Mersin Şehir Hastanesi - HÜSEYİN GÜL

6 Şubat 2017 Pazartesi 01:09

Yaklaşık 12 sene önceyi dün gibi hatırlıyorum. Bazı hastanelerde doktorlar bir dalga akımının etkisi altındalardı. İnsanları "zorla hasta yapmaya" yönelik abartılı teşhisler vardı. Eğer hasta yolunacak kaz olmaya itiraz ettiğinde, önüne bir kağıt uzatılıyor. "Olacaklardan sorumlu olduğunuza dair imza atın!" Orta yaşlı bir kadına, hastanelerden birinde kanser teşhisi kondu. Kadına sayısız işlem. Gelen korku, giden paralar. Sonrasında, "aaa yanlışlık olmuş!" Hayatımız böyle öyküleriyle doluydu. Hastayı ilgisizce izleyen bir başka doktorun, hasta yakınına gösterdiği tepkiye bakın. "Bu kadar zahmete değmez, zaten fazla yaşamaz!" Hasta yakını çıldırıyor. "Siz doktor musunuz, falcı mı?" Doktor kahvesinin telvesini parmaklıyor o sıra..

***

O dönem  mesleğini yürekli biçimde hissedenlere elbette lafımız yok. Ama bazı doktorlar para için yoldan çıkmıştı. Bazı doktorların ağır çalışma koşullarından sonra, tükenmişlik sendromu yaşadığı ve antidepresan ilaçlar kullandığı da ortaya çıktı. Bir canın kutsallığını hissedenler için, hastayla buluşmak yoğun duyguları da beraberinde getiriyor. Hastayla hasta olacak kadar insani olanlar kadar, mesleki sorumluluğun getirdiği baskının altında depresyona girenler de çok. Ama şartlar ne olursa olsun, bir hasta geldiğinde vezneyi işaret etmenin alemi yoktu. Çok şeyimizi kaybettiğimizi gördük. Öncelikle saygımızı. Kimileri hastane basıyor, kimileri rezillik çıkarıyor. Duygular kanserojen. Herkes kendi gücünü kullanıyor. Kimi doktor dövüyor, kimi de hastasını!.

***

Gelelim günümüze. Şimdi, ne parası olmadığı için acil servis önlerinde sedyelere bırakılan insanlık, ne de depresyonda doktor kalmadı. Hasta da mutlu doktor da.Ortak mutluluk geçen gün Mersin’de açılan Türkiye'nin ilk şehir hastanesi ile pekişti. Hastalara 5 yıldızlı otel konforunda sağlık hizmeti verecek olan Mersin Şehir Hastanesi, Türkiye’nin sağlıkta nereden nereye geldiğine dair dikilen en görkemli abidedir. Mozaiğin üzerine mukavva serilerek yatırılan hastalar, artık kuş tüyünü aratmayan yatakların üzerinde sağlığını güvenilir ellere teslim edecek.

***

Kim ne derse desin, Recep Tayyip Erdoğan bugünleri tırnaklarıyla kazıdı. Hayat denilen çerçevenin içine görkemli fotoğrafları asıldıysa, diğer parti liderlerinin ulaşamadığı yüreklerle adını yazdırdıysa, dizlerindeki yaralarla büyüyen çocukluğun, şimdiki zamana yansımasıdır bu. Yüzündeki çizgiler, onun bu ülkeye harcadığı yılların bedeli. Bunun adı; halkın kalbindeki yeri sağlamlaştırmasıdır. Adı; emeğin zaferi.

***

Söylemleri bütün dillere çevrilen bir usta. Ezilmiş insanların umut ağacı. Kapalı gişe mitinglerin vatandaşla bütünleşen sesi. Seçim günü, koca bir beyin fotoğrafını gazetelerin baş sayfasına koyup, oy verenleri ahmak yerine koyanlarla, halkın kalbine giden yola baş koyanlar arasındaki farkın yansımasıdır bu. Adı; seçim zaferi.

***


Zamanın ağlarında kendisine örülen duvarları yıkarken yıkılmayan adam. Hayatı labirent belleyip, geri değil daima ileri gitmeyi düşünen gizemli yolcu. Hiç ara vermedi bu sonsuz yolculuğa. Kendisine inananların bu yolculukta onu yalnız bırakmaması, payına düşeni almasıdır. Bunun adı; halkın ödülü. Kaç yıldır bozulmadı bu büyü. Cesaretinden zerre kadar sapma görülmedi. Ondaki alın teri çoğaldıkça alkışlar da çoğaldı. Ondaki özlem büyüdükçe toplumdaki aşk da büyüdü. Aşkın adı Erdoğan. Recep Tayyip Erdoğan!.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI