Sevgi Üzerine Düşünürken - CAN UĞURATEŞ

8 Haziran 2019 Cumartesi 00:10

Sevgi, tüm canlıların yaratılış özelliklerinden biri ve belki de en muhteşem olanı. Üstelik canlıların en çok ve kolaylıkla boşa harcadıkları duygu olarak, boşa gidenlerde başı çekmeye de devam ediyor. Sevgi: İnsanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu; insanı yüksek özverilere götüren ilgi duygusu gibi tanımlarla anlamlandırılıyor.

Ancak sevgi, günümüzde, haz veren birçok farklı duygu ile karıştırılıyor. Bunların önde gelenlerinden biri aşk, diğeri beğeni ve insan, “önce ben” egosunun bencilliğinde, esasen sadece kendini severken, karşısındakini sevdiğini ifade etme yanlışına düşüyor.

Aşk, kimyasal reaksiyonla ve aslen feromon etkisiyle gerçekleşen, bir cinsel yakın hissetme duygusuyken, aslında sevilen, “sevgilim” ya da “aşkım” olarak ifade edilen karşı cins değil.  Aşk, karşıdakinin verebilecekleriyle kendi ihtiyacının karşılanabileceği düşüncesiyle oluşan, karşılıklı çıkar ilişkisi olarak daha mantıklı iken, esasen aşk olarak isimlendirilen, “Önce ben”, egosunun devreye girmesiyle, karşı cinsten elde edilmesi düşünülen cinsel haz ağırlıklı ve tamamen bencilce bir duygu.  Bir süre sonra kişi için ihtiyaç ortadan kalktığında ya da istemleri değişim gösterdiğinde, bir anda biten duygu, ta ki yenilenen, değişim gösteren ihtiyaçların karşılanabileceği düşünülen, yeni bir hedef belirlenene kadar.

Beğeni ile de karıştırılıyor sevgi. Mesela güzel görünen bir yemek için de “seviyorum” denirken, aslında ifade edilmek istenen beğeni.

İnsan, seviyorum dediği bir canlıyı kafes içinde tutsaklığa, tabiata ait olan bir canlıyı evinde alıkoyarak esarete zorluyorsa; seviyorum dediğini avlayıp hayatına son veriyor ve hatta gıda maddesi olarak algılıyorsa; seviyorum dediği bir çiçeği, hoyratça koparıp göğsüne takıyorsa, bu oldukça bencil bir davranış şeklidir ve sevgi ile tanımlanamaz. Bu davranış şekliyle açığa çıkarılan duygular, sadece beğeninin göstergesidir; insanın, bencilliğinin esaretinde, sadece kendini sevmesinin göstergesidir.

Bir canlıyı sevdiğini ifade edip, onu beslerken, o canlının kendi iyiliği nedeniyle zorunluluk hariç, herhangi bir nedenle hayatına son verip, üstüne bir de gıda olarak tüketmek, herhalde sevgiyle tanımlanamaz, tanımlanmamalıdır. Bu duygu, o besin türüne ihtiyaçla gelişen damaksal beğeni olabilir ancak. İnsan oturup, sevdiğini afiyetle yemeği arzu ediyorsa, bir çelişki ortaya çıkar. Sevgi ile ölüm bir araya gelir mi? Üstelik insan, sevdiğini tutsak ediyorsa, onu sevmiyor, bencillik gösterisi yapıyordur. Çünkü sadece kendini çok seviyor ve karşıdakine sahip olmaktan mutlu oluyordur.

Karşı cinse yöneltilmiş sevgi ifadesi de çoğu kez bencilcedir. Karşı cinsi sevdiğini iddia edip, kıskaçlıkla şiddet uygulamak, özgürlüklerini bir şekilde kısıtlamak, özgür iradesiyle karar vermesine müsaade etmeksizin, onun için her şeyi düşündüğünü iddiayla hareket etmek, sadece kendi özgüven eksikliğinden kaynaklı, kaybetme korkusunun etkisiyle ortaya çıkan bir davranış şeklidir. Bu davranış şekli de gösterir ki insan, kendine olan sevgisinin bencilliğinde, hedeflediği bireye acımasızca davranmaktan da çekinmez.

İnsan, gerçekte kendini seviyordur ve duygusal istemleri de kendini tatmin etme yönündedir. Ancak, gerçekte sevgi deyince akan sular durur. Çünkü gerçek sevgi, fedakârlık gerektirir, özveri gerektirir, anlayış gerektirir, itina gerektirir.    

Sevginin gerçek tanımında davranış sergileyenler, insan, hayvan ya da bitki, diğer canlılara zarar veremez. Seven, her daim sevdiğini koruyup kollarken, ortaya koyduğu kıskançlık, onu daha da yüceltmek, yaşamını kolaylaştırmak için olabilir ve karşıdakini esarete sürüklemez. Seven, saygı duyar sevdiğine ve onun haklarını ihlal etmez.

Peki, sevmek midir güzel olan yoksa sevilmek mi?

Zordur, çok zordur gerçekten sevebilmek. Bir bilge diyor ki “sevmektir güzel olan ve sevdiğini hissetmek, çünkü kimse sevildiğini kesin olarak bilemez.”

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI