Bu piyasa iş yapar mı? - CÜNEYT ÖRKMEZ

31 Temmuz 2019 Çarşamba 02:23

26 Temmuz 2018 tarihi Türk-Amerikan ilişiklerinde bu güne kadar yaşanan krizlerden en büyüğüne aday sayılabilecek bir tarih olarak kayıtlara geçti. Bu yaşananların iki ülke ilişkilerinde yarattığı kriz kadar etkili olan bir diğer yanı, Türkiye ekonomisinde yarattığı büyük depremdir. Rahip Brunson’un tutukluluk hali üzerinden Türkiye’ye yöneltilen yaptırım tehdidinin piyasalarda yarattığı depremin etkileri bugün hala tam olarak ortadan kalkmış sayılmaz. Siyasette ve piyasalarda yaşanan şok etkisi birçok sektörü derinden etkiledi. Diplomasiye olan güven duygusu derinden sarsıldı. İç piyasada yaşanan ekonomik durgunluğu aşmak için atılan adımların, zorluklarla geçen bir yılın ardından işe yaramasını umutla bekliyoruz. Atılması gereken yeni adımların siyasetin ilk gündem maddesi olarak siyasi bir görüş birliği ile hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu yaşananların üzerine bir de bu bir yıl içerisinde yaşanan seçim süreçleri eklenince, piyasanın normale dönmesi, toparlanması gecikti. Seçim sonuçlarında ekonomik beklentilerin etkisini yadsıyamayız. Piyasalara ABD darbesi, seçim, geçim derken tam bir yıl geride kaldı.

Geçen yıl bu günlerde yaşanan krizin Türkiye ekonomisine büyük ölçekli etkileri olduğu kadar, toplumun farklı katmanlarına, sokağa, yaşam biçimleri üzerine etkileri de son derece ilginç sonuçlar doğurdu.  İş yapma yöntemleri, satın alma güç ve davranışları, yatırım biçimleri değişti. Ekonomik veriler üzerine yayınlanan raporlar, istatistikler ve endekslerden bu değişimi istatistiksel olarak ta görebiliyoruz.  Bu dönemde Türkiye ekonomisi üzerine yeterince gerçekçi sayılamayacak,  özensiz yorumlar yapıldı. Bu yaklaşımlar piyasanın ve devletin bu negatif görünümden çıkış yolları üzerine arayışlarını sekteye uğratan yanıltıcı yaklaşımlar olarak aklımızda. Ekonomide gerçeklerden uzak durup, olanı olduğu gibi kabul ederek tedbirler almazsak sadece zaman kaybetmiş oluruz.  Üretim bu gün için Türkiye’nin dışa bağımlı olduğu her alanda birinci gündem maddesi olmak zorunda. Nitekim üretmeye devam edebilen ve ürettiklerini içerinin yanında dış pazarlara ulaştırabilenler, ihracat olanağı yaratan firmalar ile Türkiye bugün bir nebzede olsa geleceğe umutla bakabiliyor. Ekonomide siyasetin ve bürokrasinin sorumlulukları hiç olmadığı kadar birikmiş durumda. Üretime, yatırıma, istihdama ve ihracata yönelik devlet olanaklarının daha etkili kullanılması için KOBİ’lere ve girişimcilere sağlanan desteklerin daha etkin planlanması ve piyasanın önünde düşünebilen, gerisinde kalmayan çalışan ve üreten kesimleri anlayacak adımları atacak düşünce adamlarına ve bürokratlara ihtiyaç hiç olmadığı kadar çok.

Dersler, ödevler ve görevlerle dolu bir dönem bizi bekliyor. En azından bunun farkında olunarak her adımın dikkatli ve bir o kadar hızlı atılması gereken bir dönem. Son faiz indirimi kararı bu adımlardan biri. Umarız isabetli bir dönüm noktası olsun.

Yazının başındaki soruya gelirsek, iş yapma koşulları doğru analiz edilirse, milli çıkarlar açısından ekonomi öncelikli gündem maddesi olursa, bu piyasa iş yapar.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI