DÜRÜSTLÜK MÜ ZOR,YALAN SÖYLEMEK Mİ KOLAY….? - HAKAN GEDİKTAŞ

17 Mayıs 2019 Cuma 09:37

      Yurt dışında gelişmiş ülkelerden birisinde bir baba 6 ve 7 yaşlarındaki iki çocuğuyla birlikte hayvanat bahçesine giderler. Gişe görevlisi 0-6 yaş arasının ücretsiz, 7 yaş ve üzerinin ücretli olarak içeri gerebileceğini söyler. Baba çocukları için “Bir ücretsiz, bir ücretli” der. Memur şaşırarak babaya “Siz söylemeseydiniz çocuğunuzun ücretli girmesi gerektiğini fark etmeyecektim, neden söylediniz” der. Babanın cevabı ilginçtir: “Siz çocuklarımın yaşlarını bilmiyor olabilirsiniz ancak onlar biliyor…”
Prof.Dr.Nevzat Tarhan’ın bir kitabından aldığım bu kısa hikayede, çocukların babalarının sadece bu davranışları sayesinde yalan söylememeleri gerektiği konusunda unutamayacakları önemli bir ders almışlardır…
Yalan günümüzde maalesef ,dürüstlük ve doğruluk karşısında prim yapmaya başladı. Dürüstlük aslında her insanda olması gereken doğal bir özellik olması gerekirken artık bir meziyet olarak kabul edilir  hale geldi. Vatandaş olarak oy vermeye sandık başına gitmeden önce dahi insanlar aralarında yaptıkları konuşmalarda “ şu aday çok iyi ,bu aday çok kötü ya da şu adayı ben tanıyorum çünkü hiç çalmadı ve çok dürüst” gibi yaklaşımlarda bulunuruz. Halbuki unuttuğumuz bir şey var halkı yönetmek için yönetime talip olan ister Milletvekili adayı isterse de Belediye Başkan adayı olsun onların zaten dürüst olmaları bir meziyet değil aslında olması gereken bir durumdur…
Yalanın günlük yaşantımızda kabul görmesi nedeniyle artık güvensizlik her yerde hüküm sürmeye başladı. Ailelerde eşler dahi birbirlerine güvenmemeye başladılar. Çocuklar ailelerine, aileler çocuklarına karşı şüphe ile bakmaya başladılar. Hatta ülkeler dahi birbirlerine güvenmediklerinden en büyük yatırımlarını artık silah ve savunma sanayisine yapar hale geldiler.

Baskının fazla hissedildiği toplumlarda , bu durumdan dolayı insanlar kendi düşüncelerini yeterince ifade edemediklerinden yalana başvurular. Yani işin özü demokratik ortamlarda insanlar fikirlerini açık ve net söyleyebildiklerinden daha az yalana başvururlar. Aile ortamında da durum farklı değildir. Eğer aile dediğimiz bu toplumun temel yapı taşını oluşturan bu yapıda baskı ortamı ve anti demokratik bir ortamın oluşması sadece yalancılık ya da iki yüzlülüğe sebep olmaz, aynı zamanda aile bireylerinin ve özellikle de çocukların bazı şeyleri gizlice yapmalarına sebep olur. Örneğin siz çocuğunuza sürekli ders çalışması için baskı yaparsanız  o da kitabını açar ancak ders çalışıyor gibi yapar ve kitabın bir sayfasını bile okumaz. Bu ve buna benzer baskılar ileride ebeveynlerin başına ders çalışmamaktan çok daha ağır hasarları beraberinde getireceği yadsınamaz bir gerçektir.
Her çocuk anne, baba veya öğretmenini kendisine rol model alır. Aldığı bu rol modeller çocuğa evde veya okulda yalandan uzak yaşamalı ve dürüst davranışlar sergilemelidirler. Çocuk ya da öğrenci dürüst davranmayıp yalan söylediğinde onunla konuşarak yaptığının hata olduğunu anlatmalıdırlar. Baskı, korku ve sindirme gibi faşizan yollarla asla doğru yolu gösteremeyiz. Gösterdiğimizi zanneder ama günün sonunda yanılırız ve en sonunda elimizdekini de kaybederiz.
Eğer sağlıklı bireylerden oluşan sağlıklı topluluklar oluşturmak istiyorsak bir an evvel yalanın prim yapmasına izin vermeden kaybettiğimiz değerlerimiz ve bunların da en başında dürüstlük olgusunu tekrar kazanmalı ve kazandırmalıyız. Bu yolda en fazla çaba sarf etmesi gerekenler evde ebeveynler, okullarda da biz öğretmenlerdir. Unutmamalıyız ki para ya da iş kazanılır-kaybedilir. Ancak yarınımızın teminatı çocuklarımızı manen ya da madden kayıp ettiğimizde bir daha asla yerine koyamayız. Daha sonra başımızı taştan taşa vurmak istemiyorsak herkes üzerine düşeni azami ölçüde yerine getirmelidir… 
Nietzsche ne demiş…
“DÜRÜST OLMAK HESAPLI OLMAKTAN İYİDİR.HESAP İNSANI MAKAM SAHİBİ YAPAR DA,DÜRÜSTLÜK DAHA ÖNEMLİ BİR İŞE YARAR;İNSANI İNSAN YAPAR.”

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI