraklığa ve kültürel birikime ulaşmasını sağlamaktır. Bunu yaparken, beyinsel aktivitenin ve ruhun en büyük gıdası olan sanatsal faaliyetlere aktif katılım da en büyük desteği sağlayacaktır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI