Türkçe Kullanımı Üzerine - CAN UĞURATEŞ

24 Ocak 2020 Cuma 01:34

Daima gelişmeye yönelik tedbirler almak, gelişmeyi hızlandırmak, hedefi mümkün olduğunca büyük tutmak, başarı için gerekli şartlardandır. Gelişim göstermeyen, bu yönde çaba sarf etmeyen her faaliyet, doğal olarak, süreç içinde eskimeye, geride kalmaya ve yok olmaya mahkûmdur.

Tabiat, gelişimini doğal seçilim, dolayısıyla evrim kurallarıyla işletirken, inanç retorikleri incelendiğinde de belirli aralıklarla indirildiği kabul edilen dinlerin, geliş sırasıyla gelişerek veya gelişmeye yönelik tedbirlerle yoluna devam ettiği görülür. Kapalı yapıların sabitlenmiş fikirleri ise sorgulamaya ve araştırmaya imkân tanınmadığından ve ideolojik boyuttaysa, liderin etkinliği süresince toplumda kendine yer bulurken, liderle birlikte göçüp gider.

Gelişimde temel esas, bilimsel araştırma tekniklerinin benimsendiği, merakla başlayan ve sorgulamayla, araştırmayla devam eden süreçlerin etkinliğini korumaktır. Ana hedef: Çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmaktır.

Ancak bazı değerler vardır ki değiştirilemez ve millet olmanın temel özelliklerindendir. Bu değerler, Devletin devamlılığı için gerek şartlardandır ve dil birliği de bunlardan biridir.

Dili zenginleştirmek ve diri tutmak, bir devletin en önemli görevlerindendir. Kurucu lider ve kurucu kadronun ilk hedeflerinden biri de dil birliği ve dilin zengin, diri tutulmasıdır ki bu maksatla, 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumu kurulmuştur ve halen de faaliyettedir.

Dilde, söylemlerin anlamlarında değişim olmadıkça ya da isim gerektiren yeni bir buluş ortaya çıkmadıkça, değişime gitmek sadece kendi dilini inkâr etmek olur. Üstelik getirisi de yıllar içinde özden uzaklaşma, toplum değerlerinin değişmesi ve gerilemesiyle, güç odaklarının idealleriyle doğru orantılı, emperyal güçlerin kazanımını olur. Çünkü emperyalist güçlerin bir coğrafyayı kan dökmeden ele geçirme yöntemleri arasında, kendi kültürünü, dilini, dinini, yaşam şeklini empoze ederek, hedef kitleye benimsetmek önemli bir yer tutar. Sonrasında, Irak’ta olduğu gibi, demokrasi ve özgürlük götürdüğünü iddia eden ABD askerleri ile tankların yanında, silahların gölgesinde, gayet rahat ve aynı dili konuşarak anlaşmayı başaran, yakınlaşan ve şarkılar söyleyen, işgalcileri benimsemiş, kolaylıkla kabul etmiş çocukları görmek, bu yönde projelere bağlı gelişmelerin doğal sonucu olur.

Türk toplumu, yüzyıllar süren, devam eden İslam inancının ve Arap kültürünün baskın etkisi ile bölgesel etkileşimle, Türk dilini, Arap ve Fars kökenli sözcüklerle doldurdu. Bunun getirisi günümüzde halen tartışılıyor.  

Dilin zenginleşmesi deyince ilk akla gelen, yabancı kelimelerin dil içinde yaygın kullanımı olsa da bu yanlış bir algı. Çünkü dilde zenginleşme ancak unutulmaya yüz utmuş eski sözcüklerin yeniden kullanılmaya başlanmasıyla ve mümkün olduğunca fazla sözcük dağarcığıyla kazanılabilir. Ayrıca kelimelerin statik ve dinamik kullanımının, yani okuduğunu anlamanın öneminin kavranmasıyla, dilin zenginliği ortaya çıkar. Tabii ki yeni buluşların isimlendirilmesi de buna katkı sağlayacaktır. Ancak bilinen, çok kullanılan, markalaşmış kelimeler, kavramlar için Türkçe sözcük üretimine çalışmak da ortaya sadece saçma sözler çıkarır. O halde uluslararası kullanımda olan kelimeler için yeni arayışlara ihtiyaç yoktur ama Türkçe karşılığı olan kelimelerin Türkçelerinin kullanılması, dilin özünden uzaklaşarak değişimini, giderek yok olmasını engeller.

Bu bağlamda, meslek gruplarının kendine özgün jargonlarında kullanılan kelimeler için yeni sözcükler üretmeye çalışmak da başlı başına saçmalıktır. Jargon (Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığı) kavramı doğal olarak ancak ilgili lisanı kullanan bir meslek grubu ortaya çıktığında millileşebilir ki bu oldukça zordur.

Üstelik bilimsel çalışmalarla ortaya çıkmıştır ki Türkçe kelimeler, sayı olarak, diğer bazı dillerde kullanılan kelimelere göre daha az gibi görünse de kelimenin cümle içinde kullanımıyla anlamı değişir ve bu bir zenginliktir. Ayrıca, günümüzün bilgi sistemlerine en uygun dil olduğu değerlendirilmektedir. Türkçe, az sözcük ile çok şey anlatabilen bir dildir. Bazı bilim insanları, Türkçenin tamamen matematiksel olduğunu savunur. Çünkü Türkçe dil kuralları, kelimelerle, matematiksel formüle edildiğinde, ortaya çıkan sonuçlar şaşırtıcı şekilde anlamlıdır ve programlamalara en elverişli sonuçlara ulaşır. Programlama, uzay teknolojisi için olmazsa olmazlardandır.

O halde önce mümkün olduğunca kullanılan dilden taviz verilmemeli, entelektüel görüntü vermek kastıyla, mesleki jargon dışında yabancı kelime kullanılmamalıdır. Yabancı kelimeler yerine, anlamını tamamen karşılayan Türkçe kelimelerin kullanılması ve özellikle gençlerin, Türkçenin zengin sözlük yapısıyla barışık olması sağlanmalıdır. Bu maksatla, okullarda verilen Türkçe derslerinde, yabancı dil dersleri gibi, kelime öğrenimi ile kelimelerin dinamik kullanımının müfredat içine alınması önemli bir gerekliliktir. Yani her öğrenci, okuduğunu anlayabilecek seviyeye ulaştırılmalıdır.

Aksi halde, sosyal medyanın toplum ve özellikle genç beyinler üzerindeki olumsuz etkisiyle, şimdilerde sinsice dillendirilmeye başlanan ve şaşırtıcı şekilde önemli bir kolaylık olduğu değerlendirilen; mesajlaşmalarda kullanılan temelsiz, anlamsız, mantıksız kelimeler ile emoji tabir edilen simgelerle, toplum, yeni bir değişimle duvar resimleri,  çivi yazısı, hiyeroglif bulgularına yeniden ulaşacak gibi görünüyor.  

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI