Eve dönüş ve ekonomik beklentiler - CÜNEYT ÖRKMEZ

29 Ocak 2016 Cuma 09:54

Bir ara sanki soğur gibi olduk, AB ilişikleri ve müzakere sürecinde heyecansız bir dönem başladı ve sürdü. Nereye kadar sürecek derken sürmedi. Mülteci sorunu, Rusya ile olan kriz Suriye iç savaşı ve yarattığı terör sorunu AB ile olan ilişkilere farklı bir anlam yükledi.  

Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimizde geçmişten bu güne hep inişler çıkışlar oldu. Soğumuş  gibi görünmenin sebebi AB dışı dış ilişkilerde Türkiye’nin ilişki kurma ve iş birliği olanakları yaratma becerisi yatıyordu. Kuzey’de Rusya Güney’de Suriye, Irak, Arap ülkeleri, hatta ambargodan kıvranan İran ile kurulan ya da yürütülen ilişkiler siyasi olduğu kadar ekonomik çıkarlar açısından da karlı işbirliklerine dönüşüyor ve AB’yi tek alternatif olmaktan çıkarıyordu.

AB’nin seçkinler kulübü tavrı ve kural koyan, izleyen, değerlendiren ve eleştiren yapısı Türkiye’yi iyice bunaltmış ve yeni arayışlarının hızlanmasına sebep olmuştu. Hiç gidilmeyen ülkeler bile ziyaret edildi. Büyük devlet imajını sağlayacak organizasyonlar yapıldı dış politikada.

Şimdi AB ile olan ilişiklerde yeni bir döneme girdik. Dün AB Bakanı Volkan Bozkır Ankara’da Türkiye’nin tüm sivil toplum kuruluşlarını bizzat davet ettiği bir programda STK temsilcileri ile bir araya geldi. Ben de oradaydım ve Türkiye - AB ilişkilerindeki yeni dönemin ne anlama geldiğini daha yakından görme olanağı buldum. Bu etkinliğin dikkatimi çeken en önemli yanı AB Bakanı Volkan Vural’dan, hükümet temsilcilerine STK ve kurum temsilcilerinden tüm katılımcılara kadar her kesimin AB sürecinin heyecanını özlemiş olmasıydı. Yeni dönem AB fonlarının tanıtıldığı salon hınca hınç doluydu. AB’ye uyum ve müzakere sürecinde her kesimin üzerine düşeni yapma arzusu ve arayışında olduğunu görmekten etkilendim.  

Başbakan’ın  en son İngiltere Davos, Almanya ziyaretleri Türkiye –AB ilişkilerinde önemli bir döneme girileceğini gösteriyor.  Karşılıklı olarak ekonomi ve dış politikadaki çıkarların ayrıca ele alınması dengi dengine bir diyalog sürecinin parçası olarak görülmeli.  Türkiye’nin AB’ye dönüşünü eve dönüş olarak tanımlayabiliriz. Ayrıca iş dünyası için bu yakınlaşmayı daralan dünya piyasalarında yeni Avrupa pazarına açılmak için bir fırsat olarak değerlendirebiliriz. Çeşitlenen Avrupa ihtiyaçları için Türk girişimcisi bu yakın pazara gereken önemi göstermeli. İhracata yönelik desteklerin AB’ye yönelik olarak özel olarak tasarlanması tam da bu süreç te KOBİ’ler için nefes kaynağı olacaktır. Özellikle vizesiz Avrupa Türkiye’nin pazarlama olanaklarının da kolaylaşacağı anlamını taşıyor. Unutmamak gerekiyor ki sürdürülebilir kazanımlar açısından en kötü Avrupa en iyi Avrupa dışı pazardan çok daha iyidir.  Değerlendirmek gerek.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI