BAŞARI ( SIZLIK ) ÜZERİNE - HAKAN GEDİKTAŞ

25 Ocak 2019 Cuma 09:56

Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin en güzel ve en GÜVENLİ köşelerinden birisi olan HAKKARİ ilimizde idim. O zorlu coğrafi koşullarda yaşayan birbirinden değerli insanlarla tanıştım ve her birisinin bir başarı öyküsünün kahramanı olduklarına  bizzat tanık oldum.  Peki ne yapmıştı bu insanlar.? Yeni bir buluş mu ortaya koymuşlar.? En hızlı atletler bu ilden mi çıkıyor.? En önemli bilim insanları bu ilde mi yetişiyor….? Başarı öyküleri ile ilgili HAKKARİ’de yaşayan insanlara duyduğum hayranlık yukarıda saydıklarımdan hiç birisi ile ilgili değil. Hayranlığımın tek nedeni HAKKARİ’de yaşıyor olmalarıdır.

Evet yanlış duymadınız. Sadece HAKKARİ’de yaşıyor olmaları dahi tek başına benim için bir başarı öyküsüdür. Kısıtlı imkanlar içerisinde TÜRKİYE’ye değer katmak için bütün halk el birliği ile çalışıyorlar. Anne-babalarının dizlerinin dibinden ayrılıp gelen gencecik öğretmenler bir şeyler vermeye çabalıyorlar  HAKKARİ’li çocuklara. Ya HAKKARİ’li öğrenciler..? Onlar da çabalıyor kısıtlı imkanlar ölçüsünde bir şeyler almaya. Varsın olsun laboratuvarda işlemesinler fen bilimleri dersini. Ya da satranç dersliğinde görmesinler vezir nerelere hamle yapar. Kodlama Robotik mi..? O da ne…! 7-8 yıl kadar önce Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri bilgisayar gönderdiler ama…. STEM tabanlı eğitim-öğretimden hiç bahsetmeyelim isterseniz.

Yukarıda bahsettiğim konular sahip olduğumuz madalyonun bir yüzü. Şimdide isterseniz diğer yüzünü çevirelim. Türkiye’nin en büyük illerinden birisinde oturuyorsunuz. Bu bulunduğunuz şehirden hemen hemen Türkiye’nin bir çok yöresine direkt uçabiliyorsunuz. Hatta Almanya da dahil. Türlü türlü mağazalar ve AVM’ler sayesinde gündemin dışında kalmıyorsunuz. Metro’ya benzeyen bir toplu taşıma aracı dahi var. Türkiye’nin türlü türlü spor takımlarını seyretme imkanınız oluyor. Bütün ünlü sanatçıları, yazarları ,bilim insanlarını görüp hatta onlarla konuşup sohbet etme imkanı dahi bulabiliyorsunuz. Ya EĞİTİM-ÖĞRETİM imkanları…? Türkiye’nin en büyük markaları yanı başınızda. Ailenizin imkanları kısıtlı ise verilen burslar sayesinde bu büyük marka okullarda EĞİTİM-ÖĞRETİM görme ihtimaliniz her daim mevcut. Yani sözün özü kişisel gelişiminiz için gerekli bütün imkanlarınız var.

Anladığınız üzere temsili iki ayrı yöresel portre çizmeye çalıştım. Peki ne anlatmaya çalışıyorum.? Anladığınızı düşünüyorum. Bir tarafta kısıtlı imkanlar ile tam anlamıyla yaşam mücadelesi vermeye çalışan insanlar ve öğrenciler. Diğer tarafta neredeyse bir elleri balda bir elleri yağda olan bir topluluk. Eğitim-öğretim başarısı açısından baktığınızda öyle anlamlı bir fark göremiyorsunuz.

O halde hangi taraf daha başarılı ya da başarısız. Kısıtlı imkanlara rağmen eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmeye çalışan öğrenciler mi, yoksa hemen hemen  bütün imkanlara sahip olmalarına rağmen kaçan trenin farkında olmayan öğrenciler mi.? Peki sizce EĞİTİM-ÖĞRETİM faaliyetlerinde üstte ya da altta olmak tek başına bir ölçme birimi midir  “BAŞARI  ve  BAŞARISIZLIK” için.?

Bana soracak olursanız kesinlikle HAYIR.! İnancım odur ki asıl olan “YAŞAM BAŞARISIDIR”.  Eğitim-Öğretim sadece bu işin bir parçasıdır. Ama asla en önemli parçası değildir. Öyle hikayeler biliyorum ki öğrencilik hayatlarında çok önemli akademik başarısızlığa  sahip ama şu anda çok büyük toplulukları yöneten insanlar mevcut. Örnek mi.? En önemli örneklerden birisi öğrenciliğinde dersleri zayıf olduğu için sınıf tekrarı yapan şu andaki Sn.Milli Eğitim Bakanımız Prof.Ziya SELÇUK...  Sn. Selçuk’un  örneğini özellikle verdim. Halbuki verebileceğim o kadar çok başarısızlık örnekleri var ki. Ve bu örneklerin hepsi de başarılı olmuş insanların hikayeleridir. Özellikle EĞİTİM sektöründen bir örnek verdim ki hedeflerine yaşam başarısı için sadece AKADEMİK  başarıyı koyan anne ve babalar kıssadan hisse çıkarsın. Kıssadan hisse çıkarsınlar ki, çocuklarını o sınavdan bu sınava, o özel dersten bu özel derse ve etüd merkezlerine yetiştirmeye çalışmasınlar. Elbette akademik başarı sınav gerçeği ile yüz yüze olduğumuz Türkiye coğrafyasında önemli, ancak en önemli değil.

Hep söylediğimi bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Akademik olarak başarılı olan öğrencinizi sosyal açıdan desteklemezseniz sadece hastalıklı bireyler yetiştirirsiniz. Hayat başarısının daha önemli olduğu günümüzde  iyi ve dürüst insanlara , iyi  matematik, fizik, kimya, tarih, coğrafya bilen insanlardan daha çok ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim. Öyle bireyler yetiştirelim ki , hayat yolunda tökezlediğinde pes etmeyip tekrar tekrar tökezlediği yerden hayata devam edebilen dirençli insanlar olsunlar. Ellerindeki sahip oldukları değerlerin kıymetlerini bilsinler. Sorumluluk sahibi olsunlar. Verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmeyi kendilerine hedef seçsinler. Hedef seçsinler ki ülkelerini geliştirmek ülküleri olsun.

O halde nerede yaşarsanız yaşayın asla pes etmeyin. İşte bu yüzden TÜRKİYE’nin o en doğusunda  HAKKARİ’de yaşayan insanlara çok büyük saygı duyuyorum. Asla vazgeçmedikleri için. Çünkü biliyorlar ki belki 81 vilayet içerisinde “EĞİTİM-ÖĞRETİM açısından en sondalar ama , eğer vazgeçmezler ise onlarda kendi içlerinden çıkan bir Yılmaz ERDOĞAN bir Mustafa ERDOĞAN

 bir Leman SAM, bir Muhsin KIZILKAYA ve  daha isimlerini burada yazamadığım Türkiye’nin sanatına , siyasetine, sporuna ve ekonomisine yön veren insanlardan birisi olabilirler. Bu zorlu coğrafyadaki insanların gelişimlerine katkıda bulunmak için HAKKARİ’de  bulunan tüm değerli yönetici ve görev insanlarına teşekkürü bir borç biliyorum.

Sözün Özü;

Tüm zamanların en iyi basketbolcusu olarak gösterilen Michael JORDAN diyor ki ;

“ HAYATIM  BOYUNCA  DEFALARCA  BAŞARISIZ  OLDUM , VE  İŞTE TAM DA  BU YÜZDEN  BAŞARILI  OLDUM…”

              


              

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI