“SEVGİ” ÜZERİNE…….. - HAKAN GEDİKTAŞ

21 Aralık 2018 Cuma 10:05

Sevgi üzerine ne çok şey yazılmış, çizilmiş, söylenmiş. Kısacası yeryüzünde her şey sevgi üzerine tesis edilmiş. Hamurunda sevgi varsa başarılmış, hamurunda sevgisizlik olduğunda ise ne yaparsan yap olmamış. Hatta bunun üzerine şarkılar bile yazılmış ve “Ne yaparsan aşk ile sevgi ile yap” denmiş. Ne yüce bir duygudur bu SEVGİ… Acaba eğitimde de yeri var mıdır, Herhangi bir etkisi, tesiri...?

“Geçmiş bir tarihte bir sosyoloji profesörü görev yaptığı şehirde öğrencilerinden, varoşlarda oturan ilkokul öğrencilerinin başarı durumlarını araştırmalarını ister. Araştırma ve incelemelerini tamamlayan öğrencilerin hepsi de ağız birliği etmişçesine, durumun hiç iç açıcı olmadığını ve gelecekte tüm bu çocukların başarısız ve mutsuz birer insan olacaklarını söyler.”

“Yirmi yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü bu araştırmayı bulur ve o günkü sonucu merak eder. Öğrencilerin büyük çoğunluğuna ulaşılır ve araştırmanın tersine çocukların büyük bir bölümünün çok başarılı birer iş adamı, akademisyen ve bürokrat olduklarını görür. Bunun sebepleri üzerinde düşünürlerken, o öğrencileri okutan ilkokul öğretmenlerine ulaşılır ve kendisine siz bu çocuklara ne yaptınız diye sorarlar. Öğretmen onlara tek bir cümle söyler; “Ben onları çok sevmiştim…” Bu araştırma bize eğitimde sevginin nelere kadir olabildiğini açık ve seçik bir şekilde göstermektedir. O halde bütün öğretmenlerimizin önceliği akademik olarak başarılı birer öğrenci yetiştirmek değil, sevgi dolu mutlu bireyler yetiştirmektir. Sevgiden yoksun yetişen bireyler ne kadar donanımlı olurlarsa olsunlar, sevgisizlikten oluşan travma er ya da geç hayatlarının bir yerlerinde karşılarına çıkar.

Buraya kadar anlattıklarım okuldaki sevgi ortamı ile ilgiliydi. Peki aile ortamındaki sevgi ya da sevgisizlik…?  Kimi anne ve babalar, çocuklarına karşı sevgi sözcükleri kullanmakta oldukça cimridirler. Hayat koşuşturmasının içinde onlara güzel sözcükler söylemeyi unuturlar. Bunu yapmalarının nedeni bazı zaman “çocuklarının şımaracağı” inancı, kimi zaman da “bizim kendilerini sevdiğimizi zaten biliyorlar” inancıdır. Sevginin esirgendiği durumlarda, çocukta oluşan özgüven eksikliği ve kendisini değersiz hissetmesi onarılamayacak kadar büyük yaralar açmaktadır.

Anne ya da baba sevgisinden yoksun kalan çocuk, bütün ihtiyaçları karşılansa bile, dokunma ve sevme ihtiyacını karşılayamadığı için elinde olmadan istemsiz bir şekilde psikolojik olarak tutarsız davranışlar sergileyecektir. Bu davranışlarını kimi zaman arkadaşlarına karşı kaba davranışlar sergileyerek, kimi zaman tam tersi çok silik bir profil sergileyerek ya da derslerinde çok başarısız olarak ortaya çıkarırlar. Sevgisiz ve şiddetle yetişen çocukların yetenek ve becerileri körelir. Kavgalı, huzursuz, bölünmüş veya ikinci evliliklerini yapmış ailelerde bu tür olumsuz durumlar çok daha fazladır. Ailesinden yeterli sevgiyi bulamayan bu tarz çocuklar ne olur biliyor musunuz çok değerli okurlar.? Evden kaçarlar… Evden kaçarak açlık duydukları bu sevgi ortamını başka yerlerde bulmaya çalışırlar. Hele birde alışık olmadıkları bu ortamlarda bir de suç işlemişlerse, ailesi tarafından cezalandırılıp hor görüleceklerini bildiklerinden evlerine dönmek istemezler… Yukarıda bahsettiğim bu gerçekler en hafifi ile sevgisiz bir ortamda yetişen herhangi bir çocuğun başına gelebilecek bazı örneklerdi… 

Çok değerli anne ve babalar, unutmamalısınız ki; sevgiden şefkatten mahrum bırakılarak yetiştirilen çocuklar, susuz bırakılan bir tarlaya benzerler. Olumlu duygular ve sevgi tartışmasız ancak ailede yaşanarak kazanılır. Hiçbir işimiz anne ve baba olmanın getirdiği sorumluluklardan daha önemli değildir. Sahip olduğumuz işler bekleyebilir ancak çocuğumuzun eğitimi asla bekleyemez. Ben bunları niye mi anlatıyorum...?

Son yıllarda okullara eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürmek için gelen öğrenci profillerine bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız diye düşünüyorum….

Mevlana’nın da dediği gibi;

“SEVGİ ŞİFADIR. SEVGİ GÜÇTÜR. SEVGİ DEĞİŞİMİN SİHRİDİR…”

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI