Ruhlarda Vardı Anarşistlik - CAN UĞURATEŞ

30 Mart 2020 Pazartesi 01:15

Günümüzde, okumaktan giderek uzaklaşan bir gençlikle, esasen, geleceğimizi şekillendirecek olan fikir akımlarından da uzaklaştık. Tartışmalar anlamını yitirip kavgalara dönüşürken, kişisel saygınlığımızı yitirdiğimizi de algılayamadık. Gerektiğinde, otoriteyle olması gereken mücadele kişiselleştirilerek topluma yansıtılınca, ortaya çıkan görünüm, kavramların değişimine yol açtı.

İyi ve kötü kavramları, bireylerin algılarında oynanan oyunlarla manipüle edilerek halka yansıtılınca, iyi ile kötünün tanımı da anlamını yitirmeye başladı. İyi ve güzel olanın sorgulanmasından ortaya çıkan sonuçlar, evrensellikle değişmez olması gerekirken, tanımların algılardaki karmaşasında, her şey birbirine karıştırıldı.

Okumaya başlamıştık bir zamanlar ve erkekler, kadınlar, çocuklar; kariyer sahibi olanlar, evde oturanlar, herkes kendince, ulaşabildiğince, imkânları elverdiğince okumaya çalışıyor ve bir şekilde okuyordu. Gazeteler, dergiler kuponlarla ansiklopedi ve kitap dağıtıyordu. İnsanlar, bilmecelerin çözümünde sözlükler karıştırıyordu. Hatta siyah-beyaz ekranlarda klasik romanlardan kurgulanmış filmler ve diziler yer alırken, klasik müzik dinletileri yapılıyor, radyolardan, çocukları da kapsayacak şekilde radyo tiyatroları, halk hikâyeleri ve klasikler sunuluyordu. Sonra birileri kitaplarımıza göz dikti, birileri beyinlerimize göz dikti, birileri de zaten köşede bekleyip uyuşmamızı, okumaktan ve kültürel yaşamdan uzaklaşıp, beyinlerimizi kendilerine sunmamızı hedefliyordu ki öyle de oldu.   

Oysa ruhlarda vardı anarşistlik. 68 kuşağı olarak nitelendirilen, fikirsel olarak çok daha eskilere dayansa da Vietnam Savaşı yansımalarıyla üniversitelerde başlayan otoritenin yanlışlarına başkaldırı ve hümanizm, bir dönem gençliğiyle bağdaştırılsa da Hippi kavramıyla, çiçek çocuklarla ve biraz daha farklı bir özgür yaşam anlayışıyla algılara sunulmuş ya da ideolojik tanımlamaların kaotik yapısında fraksiyonlaşarak anlamını yitirmiş olsa da esasen bir zamanlar, anarşistlik, özgürlüklerin dayanılmaz cazibesinde, ruhlarda yer etmişti.

Bu arada, tam da bu noktada, önemli bir farkı belirtmekte fayda var. Anarşist ile terörist aynı anlamda kavram olmadığı gibi, temelde önemli derecede de farklı. Anarşizm, toplumsal otoritenin, tahakkümün, erkin ve hiyerarşinin tüm biçimlerini bertaraf etmeyi savunan çeşitli politik felsefeleri ve toplumsal hareketleri tanımlayan, özgürlük esaslı sosyal bir terim olarak anlamını bulurken, anarşist, bu felsefi kavramları, özgürlükleri savunan kişidir.  Anarşizm, felsefi anlamda özgürlüklere dayalı, sorgulamaya, araştırmaya, sebep-sonuç ilişkisini kurmaya yönelik temellendiğinde, sınırsız güç kullanımının, istediğini yapmanın önüne geçer. Çünkü eylemselliğiyle öne çıkan birey, esasen kültürlüdür ve bilinçlidir.  Terörizm, TDK Sözlükte: “ Topluma korku salma, insanları korkutma, yıldırma eylemlerinin tümü; siyasal bir hedefe ulaşmak için terörü bir yöntem olarak kullanma” olarak tanımlanırken, terörist, tüm bu maksatlara yönelik eylem yapan kişi veya örgüttür. Temel fark da buradadır. Anarşist, felsefi kavramlarla ve özgürlüklere yönelik şiddet dışı eylemselliğe başvururken, terörist, tamamen siyasi hedeflere veya her anlamda güç kazanımına ulaşma maksatlı, şiddetin kavrayıcılığında eylemselliğe yönelir. Onun içindir ki anarşist fikirlerinde zincirlenemezken, terörist, güç odaklarının esaretine mahkûm olur ve önde görülenler, ezici çoğunlukla, sapkın cehaletin esaretindedir. Anarşist, insanlığı etkileyen bir savaşının durdurulmasını ya da yanlışların önüne geçip, her birey için insanca, özgür bir yaşamı hedef olarak benimserken, terörist, aksine, tasarlanmış kazanımlar uğruna, şiddetin her türünü çekinmeksizin uygulayıp, hedef kitleyi yıldırarak amacına ulaşmayı gözetir.  

İnsanlık, bir zamanlar, felsefi yapıda ve özgürlükler uğruna anarşizme yönelmişti. Sorguluyor, okuyor, araştırıyor ve mantıklı çıkarımla sonuca ulaşabiliyordu. Sonra birileri, beynimize göz dikti ve kitaplarımız ya tamamen elimizden alındı ya da manipüle edilip gerçeklerden uzaklaştırılarak, doğmalarla, hurafelerle önümüze kondu. Beyinlerin bilinçli yönlendirilmesiyle, kimi beynini basit çıkarlar uğruna satışa çıkardı, kimi sunulanlarla mantıklı çıkarımlardan uzaklaşıp, bir nevi körelerek devre dışı kaldı. Sonuç: Koskoca insanlık, kendini, öğrenilmiş çaresizliğin esaretine teslim etti. Oysa felsefe ve bilimsel mantık bir uzanım ötemizde, sabırla fark edilmeyi bekliyor.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI