LGS İçin Son Viraj - HALİL İBRAHİM ERTİK

17 Mayıs 2019 Cuma 09:39



LGS’ye sadece 15 gün kaldı. Bu yıl ikinci kez yapılacak olan Liselere Giriş Sınavında yaklaşık 1 milyon öğrenci ter dökecek. Daha önce (TEOG ta) yerleştirme sınavı niteliğinde olan sınavda öğrenciler kendi okullarında sınava giriyorlardı. LGS ise bir seçme sınavı olduğundan ve de sınava her öğrencinin girme zorunluluğu olmadığından geçen yıl olduğu gibi farklı sınav merkezlerinde sınava girecekler. Sınav giriş belgeleri ise 22 Mayıs Çarşamba günü yayımlanacaktır. 
Geçtiğimiz yıl 1367 liseye öğrenciler LGS ile liseye yerleşmişti. Liselerin kontenjanı ise 127 bin 420 olarak açıklanmıştı. Bu yıl bakanlık kontenjan sayısının artırıldığını duyurdu. 2019 yılında sınavla öğrenci alacak lise sayısı Türkiye genelinde 1531 olarak duyuruldu. Açılan kontenjan ise 139 bin 120 olarak duyuruldu. Geçtiğimiz yıla oranla okul sayısı 164, kontenjan sayısı 11 bin 700 arttı. Bu okulların bulunduğu Sınav Başvuru ve Uygulama Kılavuzu MEB in resmi sitesine geçtiğimiz hafta eklendi. Sınav ile ilgili takvim, sınav öncesi yapılacaklar başta olmak üzere puanlı okullar listesi v.b bilgilerin bulunduğu bu kılavuzu www.meb.gov.tr adresinden tüm velilerimizin incelemesini önemle tavsiye ederim.
Üniversitelere giriş sınavları gibi tekrar tekrar girilip daha iyi hedeflere ulaşmanın mümkün olmadığı ve öğrencinin sadece bir defa girebileceği ve de son viraja girilen LGS için bu son iki haftada öğrencinin yapması en mantıklı olan çalışma süre tutarak bol bol deneme yapması olacaktır. Soru sayısına odaklanmamalı, önceliklerini bu denemelerle belirlemelidir. 50 soruluk -75 dakikalık- Sözel bölüm ile 40 soruluk -80 dakikalık- Sayısal bölüm testlerini çözeceği denemelerde zamanı, ayrı ayrı ve ara vermeden bütün olarak kullanmalıdır. Unutulmamalıdır ki en belirleyici rehber, süresince yapacağı denemelerdeki hataları ve zaman kayıpları olacaktır. Kendisine zaman kaybettiren ve hata yaptıran konular için -denemelerden sonra- düzenleyici program uygulamaları yapabilecekleri nihai net sayısını daha üst seviyeye çıkaracaktır.
Sınavın zorluğu özellikle mantık muhakeme gibi çok zaman alabilen soruların olmasındandır. Bu sınav bir seçme sınavı olan, üç yanlışın bir doğruyu elediği ve TEOG - SBS öncesindeki LKS sınavına benzemektedir. O sınavlarda her ne kadar 100 soruda 120 dakika varken LGS de 90 soruda 155 dakika çok yeterli bir süre gibi görünmektedir. Fakat bu sınavdaki soruların uzun paragraflar içerdiği, muhakeme yeteneğinin fazlaca arandığı bir sınav olduğu için sürenin yetmediği öğrenci sayısı oldukça fazladır. Bu durum yine denemelerle en aza indirilmesi gereken ve indirilemeyen, dolayısıyla bir tecrübesizliğin sonucudur. Öğrencinin, sayısal bölümde bir sayfaya yayılmış uzunca bir soruyu çözebilmek için geçirdiği süre, bir soru başına iki dakika verilen sınavda bu süreden fazla olabilmektedir. Böyle bir durum sınav sırasında öğrencide strese neden olacak ve kalan sorular için hata yapma olasılığını artıracaktır. Gerek okullarında rehber ve öğretmenlerin gerek evlerinde ebeveynlerin, öğrencinin süreye sadık kalarak tecrübe edecekleri denemeleri önemsemeleri gerekmektedir.
Sınavda 3 yanlış bir doğruyu elemektedir ve öğrencinin yaptığı, değerlendirmeye tabi tutulacak net sayısını düşürmektedir. Bu durumda öğrencinin “dikkat” ve “emin olma” olgusu ne kadar önemli olduğu ön plana çıkmaktadır. Aslında bunu “3 yanlış” “bir doğruyu..” değil de, “1 yanlış” “0,33 doğruyu..” şeklinde düşünmek gerekir. Bakınız 20 soruluk bir testte 18 doğru 1 yanlış yapan öğrencinin neti 17,67 ye düşmektedir. Bu yanlışın, kat sayısı 4 olan Türkçe, Matematik veya Fen ve Teknoloji testlerinden olduğunu varsayar isek (gerçi katsayısı 1 olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ile Yabancı Dil testleri 10 ar soruluktur) 1 yanlış öğrenciye standart sapmasız 1,32 puan kaybettirecektir. Bu durum yaklaşık 1 milyon öğrencinin gireceği sınavda bindelik dilim olarak öğrenciyi daha da gerilere atacaktır. Oysaki emin olmadığı o soruyu boş bırakırsa yani 19 soru değil de 18 soruyu cevaplar ise sonuç kendisi için daha iyi bir seviyede gerçekleşecektir. Sadece 1 yanlış için bu sözleri dile getiriyorsak, daha fazlası için hesaplamalar sizden. Dikkat ve emin olma ilkesi çocuklarımıza kuru bir telkinden ibaret olmamalıdır. Yani denemelerde dersliğin kapısında Ramazan manisi haykırır gibi “üç yanlış bir doğruyu götürür, bilmediğinizi boş bırakın” deyip geçilmemeli, rehber öğretmenler bu son virajda bu konuda sayısal veriler kullanarak gerekirse birebir açıklamalar yapmalı ve önlem almalıdır.
Öğrencinin dikkatli olabilmesi için öncelikle stresinin en az olması gerekmektedir. Heyecanı tabi ki olmalıdır. Sınav başlamadan önceki heyecanın birkaç dakika içinde geçeceğini bilmelidir. Heyecan, bu işi istediğinin, önemsediğinin göstergesidir. Ama gerek psikolojik gerek biyolojik olarak kendisini etkileyecek stresin oluşmaması için özgüveninin ve dikkatinin yüksek olması gerekmektedir. Sınava girmeden önce dışarıda bekleyen ailesinin bu sınavın “her şey” olduğunu, başaramazsa çok büyük kayıp yaşayacağını, başkalarına rezil olacağını.. gibi gibi gereksiz ve anlamsız telkin ve düşüncelerini belirten söylemleri ile girmemelidir. Unutmayalım ki o bir ergen.. her ne kadar ebeveynler ne derse tersini yapsa da, ailesi ile tartışmaları sıklaşsa da, ailesinin değerleri ile kendi değerleri çatışsa da onun en kıymetli varlıkları dışarıda bekliyor. Ve sınav bitince onların soracağı “nasıldı” sorusuna çok iyiydi cevabını vermek istiyor. Asla unutulmamalıdır ki, öğrenci sınava gireceği okul binasından içeri en iyi duygularla ve pozitif yönlendirmelerle uğurlanmalıdır.  Bu pozitif yönlendirme ve bu düşünceyi empoze etme de bu son virajda başlanmalıdır, sınav saatinde değil. Sınav gününe kadar öğrenciye negatifi basıp, sınav saatinde “ne yaparsan yap, canın sağ olsun yavrum” demeyi yiyecek yaşı geçtiler çünkü.

NEGATİFİ NASIL MI BASIYORUZ? 
Sınavların gereksizliği veya çok oluşu, 
Yarış atı mı bunlar, 
Bu çocuklara haksızlık, 
Zaten işsizlik aldı başını yürüdü 
Eskiden liseyi bitiren öğretmen olurdu şimdi üniversite mezunu olmak bile yetmiyor.
……
gibi onun da kendinde önemsizleştireceği, karamsarlığa kapılacağı sözler veya

Şurada kaç gün kaldı hiç önemsemiyorsun, 
Arkadaşların günde bilmem kaç yüz tane soru çözüyor, 
Falancanın çocuğu günde 4 saat uyuyor bıraksak sen yataktan çıkmayacaksın
Ne! Sıkıldın mı, sıkılmak yok, sıkılmak yoook.
Birinden mi hoşlanıyor, sınav zamanı olacak iş mi bu? 
Kalbin değil beynin çalışsın.
Sen bu sınavda şu puanı alma da göreyim seni.
……
v.b sözlerden kaçını söylüyoruz çocuklarımıza? Sınavda o uzunca paragraf içeren soruları okurken aklına gelecek sözler değil mi bunlar? “Anne sorular zorladı çok stres yaptım” derse eğer, “neden yavrum” diye sorduğunuzda –doğru cevabı verebilse- yukarıdaki veya benzeri sözleri söylemeyecek midir? Öyle ya da böyle bir hazırlık sürecini geride bıraktı yavrunuz. Kesinlikle “her şey” değil ama “önemli bir şey” olan bu sınava, kazandıkları ile girsin. 
Bir yarışmada önemli olan kucağına ne kadar çok şey aldığın mıdır, yoksa karşı tarafa ne kadar çok şey taşıdığın mıdır? Sonuçta karşıya taşıdıkların sayılacak. Stres yapıp kucağındakileri düşüreceksen eğer, bırak bazıları yerinde kalsın. Zamanın kalırsa zaten taşırsın. Zamanın kalmadıysa, karşıya taşıdıkların:
senin azmindir, 
senin başarındır, 
senin geleceğindir, 
senin zaferindir, 
senin yeteneğindir, 
senin kapasitendir, 
senin birikimindir,
senin yapabileceğindir de O’na. 
Şimdiye kadar oluşturduğundan farklı yeteneğe, farklı bir kimliğe bürünmesini bekleme O’ndan. Yaşamın içinde her anlamda açık ve gizli olmak üzere sayısız sınav var. 
Bu sadece birisi. 

 HALİL İBRAHİM ERTİK – ALTINELLER OKULLARI GENEL KOORDİNATÖRÜ

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI