KADINLARIMIZ… - HAKAN GEDİKTAŞ

1 Mart 2019 Cuma 00:18

Yaklaşık bir ay kadar önce haber kanallarını izlerken bir haber ötekilerinden daha fazla dikkatimi çekti. Haber çok zengin sayılabilecek bir ülke tarafından verilen ve  Kadın-Erkek Eşitliğini Destekleyen Kişilere verilen “CİNSİYET EŞİTLİĞİ” ödülleri idi. Buraya kadar her şey normal hatta çok önemli. Ancak asıl dikkatimi çeken bu ödüllerin tamamının erkeklere verilmiş olmasıydı… Çok ironik geldi doğrusu. Neden mi.?

BM’nin  (Birleşmiş Milletlerin)  raporuna göre, Dünya genelinde her gün 137 kadın, eşi ya da bir “ERKEK”  tarafından öldürülüyor. BM raporunda ülkelerin aile içi şiddet verileri incelendiğinde, Asya ülkeleri geçen yıl kadınların sayıca en fazla öldürüldüğü yer olurken Afrika ülkeleri kadınların en fazla risk altında oldukları yer olduğu görülüyor. Afrika ülkelerinde her 100 bin kadın başına 3.1 ölüm gerçekleşiyor. Avrupa ülkelerinde bu oran 100 bin kadın başına 0.1 düzeyinde.

Gelelim Türkiye’den birkaç sayısal veriye. Türkiye’de de durum çok farklı değil. İçişleri Bakanlığı’nın resmi verilerine göre her gün yaklaşık 400 kadınımız şiddete maruz kalıyor. Bu sayılar sadece resmi kayıtlara geçen rakamlar. Öte yandan şiddete maruz kaldığını saklayan kadınlarla birlikte bu rakam daha da vahim bir hal alıyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşıyor. Şimdi siz seyreyleyin bütün TV’leri, takip edin sosyal medyayı ,bakın tüm çevrenizdeki reklam alanlarına… Türlü türlü  “Kadına Şiddet”  ile ilgili birbirinden süslü yazılar, görüntüler, demeçler… Hele bir de 31 Mart Yerel Seçimleri yaklaşıyor ki demeyin gitsin. Bütün Belediye Başkan adayları ne projeler üretirler. O gün verilen vaatleri takip edin (tabii vaatlerin hızına yetişebilirseniz..!)  zannedersiniz ki “KADINA ŞİDDET” olayları  birkaç aya kalmaz tamam…

Halbuki “CENNET ANALARIN AYAKLARININ ALTINDADIR” diyerek kadına ne denli önem veren  bir inancın mensuplarının çoğunlukla yaşadığı bir coğrafyada, kadına karşı bu denli bir şiddetin açıklamasını yapmakta zorlanıyorum. Çünkü bunun bir açıklaması yok. İnsanların düşüncelerini ya da duygularını şiddet yöntemiyle bir başka insana ve özellikle de yaradılışı itibarı ile erkeklere göre daha naif ve hassas yaratılmış kadınlarımıza, şiddet yolu ile kabul ettirmeye çalışmak ne demektir. Dilim varmıyor bunun tarifini bir kelime ile vermeye ,ama siz değerli okurlarımız mutlaka anlamışsınızdır ne demek istediğimi…

Tabii ki bu tür söylemler en az eylemler kadar önemli. Çünkü bu tür sorunları gündemde tutmak da bir farkındalıktır aslında. Ancak  “KADINA ŞİDDET” dediğimiz travma öyle bir hal aldı ki, artık eylem ve söylemler de çare olmuyor. Ne yapmalı.? Aslında her sorun ile ilgili olduğu gibi bu sorunun da tek çaresi “eğitim”. Köşemin adı “eğitim şart” olduğu için değil , inanın her şeyin başlangıcı ve tabii ki bütün sorunların tek çıkış adresi olduğu için hep konuyu dönüp dolaştırıp o kutsal sözcük olan “eğitime” getiriyorum yaslıyorum…

Çünkü her konuda olduğu gibi bu konuda da lokomotif görevi Eğitim sektöründe olmalı. Top yekun bütün eğitim ile ilgili herkes bu taşın altına elini sokmalı. Milli Eğitim Bakanlı’ğı  “KADINA ŞİDDET”  ile ilgili bir proje başlatıp 1-3 ve 5 yıllık bir planlama yapmalı  ve  her konuda olduğu gibi bu konuda da  en doğru çözüm mecrasının küçük yaşlarda yanı okul sıralarında verilecek bilinç ile ancak giderilebileceğinden hareketle bu işe el atmalı. Okul Müdürleri hiç üşenmeden bayrak törenlerinde öğrencilerine bu konu ile ilgili hitap etmeli. Onlara telkinlerde bulunmalı. Projeler üreterek okul içindeki iklimi değiştirmeli. Öğretmenler ile yapılan toplantılarda, sınıflarda bu konu ile ilgili iki-üç haftada bir derslere başlamadan önce söylemlerde bulunmaları söylenmeli. Bu çözüm önerilerini çoğaltabiliriz. Ancak asıl çözümün  önce kendi düşüncelerimizde olduğu inancındayım…

İşte bu yüzden yazımın başında bahsettiğim kadın erkek eşitliğini destekleyen “CİNSİYET EŞİTLİĞİ” ödüllerinin, niçin bizzat şiddete maruz kalan kadınları temsilen bir kadına değil de , şiddetin bizzat tarafı olan erkeklere gittiğine şaşırdım… Bu tür şaşırmalara son vermek için asla yanlışlarla ve bu yanlışları başımıza açan yanlış kişilerle mücadelemizi bırakmak yok…

Son olarak anlamlı bir söylem ile satırlarıma son vermek istiyorum. Kuvvetle muhtemel ki bu söylem KADIN’ların ne denli hayatımızda önemli olduğunu bir kez daha çağrıştırır diye düşünüyorum…

Bozkırın Tezenesi büyük usta Neşet ERTAŞ ne de güzel söylemiş;

“KADINLAR İNSANDIR, ERKEKLER  İSE  İNSANOĞLU……”

               

               

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI