VİRÜS-İNSAN MÜCADELESİ VE KOMPLO TEORİLERİ - CAN UĞURATEŞ

3 Şubat 2020 Pazartesi 09:14

Dünyanın devam eden çoklu tür yaşam süreçlerinde, salgın hastalıkların yol açtığı ölümlerin dehşete varan endişesi, günümüzde de varlığını korumaya devam ediyor. Tıp bilimi, tarih içinde kolera, veba, çiçek, tifüs ve grip hastalıklarının ağırlığında devam eden salgınlarda, gelişen ve değişen yaşam koşulları içinde, insanlığın gelişimiyle yarıştığı gözlenen virüslerin, evrimsel hızlarının değişkenlikle getirilerine ön almakta zorlanıyor. Halk arasında oldukça sıradan kabul edilen ve en ufak belirtilerinde sıklıkla grip veya soğuk algınlığı olarak isimlendirilen hastalığın, insan üzerinde oldukça kırıcı etkisi olduğu da dönemsel olarak değişen ön isimlerle, küresel boyutta salgına dönüşen vakalarla görüldü.

Küresel boyutta gribal özellikli büyük salgınlar 1889-1890 Rus Gribi, 1918-1920 İspanyol Gribi, 1957-1958 Asya Gribi, 1968-1969 Hong Kong Gribi, 2005-2008 Kuş Gribi, 2009’da Domuz Gribi adını aldı ve önemli derecede ölümcül vakalar olarak sonuçlandı. Ayrıca, tarih boyunca küresel etki yaratan önemli boyutta ölümcül sonuçlara ulaşan kolera, çiçek ve veba salgınları da var. 2002’de görülmeye başlayan yeni Coronavirüs türleri ise ilk olarak Çin’in Guangdong bölgesinden yayılımla, yarasadan palmiye misk kedisine, oradan da insana geçti ve SARS-CoV olarak isimlendirildi. Ardından, Suudi Arabistan’da başlayan ve deveden insana geçen MERS-CoV ve günümüzde tekrar Çin’de fakat bu kez Hubei eyaletine bağlı Wuhan kentinden başlayan 2019-NCoV virüsüyle giderek artan bir ivmede yayılan hastalık, tüm Dünyayı tehdit etmeye başladı.    

Yeni tür Coronavirüs, 2019-NCoV isim ve tanısıyla, artan ölüm vakaları ve ülkeler arası yayılımı nedeniyle Dünya Sağlık Örgütünü alarma geçirince, doğal olarak endişeler arttı. Bu gelişme de yine doğal bir etkileşimle, her önemli salgında olduğu gibi, komplo teorisyenlerinin dikkatini çekti. Komplo teorisyenleri, kendi iddiaları doğrultusunda, küresel derin devlet dizayncılarının, Dünyanın nüfusunun 500 milyon ile sınırlandırılması ideali varsayımından hareketle, bu salgının, aynı maksatlı veya ABD-Çin küresel güç mücadelesine dayalı bir biyolojik savaş saldırısı olduğunu iddia etmeye başladı. Üstelik yaptıkları değerlendirmelerde dayandıkları güçlü emareler de gerçekten var. Ancak, komplo teorisyenlerinin çoğunun küresel endeksli dergilerin yorumlarına dayalı ve sadece dergilerden, kitaplardan okudukları makaleler veya önemli figürlerin söylemlerine dayanakla ortaya koymaya çalıştıkları komplo teorilerinin, önemli bir eksiği var ve bu önemli eksik ise tehdit unsurunun kontrol dışı sapmalarının, planlayıcılarını da bir anda hedef konumuna getirebileceği kuvvetli ihtimali.

Dünya savaş tarihinde, doğaldır ki biyolojik harp kavramı var ve tarih boyunca çeşitli taktik ve tekniklerle uygulandığı biliniyor. Amerika coğrafyasındaki demografik yapının değişimi maksadıyla, Kızılderili etnisiteye verilen ve çiçek hastalığı içeren battaniyelerle yapılan kıyım, en çarpıcı örneklerden.

Güç odaklarının, yaşam türlerinin genetiğiyle oynayarak, onları istemleri doğrultusunda ölümcül bir silah haline getirebildikleri ve bu etkiyi, insanların ırksal kökenlerinin baskısındaki genetik yapılarına uygun hale sokarak, sadece hedeflenilen herhangi bir ulusu vurabilecek seviyede dizayn edebilecek teknolojiye sahip oldukları da önemli bir realite. 

Küresel boyutta tüm ülkelerin silahlı kuvvetleri bünyesinde, gerektiğinde saldırı ama ağırlıklı olarak savunma yönünde, bu konuda uzmanlaşmış birimler var. TSK da bu konuda yapılanmış durumda, KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer) birlikleri var. KBRN birlikleri, aynı maksat ve isimle kurulmuş okulla birlikte, savunma ağırlıklı olarak etkin görev yapmaya devam ediyor. KBRN savaşlarının özellikle kimyasal ağırlıklı olarak her iki büyük savaşta, Vietnam’da ve İran-Irak Savaşı süreçlerinde kullanıldığı bilinen bir gerçekken, ABD’nin günümüz müdahalelerinde, her fırsatta kimyasal ve nükleer silah tehdit algısını ortaya atarak yaptığı yıkımlar da halen hafızalarda ve çok taze.

Günümüz küresel güç mücadelesinde, ABD-Çin ekonomik üstünlük, denge değişimi ve kontrol etkinliği savaşında, her iki gücün de gerekli gördüğünde, çekinmeksizin insanlığı dehşete düşürecek gelişmelere imza atabileceği gerçeği ortada dururken, komplo teorisyenlerinin aklına, bu salgının bir biyolojik taarruz olabileceğini getirmesi, oldukça mantıklı. Ancak unutulan, görülemeyen ya da ihmal edilen bir gerçek daha var. Her kitlesel etki yaratan güçlü silahın, önemli derecede tehdit içeren bir de geri tehlikeli bölgesi var ve her asker bu tür bir silahı kullanırken, kendini korumaya özellikle dikkat eder. Çünkü yapılması muhtemel en küçük hata, silahı kullanana da mutlak zarar verir.

Biyolojik harbin en büyük riski, kontrolde yapılan hatayla, etkinin kontrol dışı gelişimiyle, kullanılan silahın, kullananın ülkesini de doğrudan vurabilecek olmasıdır. Biyolojik silah olarak kullanılan virüsler, doğal etkilerle kolaylıkla taşınabilme özelliğindedir ve konakçılar aracılığıyla nerelere kadar yayılacağını tahmin etmek oldukça zordur. Bu konakçı kimi zaman insan olurken kimi zaman farklı özelliklere sahip yaşam türleri olabilir. Bu yönüyle de farklı habitatlara hızla ulaşımında yayılması kolaylaşarak, bir an da tüm insanlığı tehdit edebilir. Coronavirüs tanısıyla 2019-NCoV adı verilen ve Çin’de ortaya çıkarak başlayan yayılımında, Asya’dan Avrupa’ya, Amerika’ya, Afrika’ya ve Avustralya’ya ulaşarak tüm Dünyayı etkilemeye başlayan bu salgının da bu yönüyle komplo teorisyenlerinin varsayımlarına uygun olmadığı görülürken, ortada duran o önemli gerçek ise şaşırtmaya devam ediyor. Her ne kadar bağnaz beyinlerce inkâr edilse de evrim var ve virüsler, alınan her tedbire rağmen, akıllara durgunluk verecek derecede hızlı mutasyonla, her daim insan beyninin bir veya birkaç adım önünde hareketle, farklı yapısal davranışlarla kendini korurken, insanlığı her fırsatta vurmaya devam ediyor.

Evet, önemli bir biyolojik harp var ve insanlığın tarihselliğinde, ölümcül mücadele vazgeçilmeksizin, ısrarla devam ediyor. Savaşın tarafları da çok açık: İnsanlık-diğer yaşam türleri ve özellikle virüsler. Aslında insan, bilinçli veya bilinçsiz, Dünya üzerindeki diğer türlere yönelik nesli tüketme doğrultusunda davranış sergileyerek egemen olmaya çalışırken, diğer tüm yaşam türleri de virüslerin öncülüğünde, insanı tehdit olarak algılayıp, Dünya üzerinden yok etmeye çalışıyor.

       

    

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI