Özlenen aşk - HÜSEYİN GÜL

12 Ocak 2017 Perşembe 09:10

Can sıkıntısının tavan yaptığı bir akşam üzeri, parmaklarım klavyenin üzerinde anlamsız bir şekilde dolanıp dururken, çeşitli konularda ki istatiksel verilere bakmak esti aklıma. İlginç veriler çıktı ekranda karşıma.  Örneğin, yapılan araştırmaya göre biten aşkın acısı en fazla 11 hafta sürüyormuş. Eğer işin içinde ihanet varsa, sadece 11 saat.

***

Yine haklı çıkmıştım. Çünkü çok iyi biliyordum ki, insanın hayatında yokluğu en çok hissedilen gerçeğin adı aşktır. Ayrılıklarda nefret tetikteyse, bazen aşk gözlerdeki namludur şakaklarda. Kirli sokaklarda dolaşan ayak izlerine mahsuben! Bıçak sırtı geceleri vardır aşkın. Adını hecelere bölersiniz. Bu sevda yalnızca benim dersiniz. Acınız dirhem etmez. Pahalı bir bedel ödersiniz. Aşkta yeminlerden dönmek insanlık suçudur da, geleneksel hale gelen bir savunması vardır kaypaklığın. "Kalbimin sermayesi bu kadardı!"

***

O yüzden bazen hiç affetmezsiniz. Hesabı filmin sonuna saklarsınız. "Dua et de ben ölmeden helalleşelim!" notuyla. Hepimiz bir sınavdan geçeriz. Ama bu sınav hiçbir zaman tercih ettiğimiz biçimde olmaz. Aşk da hataların ve yanlış tercihlerin kendisidir. Love Story filminin unutulmaz sözü. "Aşk asla pişmanlık duymamaktır" Ama eski yılların masumiyeti bittikten sonra.

***

Hazır filmlerden bahsetmişken söylemeden geçemeyeceğim. Bu kirli dünyanın en iyi oyuncuları ne yazık ki insanlar oldu.  Belki de o yüzden özlemlerimiz bu kadar arttıb Süpermarketlerde kredi kartlarını kullanırken, limiti yetersiz olanların paketlerini iade eden kasiyerleri gördüğüm zaman, veresiye defterine borç yazdırdığında , "Önemli değil paran olursa ödersin" diyen mahalle bakkallarını özlüyorum.

***

Sevdaların önünde diz çökmeyen ama para dendiği zaman ayaklar altına yatanları gördüğüm zaman, köprü altlarında yaşarken, yaşlanmışlığa boş veren insanların dillerindeki türküleri özlüyorum. Gencecik delikanlıların sokaklarda el açıp dilendiğini gördüğüm zaman, aç ve susuz loğusa köpeklerin asil duruşunu özlüyorum.

***

Magazin sayfalarında kirli çamaşırlarını ortaya serdikçe güçlenen kadınları gördüğüm zaman, akşamları çamaşır ipine yıldızları asan, sabahları kurutan namuslu kadınları özlüyorum. Ekranlarda birbirlerine demedik söz bırakmayan adamları gördüğüm zaman, gece yarıları sokaklarda yankılanan mesela çekirdekçi gibi seyyar satıcı naralarını özlüyorum.

***

Haksızlığa karşı vicdanlarına susturucu takanları gördüğüm zaman. Sadece insanlar iyi yaşasın diye canlarını ülkelerine armağan eden yürekli gençleri özlüyorum. Televizyon dizilerindeki kırk kocalı bakire ünlüleri gördüğüm zaman, masum düşlere hamak kuran fabrika kızlarını özlüyorum. Bir darbeyle yıkılıp, ömür boyu ayağa kalkmaya üşenenleri gördüğüm zaman, bıraktığı yerden yeniden hayata başlayanların cesaretini özlüyorum. Bir gecede aşkını satanları gördüğüm zaman, ölümsüz aşklar sinemasındaki siyah beyaz filmleri özlüyorum..

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI