Kişilik - HAKAN GEDİKTAŞ

3 Mayıs 2019 Cuma 09:55


İnsanlar çok gergin. Sanki patlamaya hazır bir bomba gibi. Trafikte, markette, otobüste, maçta, hastanede, okulda…En ufak bir kıvılcımda kocaman ormanı yakmaya hazır herkes. Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış. Eskiden insanlar bir araya gelir her türlü mesele ile ilgili sohbet eder karşılıklı gülüşür sonra da el sıkışarak ayrılırdı. Öyle konularda eften püften konular değildi. Fenerbahçe-Galatasaray maçları konuşulurdu. Siyaset konuşulurdu. Manevi birtakım sohbetler yapılırdı. Bilenler bilmeyenlere doğruyu anlatırdı. Ama kilit sözcük herkes birbirine tahammül ederdi ve hoşgörü ile yaklaşırdı.

Ne oldu bize böyle. Hastamızı sağlığına kavuşturduğu için methiyeler düzdüğümüz doktora yumruk atmak, önüne ceketimizi ilikleyerek çıktığımız öğretmenimizin karşısına silah ile çıkıp hatta canına kıymak…Bir yerlerde yanlış giden çok vahim bir şeyler var. Elbette sizler kadar ben de farkındayım bu olayların birçoğunun gelişen dijital platform ile bu hallere geldiğinin. Ancak yine de anne ve babalar olarak yapacak çok şeyimiz olduğunu düşünüyorum. Hem de çocukluktan başlayarak. Hani demişler ya “ağaç yaşken eğilir” diye.

Sadece ben değil dünyadaki birçok bilim insanı, ailede anne ve baba tutumlarının çocuğun kişilik ve benlik gelişiminde en önemli rolü oynadığını söylüyorlar. Çocuğun doğduğu günden başlayarak kişiliğini önce ailesi, sonra da okul ve yaşadığı sosyal çevresindeki insanlar şekillendirmektedir. Ama bunlar arasında en değerli olan bilgi, çocuğun kişiliği ile ilgili temellerin ilk 5-6 yaşlarında aile ocağı tarafından atılmasıdır. Bundan dolayıdır ki çocuğun kişiliğinin gelişmesinde birinci derecedeki sorumluluk anne ve babadadır.

Aile içinde anne-babanın çocuğa karşı olan tutum ve davranışları, çocuğun kişiliğinin şekillenmesindeki en önemli rol modeldir. Çocuklar genelde rol model aldığı kişileri yani anne ve babalarını gözleyerek, taklit ederek gelişirler. Çocuklar kendilerini anne-baba, öğretmen ve arkadaş gibi kişilerin kendisine olan etkilerine göre kendisini değerlendirir. Sosyal çevrelerindeki bu rol modellerin davranışlarını kendi kişiliğine katar ve bir süre sonra onları nasıl görüyorsa kendisi de aynı şekilde davranmaya başlar. Eğer rol model aldığı kişiler olumlu davranışlar sergiliyorsa onlarda olumlu davranışlar sergilerler. Eğer olumsuz ise bu örnek aldığı kişilerin davranışları işte sorun burada başlıyor demektir.

Baba evde silah bulunduruyorsa ve bunu ortalıkta bırakıp yanlış örnek oluyorsa, çocuğun okula arkadaşlarına babasından gizlice 9 mm’lik mermi getirip hediye etmesini yadsıyamazsınız. Ya da evde ‘anne-baba’nın okul ya da öğretmeni ile ilgili kötüleyici konuşmalar yapmasının ardından (gerçekten haklı olsalar dahi) öğrencinin öğretmenine ve okul kurallarına baş kaldırması çok normal bir davranıştır. Veya en can alıcı örneklerden birisi de evde anneye ya da çocuğa şiddet uygulayan bir büyüğün olduğu bir ortamda, öğrencinin gelip bir başka öğrenciye erkek veya kız hiç fark etmez şiddet uygulaması, onun aile içinde gördüğü ve rol model aldığı kişiden kaynaklanmaktadır.

Yukarıda da anlattığım üzere anne ve babanın veya başka bir değiş ile ailenin etkisi çocuğun kişiliğinin oluşmasında en büyük faktör. Peki anne ve babalar neler yapmalı.? Anne ve babaların genellikle çocuklarına karşı olan tutum ve davranışları “DEMOKRATİK-OTORİTER-AŞIRI KORUYUCU ve İLGİSİZ” olmak üzere dört farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır. Ben son üç davranıştan bahsedip ne sizin canınızı sıkayım ne de kendi canımı…İşte bu yüzden en doğrusundan bahsederek ve sonunu da kısa bir örnekle bağlayıp yazımı bitirmek istiyorum.

Tabii ki en doğru olan ve tüm anne ve babalardan beklediğimiz davranış modeli “DEMOKRATİK” olanı. Kısaca istediğimiz davranış; “Çocuklarını seven ve en önemlisi benimseyen, ilişkileri saygı ve sevgiye dayanan, sorunları konuşup danışarak çözümleyen, çocuklarına karşı hoşgörü sahibi, çocuklarını destekleyen ama aynı zamanda bazı sınırlamalar getiren fakat kurallar ve kaideler dahilinde isteklerini yerine getirmelerini sağlayan, çocuklarına söz hakkı tanıyan, aile içinde gerginlik değil ılımlı ve sıcak bir havanın esmesini sağlayan, var olan kuralların dayakla, baskıyla veya korkutmayla değil gönüllülük esasına göre uyulmasının sağlandığı yani kısaca sevgi ile sorumluluk kazandırılan bir davranış…”

İşte yukarıda önce ailede alınması gereken tüm bu davranış özellikleri ileride çocuğumuzun öz benliğini yani kişiliğini oluşturarak toplumda edineceği yeri belirleyecek. Eğer doğru davranışlar vererek kişilik özellikleri üstün bir çocuk yetiştirirsek, ileride trafikte kendisine hatalı davranan bir başka insana daha hoşgörü ile bakacak. Eğer bu bahsettiğimiz değerlerden yoksun bir çocuk yetiştirirsek kendisine yine trafikte hata yapan bir başka insana, koltuğunun yanında sakladığı “base-ball” sopası ile saldıracak veya elini camdan dışarı çıkararak en ağıza alınmayacak sinkaflı sözlerle hitap edecektir…

……….Bir gün bir öğretim üyesi kendisini gürültü yaparak bekleyen öğrencilerin olduğu dersliğe her zamankinden farklı bir tavır ile giriş yapmış. Öğrencilerine sert bir yüz ifadesi ile bakarak kürsüye geçmiş.

Tebeşirle tahtaya kocaman (1) rakamını yazmış.

“Bakın” demiş ve 1 rakamını göstererek, “Bu kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey…”

Sonra (1)’in yanına (0)’ı koymuş ve eklemiş “bu ise başarıdır” demiş. Başarılı bir kişilik (1)’i (10) yapar demiş.

Yanına yine (0) eklemiş ve bu da tecrübedir, (10) iken (100) olursunuz demiş.

Ve devam etmiş yanına birçok sıfır ekleyebiliriz demiş. Bunlar da “yetenek, disiplin, sevgi….”

Eklenen her yeni (0)’ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatmış öğrencilerine.

Sonra eline silgiyi almış ve en baştaki (1)’i silivermiş. Geriye bir sürü (0) kalmış ve hemen yorumunu patlatıvermiş:

“KİŞİLİĞİNİZ YOKSA SAHİP OLDUĞUNUZ NE VARSA KOCAMAN BİR HİÇTİR…”

         

Kişilik

İnsanlar çok gergin. Sanki patlamaya hazır bir bomba gibi. Trafikte, markette, otobüste, maçta, hastanede, okulda…En ufak bir kıvılcımda kocaman ormanı yakmaya hazır herkes. Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış. Eskiden insanlar bir araya gelir her türlü mesele ile ilgili sohbet eder karşılıklı gülüşür sonra da el sıkışarak ayrılırdı. Öyle konularda eften püften konular değildi. Fenerbahçe-Galatasaray maçları konuşulurdu. Siyaset konuşulurdu. Manevi birtakım sohbetler yapılırdı. Bilenler bilmeyenlere doğruyu anlatırdı. Ama kilit sözcük herkes birbirine tahammül ederdi ve hoşgörü ile yaklaşırdı.

Ne oldu bize böyle. Hastamızı sağlığına kavuşturduğu için methiyeler düzdüğümüz doktora yumruk atmak, önüne ceketimizi ilikleyerek çıktığımız öğretmenimizin karşısına silah ile çıkıp hatta canına kıymak…Bir yerlerde yanlış giden çok vahim bir şeyler var. Elbette sizler kadar ben de farkındayım bu olayların birçoğunun gelişen dijital platform ile bu hallere geldiğinin. Ancak yine de anne ve babalar olarak yapacak çok şeyimiz olduğunu düşünüyorum. Hem de çocukluktan başlayarak. Hani demişler ya “ağaç yaşken eğilir” diye.

Sadece ben değil dünyadaki birçok bilim insanı, ailede anne ve baba tutumlarının çocuğun kişilik ve benlik gelişiminde en önemli rolü oynadığını söylüyorlar. Çocuğun doğduğu günden başlayarak kişiliğini önce ailesi, sonra da okul ve yaşadığı sosyal çevresindeki insanlar şekillendirmektedir. Ama bunlar arasında en değerli olan bilgi, çocuğun kişiliği ile ilgili temellerin ilk 5-6 yaşlarında aile ocağı tarafından atılmasıdır. Bundan dolayıdır ki çocuğun kişiliğinin gelişmesinde birinci derecedeki sorumluluk anne ve babadadır.

Aile içinde anne-babanın çocuğa karşı olan tutum ve davranışları, çocuğun kişiliğinin şekillenmesindeki en önemli rol modeldir. Çocuklar genelde rol model aldığı kişileri yani anne ve babalarını gözleyerek, taklit ederek gelişirler. Çocuklar kendilerini anne-baba, öğretmen ve arkadaş gibi kişilerin kendisine olan etkilerine göre kendisini değerlendirir. Sosyal çevrelerindeki bu rol modellerin davranışlarını kendi kişiliğine katar ve bir süre sonra onları nasıl görüyorsa kendisi de aynı şekilde davranmaya başlar. Eğer rol model aldığı kişiler olumlu davranışlar sergiliyorsa onlarda olumlu davranışlar sergilerler. Eğer olumsuz ise bu örnek aldığı kişilerin davranışları işte sorun burada başlıyor demektir.

Baba evde silah bulunduruyorsa ve bunu ortalıkta bırakıp yanlış örnek oluyorsa, çocuğun okula arkadaşlarına babasından gizlice 9 mm’lik mermi getirip hediye etmesini yadsıyamazsınız. Ya da evde ‘anne-baba’nın okul ya da öğretmeni ile ilgili kötüleyici konuşmalar yapmasının ardından (gerçekten haklı olsalar dahi) öğrencinin öğretmenine ve okul kurallarına baş kaldırması çok normal bir davranıştır. Veya en can alıcı örneklerden birisi de evde anneye ya da çocuğa şiddet uygulayan bir büyüğün olduğu bir ortamda, öğrencinin gelip bir başka öğrenciye erkek veya kız hiç fark etmez şiddet uygulaması, onun aile içinde gördüğü ve rol model aldığı kişiden kaynaklanmaktadır.

Yukarıda da anlattığım üzere anne ve babanın veya başka bir değiş ile ailenin etkisi çocuğun kişiliğinin oluşmasında en büyük faktör. Peki anne ve babalar neler yapmalı.? Anne ve babaların genellikle çocuklarına karşı olan tutum ve davranışları “DEMOKRATİK-OTORİTER-AŞIRI KORUYUCU ve İLGİSİZ” olmak üzere dört farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır. Ben son üç davranıştan bahsedip ne sizin canınızı sıkayım ne de kendi canımı…İşte bu yüzden en doğrusundan bahsederek ve sonunu da kısa bir örnekle bağlayıp yazımı bitirmek istiyorum.

Tabii ki en doğru olan ve tüm anne ve babalardan beklediğimiz davranış modeli “DEMOKRATİK” olanı. Kısaca istediğimiz davranış; “Çocuklarını seven ve en önemlisi benimseyen, ilişkileri saygı ve sevgiye dayanan, sorunları konuşup danışarak çözümleyen, çocuklarına karşı hoşgörü sahibi, çocuklarını destekleyen ama aynı zamanda bazı sınırlamalar getiren fakat kurallar ve kaideler dahilinde isteklerini yerine getirmelerini sağlayan, çocuklarına söz hakkı tanıyan, aile içinde gerginlik değil ılımlı ve sıcak bir havanın esmesini sağlayan, var olan kuralların dayakla, baskıyla veya korkutmayla değil gönüllülük esasına göre uyulmasının sağlandığı yani kısaca sevgi ile sorumluluk kazandırılan bir davranış…”

İşte yukarıda önce ailede alınması gereken tüm bu davranış özellikleri ileride çocuğumuzun öz benliğini yani kişiliğini oluşturarak toplumda edineceği yeri belirleyecek. Eğer doğru davranışlar vererek kişilik özellikleri üstün bir çocuk yetiştirirsek, ileride trafikte kendisine hatalı davranan bir başka insana daha hoşgörü ile bakacak. Eğer bu bahsettiğimiz değerlerden yoksun bir çocuk yetiştirirsek kendisine yine trafikte hata yapan bir başka insana, koltuğunun yanında sakladığı “base-ball” sopası ile saldıracak veya elini camdan dışarı çıkararak en ağıza alınmayacak sinkaflı sözlerle hitap edecektir…

……….Bir gün bir öğretim üyesi kendisini gürültü yaparak bekleyen öğrencilerin olduğu dersliğe her zamankinden farklı bir tavır ile giriş yapmış. Öğrencilerine sert bir yüz ifadesi ile bakarak kürsüye geçmiş.

Tebeşirle tahtaya kocaman (1) rakamını yazmış.

“Bakın” demiş ve 1 rakamını göstererek, “Bu kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey…”

Sonra (1)’in yanına (0)’ı koymuş ve eklemiş “bu ise başarıdır” demiş. Başarılı bir kişilik (1)’i (10) yapar demiş.

Yanına yine (0) eklemiş ve bu da tecrübedir, (10) iken (100) olursunuz demiş.

Ve devam etmiş yanına birçok sıfır ekleyebiliriz demiş. Bunlar da “yetenek, disiplin, sevgi….”

Eklenen her yeni (0)’ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatmış öğrencilerine.

Sonra eline silgiyi almış ve en baştaki (1)’i silivermiş. Geriye bir sürü (0) kalmış ve hemen yorumunu patlatıvermiş:

“KİŞİLİĞİNİZ YOKSA SAHİP OLDUĞUNUZ NE VARSA KOCAMAN BİR HİÇTİR…”

 

 

         

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI