Beklediğim dünya - HÜSEYİN GÜL

9 Ocak 2017 Pazartesi 18:59

Bir amca var. Adı Şevket. Huzurevi’nde yaşar. Arkadaşımın berber dükkanında tanışmıştım. Saçları kar beyaz. Beline zamanın ağırlığı çökmüş. Hafif kambur. Sormadım ama 70’li yaşlarda olsa gerek. Sohbeti hep eskilerden. Ömrü hayatında hep umutlar diri tutmuş değerlerini. ‘Yarın her şey daha güzel olacak’ diye düşünmüş hep. Günler, aylar, yıllar geçmiş. Ne yazık ki dünya yine aynı dünya. Hatta daha kötüye gitmiş. İstediği, beklediği bir dünyada yaşayamamış bir türlü. Şimdi ‘ömür tükendi’ diyor. ‘Peki ne istedin’ diye sordum kendine.

***

Önce duraksadı. Derin bir nefes aldı ve birbiri ardına sıraladı cümleleri. Farklı fikirlerde olsa da, derdini içinde saklamasa cümleler. Dilin de kemiği olsa. Yüzlerden düşen bin parça olmasa. Canına okunsa nefretin. İnsanların kalbine de tutulsa aynalar. Aklını kaçırmasa merhamet! Zarafet yeniden ayaklansa bu topraklarda. Televizyonların akıttığı zehirlere müşteri olmasa insanlar. Her şeyi öldürerek mutlu olanların hevesi kursağında kalsa. Yolda kalmasa barış. Darbe ve katliam sözcüğü ağızdan bile çıkmasa. Ömrü kısa olmasa çocukların. "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diye hayata geçirilen o aşağılık cümle, bu topraklarda değer bulmasa artık.

***

Hallaç pamuğu gibi dağıtılsa namussuzluklar. Demokrasi gerçek anlamını bulsa. Erkek hukukuna yem olmasa kadınlar. İnsanlar el yordamıyla bulamadıklarını yerde ararken gökte bulsa. Hileli terazilerde tartılmasa dostluklar. Her şey eskisi gibi olsa. Bizi çağırdığı unutulmasa toprağın. Ölümü sadece mezarlıkta hatırlamasa insanlar. Aynı suçların karşılığında hesaplar farklı yazılmasa. Bin dereden adalet getirmek olmasa. Soru işaretleri dolaşmasa hukukun üzerinde. Kitaplar uyanmak için okunsa, uyumak için değil. Yere düşen ekmeği öpüp alnına koymak olsa. Başkalarının ekmeğiyle oynamak olmasa.

***

İçindeki çocuğu para bulmaya yollamasa insanlar. Dilenciliğin suyunu çıkarmasa sefalet. Süte su karıştırılmasa. Her çocuğun dikili ağacı olsa sevda ormanlarında. Namuslu insanların başına da devlet kuşu konsa. Çıkarlarına virgül gibi eğilmese insanlar. O güzelim geçmiş zaman fotoğrafları tarihin koynunda uyumasa. Boş bir kubbede baki kalsa o eski hoş sedalar. O zaman nokta koyup susardım. Dünya gözüyle seyrederken, bu güzelim ülkeyi..

***

Bunları duyduktan sonra bir zamanlar Şevket amca gibi yürekli insanların çok olduğunu anımsadım. Büyüdükçe azaldı. Ne yazık ki insanlar kendi hayatlarının güzel olmasından ziyade, başkalarının hayatının kötü olmasını seviyor. Ekmek alacak parası olmayanlar için, fırınlarda askıda ekmek dağıtılan bir ülkeyiz. Buna karşılık lüks otomobilleri kapışanlar memleketi. Annelere en çok saygı duyulan toprakların üzerindeyiz. Ama en çok analara söven bir toplumun ferdiyiz.

***

Boş zamanlarınızda ne yaparsınız diye sorulduğunda, "vakit öldürüyorum" diyenler ülkesinde. Öldürmek eyleminin sıradan olması kaçınılmazdır. Sadaka verilen insana duyulan kuşku. Verenin minnetine zahmet katıyorsa, ortada çelişkili durumu göz ardı etmek gerekiyor. "Başımın gözümün sadakası olsun" duygusuna mahsuben! Hep popüler insanlara benzemekle günümüzü harcıyoruz da, popüler olmadığımız için şükretmiyoruz. Ünlü olup geceleri rahat uyuyan birini gösterin bana. Hep söylenmekle geçti ömrümüz. Ben en çok şarkılarımı sevdim. Başkaları tarafından söylenirken. Sahi ya... Sevgiden utanmanın yaşı olduğunu öğrendiğimiz kadar, sevmekten utanmamamız gerektiğini niye öğretmedi bu hayat?

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI