Ziller kimin için çalıyor - HAKAN GEDİKTAŞ

14 Eylül 2018 Cuma 11:35

Yaklaşık üç ay önce susan ziller 17 Eylül Pazartesi tekrar çalmaya başlayacak. Herkesi tatlı bir telaş aldı ve tüm hazırlıklar neredeyse tamamlanmak üzere. Anne-babalar kitap, defter ve kıyafet; öğrenciler ise tatilin son günlerini dolu dolu geçirme derdindeler. Öte taraftan tüm okulların yöneticileri ise okulların gerçek sahipleri yani öğrencilerini daha rahat ettirmek adına son hazırlıklarını yapıyorlar. Herkesin ortak paydası aynı, o da “OKUL BAŞARISI…”

Okul başarısı deyince bu kavramın içini birçok şey ile doldurabiliriz. Ancak içini ne ile doldurursanız doldurun, bütün hepsi dönüp dolaşıp hayat disiplininden geçer. Disiplin demek aslında hayatın tam da içinde olan bir olgudur. Disiplin demek aslında planlama demektir. Dolayısı ile Eğitim-Öğretim faaliyetlerini de bundan ayrı düşünemeyiz. Gelin size bu konu ile ilgili yaşanmış gerçek hayattan bir kesit vermeye çalışayım.

Yaklaşık 40 yıl kadar önce yurt dışında bir okulda okul başarısı ile ilgili bir pilot uygulama yapıldı. Bahsi geçen bu uygulamanın ana omurgası öğrencilerin özgür bırakılması anlayışı üzerine kuruldu. Bu eğitim anlayışında öğrenci özgür bırakılacak ve eğitim-öğretim ortamında istediği her şeyi yapmasına izin verildi. Tüm öğrencilerin kurallara uyması konusunda ısrarcı olunmadı hatta tamamen serbest bırakıldı. Örneğin öğrenciler istediklerinde ayaklarını masanın üzerine uzatıp öğretmen masasının üzerine bile çıktılar. İsteyen istediği gibi özgürce sınıfın içinde dolaşıp istedikleri gibi dışarı çıkıp geldiler. Önemli bir ayrıntı da bu özgürce yaptıkları davranışların sonucunda hiçbir ceza almayacaklardı. Bu pilot uygulamada çocukların yapmaktan keyif aldıkları şeyler öncelikli olacak, ancak ders ile ilgili her şey isteğe bağlı olacaktı. Hatta ders ve sınavlar mümkün olan en az sayıda olacaktı. Çocuklara öğretilmek istenen tüm konular bir tiyatro edası içinde anlatılacak ve bu sayede öğrenciler öğreneceği konuları oyun oynar gibi işleyeceğinden zorlanmadan daha iyi öğrenecekti.

Uygulamanın yapıldığı bölgedeki birçok okul bu projeye dahil edildi. Büyük bir keyifle özgürce yapılan bu uygulamaları en üstün değer olarak algılayan ve kabul eden tüm çocuklar “Zevk almadan yaptığım hiçbir şeyi bana zorla yaptıramazsınız.” mental yapısı ile büyüdüler. Bu özgür sistemin uygulayıcıları özgür bırakılan çocukların daha kolay öğreneceklerini savunurken, okulda çocukların akademik disiplinden uzak olduklarında, mecbur kalmadıkları ve kendilerinden böyle bir şey talep edilmediği sürece öğrenme zahmetine katlanmadıkları gerçeğini gördüler. Sınırsız özgürlüklerin sahip olunduğu bir ortamda kişinin kendi özdenetiminin doğal yollarla gelişeceği ve kişilik sınırlarının kendiliğinden gelişeceği görüşünün de geçerli olmadığı ortaya çıktı. Bu uygulamaya maruz kalan tüm çocuklar bu vesile ile canları istedikleri zaman bir başkasının eşyasına el koyamayacakları veya istedikleri zaman bir mağazaya girip canı ne isterse alamayacağı gerçeğini okulda değil ancak gerçek hayatta öğrendiler. Ve ne yazık ki bu uygulama sonucunda popüler kültürün etkisiyle eğlence tutkunu, zevk düşkünü, çalışmadan kazanmayı kendisine amaç edinen bir nesil meydana geldi.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım bu gerçek yaşamdan alınan kesit bize disiplinden uzak, sınırsız özgürlüklerin yer aldığı ve zevk odaklı eğitim öğretimin asla okul başarısını getirmeyeceği gibi tam tersi insanları yalnızlaştıran, sosyal ilişkileri zayıflatan bir durum ortaya çıkarmaktadır. Okul başarısı için her şeye izin veren bir eğitim sistemi yerine her şeyi kontrollü bir şekilde götüren ve kişinin özdenetimini geliştiren bir sisteminin daha doğru olacağı gerçeğini göz ardı edemeyiz.

O halde özellikle eğitim-öğretim hayatına bu sene başlayacak taze fidelerimizin anne ve babalarından beklentimiz odur ki, kendi bildiklerinin en doğru olduğu yanılgısından çıkarak okul ile sıkı bir işbirliği yapıp bu sektördeki eğitim emekçilerine güvenip “OKUL BAŞARISI”nı yakalamak için çaba sarf etmeleridir…Pazartesi günü “ZİLLER” çok değerli öğrencilerimiz için çalacak. Ancak yukarıda bahsettiğimiz hayat başarısı ile ilgili kriterleri kulak arkası yapıp kendi yöntemlerini tatbik eden velilerimiz olursa yıllar sonra “ZİLLER KİMİN İÇİN ÇALAR” bilemeyiz…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI