Birey Olmak Üzerine - EKREM ASLAN

3 Mayıs 2019 Cuma 11:40

Değerli Gazette okurları, sevgili dostlarım. Çok uzun bir aradan sonra medya aracılığıyla yazın hayatına merhaba diyebilmenin heyecanını ve mutluluğunu yaşıyorum. Şüphesiz bu mutluluğumun kaynağı düşüncelerimi paylaşacağım bu köşeyi sizlerle bir bağ kurabilme aracı olarak görebilmekten kaynaklıdır. Gazette gazetesi, Adana ilimizde 5 yıldır ilkesel yayıncılık anlayışından ödün vermeden, tüm yazılı basınımızın yaşadığı maddi sıkıntılara rağmen yayın hayatına devam etmektedir. Halkı doğru bir şekilde bilgilendirmesinin yanı sıra çıkardığı eklerle ki özellikle Gazette Eğitim ekiyle Adana’mızın Eğitim durumu ve Gelişimi üzerine ciddi çalışmalar yaparak çok önemli bir kamusal görevi ifa etmektedir. Bu nedenle sizlerin huzurunda imtiyaz sahibi Fatma İnci Gül Hanım şahsında emek verenleri kutluyorum.

Birey olmak, herhangi bir otoriteye biat etmeden, kararlarını kendi verebilmektir. İnsan için en zor olan şey karar vermek ve verdiği kararların sorumluluğunu üstlenmek, gerektiğinde kendi kendini kısıtlayabilmektir. Birey, toplum içerisinde özgürce tavır takınır. Çağdaş, sağlıklı toplumlar bu tip gerçek bireylerden oluşurlar. Cemiyet hayatına adapte olamamış cemaatleşen sistemlerde birey ya da kimlik yoktur çünkü birey olmak özgür olmaktır.

Birey olmak; bir disiplin çerçevesinde aklını kullanmak ve aldığın kararların sorumluluğunu da yüklenmektir. Kişiliksizlik, günü kurtarmacılık, erdemsizlik, adam sendecilik, lakaytlık ve işgüzarlık değildir. “Birey olmak insanın kendi olması, kendinin bilincine varması demektir.”

Birey olmak, gayret göstermek ve emek sarf etmeyi gerektirir. Birey olmak, toplumdan kendini yalıtmak değil, bütünün içinde kendi gibi bulunabilmektir.

Birey olmak; Çoğunluğun içinde tek ses olmak, çoğunluğun sesini tek ses haline getirebilmektir.  İnsan bireysel varlık olduğu kadar toplumsal varlıktır. Toplumun gelişmesi gerçek bilinçli bireylerden oluşması ile olanaklıdır. Topluluk içerisinde gerçek anlamda birey olabilmek bir kişisel gelişmişlik neticesidir. “Ama takım ruhu ve takım oyuncusu olmak da önemlidir.” şeklinde düşünenler, bir takım oyuncusu olabilmenin ilk şartının önce gerçek bir birey olmak gerekliliğini gözden kaçırabilirler. Henrik Ibsen şöyle diyor: “Dünyanın en güçlü kişisi, en yalnız ayakta durabilendir.”  Bu yüzdende  birey olmanın koşuludur yalnızlığı göze alabilmek …

“Birey olmak; kendinin farkında olmak, kendi değerlerinin, yolunun bilincinde olmak, olumlu ve olumsuz yanlarını, davranışlarını değerlendirebilmek, çevresi ile ilişkilerinde kendi varlığını duyumsamak, davranışlarında kendi değerlerinin eksenini yakalayabilmek, yanlışlarını kabul edebilmek, yakın ve uzak çevresiyle ilişkilerine doğru mesafeler koyabilmek, özeleştiri yapabilmek, kendini kontrol edebilmek demektir.”

Birey olmak ; fark edip, fark edilip, fark yaratmak durumunu gerektirir.  “Hiçbir insan kendi başına bir ada değildir, Her insan anakaranın bir parçasıdır.” denir ancak her parça çok özel olmalıdır. Birey olabilen kişi kendini ne zaman bütünün parçası ne zaman da bambaşka bir parça  konumuna getireceğini bilen ve seçen kişidir.

Birey olmak  gerektiğinde “Hayır” diyebilme gücüdür. Başkalarının çok değer  verdiği kendimizde var olan bir şeyden vazgeçebilmektir.

Birey olmak bencil olmak değildir, o farkındalıktır. Birey olmak Her şeyin kendimiz olduğunu ve kendimizin ise hiç bir şey olmadığını  fark edebilmektir.

Birey olmak illede  adam olmak demek değildir. Adamın adamı olmak ta değildir.“Birey olamayan sürüler hep onaylama bekleyeceklerdir. Onun için çalışacak, onun için çaba harcayacak, onun için yaşayacaktır. Saygı ve sevgi, itibar, erişilecek güç, makam, yetki, eğitim durumu hep onaylanma ezikliklerindendir.

Birey olmak insanların midesini kazanarak hükmetmek demek değildir. İnsanların gönlünü kazanarak tek başına kalabilmektir.

Birey olmak düm düz bir insan olmaktır. İnsanlardan bir insan  insanlardan bir insan olmak, sıradan yani faydası olmasa da zararı olmamak kimseye, insanca yaşayıp, zorluklara direnen, zorluktakine güç veren, kibirle koşmaktansa onurla yürümeyi tercih eden, kimseyi küçümsemeden en küçüğü “ben” diyen insan olmaktır.

”Birey olmak aslında zor bir süreçtir.karşılaşılan her türlü zorluklara karşı göğüs gerebilmeyi gerektirir. Sorunların üstesinden kararlılıkla gelebilmeyi ve güçlükleri aşacak iradeyi her fırsatta göstermeyi gerektirir.

Birey olmak ,Karar vermek, bunun için de seçenekleri görebilmek, bunlar arasında doğruyu bulmak, doğru bulduğu yolda yürümek, bunun sorumluluğunu almak, sonucuna katlanmak, hemen her aşamada, her olayda yeniden bu süreci çalıştırmak önemli bir çaba gerektirir.”

“Birey olmak , olgun ve bilgili olmayı gerektirir. Konuşmaktan çok  dinlemeyi gerektirir. Her şeyi bildiğini  gösterip her konuya balıklama atlamak birey olmanın özelliği değildir.

Birey olmak, bilgi ve yeteneklerini sadece ihtiyaç olduğunda, sorulduğunda ve istendiğinde ortaya koymayı gerektirir.

Birey olmak ne kendin ile ne de başkaları ile durmadan yarışmaktır. O, kendi yolunu seçip o yolda ilerlemektir. “Ne kötüdür devamlı herkesle yarış halinde olanlar. Bu kişiler kendileriyle savaştadır. İsterler isterler ve içlerindeki derin boşluk her şeyi yutar.” Bu karanlık duygu vampirleri ne kendilerine ne de çevrelerine huzur verirler. Onlarla araya usulca mesafe konmasında fayda vardır.

“Birey olmak sadece reddetmek değil, reddettiğimiz şeylerin yerine neyi, nasıl ve neden koyacağımızı kavramakla mümkündür.” Biz bilinci için önce sağlam bir ben bilincinin yerleşmesi gerektiğini bilip varlığını yitirmeden bütün içinde eriyip, yok olup gitmeden öz ile bir olarak aynı zamanda kendi farklılığının ve kıymetinin de bilincinde olmaktır.

Birey olmak “gerçek insan” olmak demektir. Bu da herkesin harcı değildir.

Birey olmak korkmayı gerektirir, vicdanından korkmayı vede vicdanı olmayandan korkmayı..

Birey olmak uzak durmayı gerektirir, devden değil sinek kadar gücüyle kendisini dev zannedenden uzak durmayı…

Kaynakça;

“İnsanı Tanıma Sanatı” Hanri Benazus

“Ocak 2005 Toplumsal Dönüşüm Yayınları”  Değişen Dünya, Değişen Değerler” Bedia Akarsu İnkılap Kitapevi”

Dr. Erdal Atabek “Çocuklar, Büyükler ve Tavşanlar” Altın Kitaplar Yayınevi

Berk Yüksel – Blok .milliyet.com

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI