Of Tembellikten Yorulduk - DR. YUNUS EMRE AYNA

2 Nisan 2020 Perşembe 00:47

Tembelliğin yorgunluğu mu olur? Demeyin, oluyor ki hem de nasıl oluyor.

Yıllarca mesleğini seven ama işini bir türlü sevmeyen biz çalışanlar; “bir durum olsa da işe gitmesek” diye temenni etmişizdir. Bilgiyi seven ama okula gitmekte hep zorlanan sevgili çocuklarımız, öğrencilerin “kar tatili olsa da okullar tatil olsa” duaları her zaman karşılaştığımız bir durum olmuştur. Korona sayesinde (!) elde edilen ve hiç hesapta olmayan çalışma ve eğitim molası (tatili) bu temennilerin ve duaların kabulü müdür yoksa… bilemedim?

Evet nihayetinde çalışma hayatı %80 yavaşlarken eğitim dünyası ise tamamen online a geçmiş durumda. Hal böyle olurken özellikle çocukların ve babaların! evde kaldıkları hafta sonu iki güne bile tahammül edemeyen ebeveynler ucu açık uzun bir süre bu tatile maruz(!) kaldılar zorunlu olarak.

İlk günler sağlık endişesi ile tedirgin olan çalışanlar içten içe de işe gitmeyecek olmanın sevincini de gizli de olsa yaşadılar. Çocuklar ise onların duygularını gizleme gibi bir dertleri yok tabii ki. Ama sınav sürecinde olan sekizinci ve on ikinci sınıf öğrencileri hariç tutabiliriz. İşte bu ruh halinde tatil modunda geçen ilk hafta daha çok uyuyarak, dinlenerek aile olmanın güzelliğini yaşayarak yine sağlık endişesi altında geçirildi.

Koşturmaca, iş yoğunluğu fastfood yaşam tarzı ile, neredeyse nefes almaya (ki eskiden başımı kaşımaya vaktim yok derlerdi) zaman bulamadığını söyleyenlerin sayısı gün geçtikçe artmaktaydı. Spor yapın; “zamanım yok”, kendinize bakın; “zamanım yok vallahi”, çocuklarınızla vakit geçirin; “zamanım yok anca onlar için çalışıyorum” aile akraba arkadaş ziyaretleri… “kendime zamanım yok onlara nasıl ayırayım” ifadeleri günlük rutin söylemlere dönüştü. Bu cümleler sitem mi? Bahane mi? Cevabı sanki bilinecek kadar zor bir soru.

Çağımızın teknolojik ve zaman hızına bağlı olarak göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir ömrün, girdap içerisinde hızla döne döne ilerleyen zamanın bir anda çarklar arasına konmuş bir çubuğun saati durdurması gibi korona tatili hayata, etkinliklere, eğitime, çalışmalara aniden dur dedirtti. Fizyolojik olduğu gibi biyo-psiko-sosyal bireyler olarak psikolojik ve sosyal dengelerimizde alışa gelmiş işleyişlerin aniden engellenmesiyle etkilenmektedir. Bir başka ifadeyle yoğun çalışma başta olmak üzere hayatın hızlı akışına alışmış bünye bir anda uzun ve ucu açık mola, tatil, dinlenme gibi belirsiz bir boş zaman algısı karşısında şok yaşayabilmektedir.

İşte tam da bu şok yaşam düzenine uyumlanamayan dizi izleyip kitap okumayı hep çalışma aralarına sıkıştırmaya alışmış boş oturan bünyelerde, bu tür faaliyetler bugünlerde “iş” kavramı algısı yaratmakta ve kitap okumak, dizi izlemek, çocuklarla etkinlikler yapmak bünyeleri yormaktadır ki fiziksel olarak yorulmuş kadar yorgunluk bitkinlik ve hatta halsizlik hissedebilmektedirler. Yani “tembellik yorgunluğu” yaşamaktadırlar.

Tembel yorgunluklar için dikkatli olmamız gerekiyor. Uzun süreli uyumalara yönlenmemeli, her gün işe gittiğimizde ne kadar uyuyorsak en fazla bir saat fazlasını uyumalıyız. Biyolojik saatlerimizi aynı biçimde kullanmalı, gece oturup gündüz uyma moduna dönmemeliyiz. Zira bir zaman sonra bu mola bittiğinde bu sefer de çalışma temposuna uyumlanmada zorlanacağız.

Günlük fiziksel ve zihinsel hareketli etkinliklerde mutlaka bulunmalı ve moral motivasyonumuzu hep açık ve yüksek tutmalıyız. Fiziksel dezenfekte ile korona virüsünden ona verdiğimiz önem kadar zihinsel dezenfektasyonumuzla da panik (koronayak) virüsünden uzak durarak psikolojik sağlığımızı düşünmemiz gerekmektedir. 

Saygılarımla.

Dr. Öğr. Üyesi Yunus Emre AYNA


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI