KÖR KEMAL - HALİL ÜLKER

25 Haziran 2019 Salı 09:45


1926 yılında yokluk içinde küçük ve fakir bir evde dünyaya geldi. Birinci dünya savaşı yılları idi,  yokluk sefalet umutsuzluk kol geziyordu, insanlar sadece hayatta kalma mücadelesi veriyordu, bugünde ölmeyelim yeter; evlatlarımız sevdiklerimiz yanımızda kalsın ölmesinler,  buna şükür diyorlar Allaha yalvarıyorlardı. Kemal, küçük bir çocuktu, Van Gölü'ne yakın Ernis (bugün Ünseli) köyünde yaşıyordu.  Farklıydı, boş kaldığında hayal kuruyor kafasında tasvir ediyor, olayları olmuş gibi kurguluyordu.  Bir gün yeni bir güne uyandılar; 3,5 yaşındayken, evlerinin avlusunda koyun kesen halasının eşini izlerken, bıçak deriden kayıp sağ gözüne saplandı ve bir gözü kör oldu. Günler gelip geçiyor zaman su gibi akıyordu... Sabah uyandılar, babası ile beraber camiye gittiler namazlarını eda edip tam dönecekleri zaman babası sadık efendiyi gözlerinin önünde camide öldürdüler. Bu olaya tanık olan Yaşar Kemal, kekeme oldu ve 12 yaşına dek konuşmakta zorlandı. Babasının ölümünün ardından annesi, evli olan ve Yaşar Kemal'in "iyi bir adamdı" diye nitelediği amcası Tahir'in ikinci eşi oldu.  
Rus işgali, yokluk, zorluk derken amcası annesi ve kalan aile eşrafı ile birlikte yola çıktılar... Gidecekleri yer Osmaniye'nin Kadirli ilçesine bağlı Hemite köyüydü ve göç başladı. Savaş yılları o küçük bedenini çok yormuştu ama içinde tarif edemediği bir enerji ve hayata bağlılık vardı. Tarif edemedigi o heyecan kalbinde sürekli bir sızı gibi sızlamakta ve atmaktaydı, korku da vardı. Kendisi kürttü  kürt olmayı  korkması gereken bir tabu görüyordu yada öyle sanıyordu... Bana ve aileme bu köyde zulüm ederlerse diye hayıflandı, iç çekti... Bu zorlu geçen yolculuktan sonra Hemitiye köyüne geldiler, küçük bir köy evine yerleştiler. Köylüler el ele imece usulü yardım etti ve o yaşayacağı güzel çocukluk anıları burada başladı. Bu küçük çocuk korktugu Türklerin arasında sevgiyle saygıyla ve roman gibi bir çocukluk geçirdi. 17 yaşındayken, İstanbul'dan Adana'ya sürgün gelen Arif Dino'nun "Eskiyene kadar tekrar tekrar okuman için" diyerek 3 adet hediye ettiği "Don Kişot" romanı ona yeni kapılar açtı. Kemal, İspanyol yazar Cervantes ile kurduğu bağı; "Don Kişot'u okuyunca yeni bir dünya buldum. Günlerce etkisinde kaldım. Cervantes bütün insanlığımı, yüreğimde sakladığım birçok gizi açıklamıştı. Bir karanlığa gömülmüş, sonra da içimde bir yücelme olmuştu" sözleriyle aktarmıştı. Ve büyüdü ırgat kâtipliği, Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk, Zirai Mücadele'de ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirli'nin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği, pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı. Olayın kahramanı hepimizin tanıdıgı o küçük çocuk Yaşar KEMAL dir. Asıl adı Kemal Sadık Göğceli'dir. 
Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen Kemal, uluslararası bir üne sahiptir. Türkiye'de ve dünyada en çok ilgi gören romanı "İnce Memed" olmuştur. İlkokulu Kadirli Cumhuriyet İlkokulu'nda okudu. Kemal'in edebiyata karşı olan ilgisi ise ortaokul yıllarında başladı. O yıllarda halk edebiyatı ilgisini çekiyordu. 1940’lı yıllarda yazdığı şiirler "Çığ Dergisi"nde yayınlandı. Daha sonra "Ülke", "Millet", "Kovan" ve "Beşpınar" gibi dergilerde eserlerini yayınlandı. Yaşar Kemal, Çukurova'da başlayan yazın hayatına, 26 roman, 11 deneme, 9 röportaj, 2 öykü, 1 şiir alanında eser sığdırarak, Türk edebiyatında büyük halk şairi Karacaoğlan gibi efsane bir yere sahip oldu.  Bir gün bir televizyon programında röportaj yaparken agladı; benim asıl vatanım hemitiye'dir. Bana orda bir gün olsun kürtüm diye ayırım yapmadılar aksine beni kendileri gibi korudular, kolladılar... Bir daha dünyaya gelsem yine orda yaşamak isterdim, çünkü biz halkız kardeşiz dedi ve agladı. Kimine göre etnik miliyetçilik yaptıgı için hain, kimine göre vatanperver, kimine göre önyargılarını parçalayamadıgı kürt, kimine göre yazar, kimine göre Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kemal’di. Babamın çocukluk arkadaşıydı, babama göre de arkadaşı kör Kemal’di.  Öyle ya da böyle biz halk olarak bir mozaik, bir elin parmakları bir ailenin kardeşleri, kısaca Türk halkıyız ve aramızdan böyle güzel bir yazar ve insan çıkarmışız.  Nur içinde yatsın, ne diyelim; ne mutlu Türküm diyene... Kalın sağlıcakla.



Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI