Sudan’da Bir Bölge Klasiği Yaşanıyor - CAN UĞURATEŞ

15 Nisan 2019 Pazartesi 09:45

Küresel coğrafyada herhangi bir bölgede gelişen olayları değerlendirebilmek için, olayların geliştiği bölgeye haritadan bakmak, gören gözlerin, yeterli derecede değerlendirme yapabilmesi için, gerekli emarelerin çoğunu ortaya koyar.

11 Nisan’da bir anda ajanslardan yansıyan, Sudan’da meydana gelen darbenin de nedenlerini algılayabilmek için, önce ülkenin bölgesel coğrafik konumuna, sonra ülkenin enerji kaynaklarına ve demografik yapısına, ardından ülkenin etkileşimde olduğu coğrafik unsurlarla, tarihsel ilişkilerinin gelişimine bir göz atmak gerekir.

ABD’nin Arap Baharı sloganıyla başlattığı fakat Arap coğrafyasını kanla sulamaktan öte Araplara bir getirisi olmayan, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamına giren ülkeler: Afganistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, Filistin, Irak, İran, Katar, Kuveyt,  Libya, Lübnan, Moritanya, Mısır, Pakistan, Sudan, Suriye, Suudi Arabistan, Tunus, Türkiye, Umman, Ürdün ve Yemen. Tüm bu ülkelerin jeostratejik ve jeopolitik konumu, ABD’nin stratejik enerji kaynaklarını ve ulaştırma hatlarını kontrol altında tutmasına yönelik ulusal çıkarları ile örtüşüyor. Dikkat edilirse, Sudan da bu listede yerini alıyor.

ABD’nin, Doğu Akdeniz’de bulunan enerji kaynaklarına erişim, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa-Asya güney ticaret yollarını kontrol, gerektiğinde İsrail güvenliği için etkin müdahale, gerektiğinde Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan’ı kontrol altında bulundurabilmek için konumuyla bölgesel etkinlik sağlayabileceği bir coğrafik yapıya ihtiyacı var. Sudan, konumuyla bu özelliklerin tümünü barındırırken, ülkede bulunan petrolün kontrolü de önem kazanıyor. Çünkü Sudan ve 2011’de bağımsızlığını sağlayan Güney Sudan, Çin, Hindistan, Japonya, Kore ve Endonezya ile hem petrol hem de tarım ürünleriyle etkileşim halinde. Yani ABD’nin düşman statüsüne aldığı Çin burada ve gelişen güçlenen ekonomik, teknolojik, askeri yapısıyla yeni küresel güçlerden olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Hindistan da burada.

Üstelik Küresel güç odaklarının elinde Sudan ile ilgili önemli bir koz daha var. Sudan çok yakın bir zamanda bölünmüş durumda ve tarihsel süreçte Afrika kökenliler ile Arap kökenliler daima karşı karşıya gelerek çatışmış. Halen 50 farklı etnik köken içeren bir demografik yapıya sahipken, bağımsızlığını elde ettiği 1956’dan bu yana, hiçbir zaman huzur bulamayarak, darbelere alışmış bir ülke. Son darbe ile görevden uzaklaştırılan Ömer el Beşir hakkında, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş tutuklama kararı var. Ömer el Beşir, Darfur’da, insanlığa karşı suç, savaş suçu ve soykırım ile suçlanıyor. Gelişmelerden ortaya çıkan sonuç: Halkın, askerin gelmesini istemesiyle, bu darbeye/ yönetim değişimine, planlı bir çalışmayla hazırlandığını gösteriyor.     

Sudan’da yönetim değişikliğini gündeme getiren ve göründüğü kadarıyla bu değişimi başaran el, Türkiye-Sudan ilişkilerinin gelişimine yönelik de tedbir alarak, sosyal medya üzerinden, halk üzerinde giderek olumlu izlenimler yaratan Türkiye’nin, ülkeye müdahale ederek kaosa neden olduğu algısını yaratmaya çalışıyor. Yani bir yandan bölge istenilen koşullara uygun hale getirilirken, bir yandan da Türkiye bölgeden dışlanılmaya çalışılıyor.

Sudan’da yine, yeniden bir bölge klasiği yaşanırken, tüm temenniler insanlığın yeniden ölümlerle, tecavüzlerle, göçlerle, parçalanmış ailelerle gelen yeni bir dramatik süreç yaşamaması yönünde. Ülkede yaşanan gelişmelerin ardından, yeni yönetimin oldukça temkinli hareket ettiği ve halkın nabzını etkin olarak kontrol ettiği ortaya çıkıyor. Aksi halde, halk zaten açlıkla ve yoksullukla boğuşurken, ülkenin bir anda kan gölüne dönme riski çok yüksek. Yeni yönetim, iki yıllık bir geçiş dönemi ardından demokrasiye dönüleceğini de açıkladı ama gelişmeler henüz çok yeni ve güç odaklarının bölgeye planladığı rol önemli.   

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI