Doğru bildiğimiz yanlışlar - HAKAN GEDİKTAŞ

22 Haziran 2018 Cuma 09:30


Her anne ve babanın en kıymetlileri kendi  evlatlarıdır. Düşünün bir kere o her şeyden kıymetlinizin dünyaya geleceğini öğrendiğiniz ilk günden doğum sürecine kadar olan zaman diliminde ne hayaller kurarsınız. Hatta daha dünyaya gelmeden onun istikbali ile ilgili kararlar alırsınız ve dünyaya geldikten sonra da  çocuğunuz ile ilgili o  idealinizi gerçekleştirmek için hiçbir fedakarlıktan kaçmazsınız. Ancak çok önemli bir ayrıntıyı göz ardı ettiğinizi hep unutursunuz.

O ayrıntı ne mi…?

EVLADIMIZ….!

Düşünsenize bir kere hem sizin en değerliniz ama aynı zamanda da onun ne istediği sizin için değerli değil , tabii ki bunu da bilerek yapmazsınız, amacınız bu şekilde davranarak onun daha doğru yetişeceğini düşünmeniz yani aslında kelimenin tam anlamı ile “Doğru Bildiğiniz Yanlış…” Şimdi diyeceksiniz ki peki tamam  ama bunun doğrusu nedir o halde…

Aslında en basit hali ile çocuğumuzun da bir birey olduğunu unutmamanız gerçeği. Onun da istekleri, heyecanları, kaygıları, sevdikleri ve sevmedikleri olduğunu hatırlamanız. Sizin hayatınız boyunca doktor olmayı arzulamanız , avukat olmak isteyip te olamayışınız ya da hep uluslararası ilişkiler bölümünü bitirip büyük elçi olma hayalinizi yani zamanında sizin isteyip te olamadığınız meslekleri günün birinde çocuğunuzun olmasını istemeniz… Hiç düşündünüz mü öğrenciniz daha ilkokul 3.sınıfta olmasına rağmen ona gece gündüz matematikten özel ders aldırırken aslında oğlunuzun bundan nefret ettiğini ve özel ders ile geçirdiği bu zamanı arkadaşları ile futbol oynayarak geçirmeyi yeğlediğini veya “Nitelikli Bir Liseyi” kazanması için zamanının büyük bir bölümünü  test çözerken geçirirken aslında kızınızın kendi yaşıtları ile birlikte vakit geçirmeyi özlediğini, ya da iyi bir üniversite kazanması için her gün okul çıkışında ve hafta sonları herkesten daha fazla  soruya doğru cevap vermesi için bildiğiniz bütün sayısal derslerden kendisine takviye tamamlama dersleri aldırırken aslında onun aklının  kalbini kaptırdığı insanla vakit geçirmekte olduğunu….?

Ya da  siz çocuğunuzun mimar olmasını isterken çocuğunuzun aslında gönlünü Tiyatro’ya kaptırdığını , aslında hep müzikle uğraşmak istediğini ya da günün birinde bir beden eğitimi öğretmeni olmak istediği ama bu içinde yatan gizli aslanı sırf siz istemediğiniz için ya da başka bir değiş ile siz onun başka birisi olmasını istediğiniz ve onunda sizi yaralamamak veya sizi üzmemek adına bu eziyete istemeye istemeye bile olsa katlandığını….?

Anne ve baba olarak en doğrusunu yaptığınızı düşünürken bilmeden çocuğunuzda onarılması çok güç travmalar yaratıyor olabilirsiniz ve bu travmalar onun hayatını mutsuz geçirmesine neden olabilir. Meslek hayatım boyunca öyle vakalar ile karşılaştım ki inanın bunları bir birine eklesem buradan (Adana’dan) Edirne’ye kadar yol olur...

Bırakın çocuğunuz neyi en çok yapmak istiyor ise onu yapmasına izin verin, izin verin zaten istemiyor ise zamanı gelince kendiliğinden vazgeçecektir.

Siz anne ve baba olarak ona doğru rehberlik yapın ona kendisi için neyin daha doğru olduğunu dikte ettirerek değil de makul ve mantıklı bir iletişim dili ile anlatın.

Unutmayın kilit sözcük  “SU AKAR YATAĞINI BULUR….”

Bir sonraki yazımda buluşmak üzere  “KENDİNİZE İYİ BAKIN, SEVGİLER, SELAMLAR…”

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI