İnsan Geçmiş Kısa Tarihi ve Yaratığı Teknoloji İle Karşı Karşıya Gelmesi (2) - İBRAHİM ORTAŞ (KONUK YAZAR)

18 Ocak 2019 Cuma 09:27

M. İlin - E. Segal iki Sovyet yazarın yazdığı “İnsan Nasıl İnsan oldu” kitabı da insanın ilk çağlarından bu yana geçirdiği evreleri çok sade bir şekilde anlaşılır bir dille yazmışlardır. İnsanı en büyük merakı olan geçirdiği evreleri anlam isteğine iyi bir kaynak. İnsanın dününü anlaması bugünü anlamamıza yarımcı olacak niteliklerdir. İnsanın insan olması sürecinde insanın doğayla ve insanın insanla olan savaşımı sonucu oluşturduğu toplumsal ortam, sistem ve kültürlerin anlaşılması bakımından önemli bir eser. İnsanın en önemli özelliği olan yaratıcı-kurgucu olmasının oluşturduğu bugün ki bilgi birikimini anlamak bakımından kitabın işlediği konular çok önemli. Dünyanın değişik bölgelerinden insanların yaratığı etkilerin bir araya getirilerek yaratılan etkiler insanlığın kısa tarihin ayrı bir özetidir.

Bunlara benzer içerikte yazılmış kitapların biz insanlarda yaratığı en önemli  etkileri, bizlere  bilimsel bilgi vermeleri yanında çok değişik konularda düşünme alanlarımızı genişletmeyi ve geçmişe dair çok farklı sorular sormamızı sağlamaktadır. Tarım yaparak iyi mi yaptık?  Yazı neden icat edildi? Hangi faktörler teknoloji yaratmaya insanlığı yönlendirdi? Neden bazı insanlar teknoloji yaratabiliyor da bazıları yaratamıyor. Bundan binlerce yıl birlikte yola çıkan ve hiç bir şeyleri olmayan insanların bazıları bugün düşünme güçlerini kullanarak, sistematik çalışma ile bilgi ve teknoloji yaratarak önden koşarken, bazıları bu yarışta geride kaldılar. Bazısı saate binlerce kilometre hızla uzaya giden araç yapabildi, halen bazıları çıplak ve tabanlara kuvvet ile yalın ayak yol almaktadır.

Fütürist Leonhard’nun kitabını da bu çerçevede özetleyecek olursak yukarıda bahsettiğim üretilen bilginin yaratığı ileri teknolojinin yaratığı çok önemli bir sorunu insanlığın önüne koymuş bulunuyor.  İnsan ile makinenin yaklaşan çatışmasını anlattığı kitapta çok da tahmin edemediğimiz çok sayıda olasılıkları ve sorunlar üzerinde düşünmemizi sağlıyor. Teknoloji doğal olarak insanın rahat yaşaması için yaratıldı. Ancak bugün yapay zekâ ile teknolojiden korkar durma geldik. Çünkü IQ’si çok yüksek bir yapay zekâ hayatımızı kontrol ederse ve bizi makine ile karşı karşıya getirse. Belki makinenin fişini çekmemize bile müsaade etmeyecek. Belki yakın gelecekte yazdırın belirtiği gibi derimizin altına yerleştirilecek olan elektronik cipler bizi rahat da uyutmayacak. Olası riskler ve yapay zekânın yaşamımıza nasıl dokunacağını anlatılan kitap üzerinde düşünmemiz gereken durumları önümüze koyuyor.

Yapay zekâya sevinelim mi yoksa korkalım mı? Yapay zekâ insanı insan muhtaç etmekten kurtaracak mı? Yoksa bazı toplumlar bazı toplamların esiri mi olacak? 

Teknoloji İnsan Yaratmıyor, İnsan Teknoloji Yaratıyor Ve İnsan Amacına Uygun Teknoloji Yaratıyor

Teknolojinin son 50-60 yılda insanın yaşamını kolaylaştırmak için başardığı onlarca buluş ve bunların insan yaşamındaki olumlu etkileri ortada. Ancak insanın neredeyse artık teknolojiye bağımlı halen gelen (mobil telefon, araba, internet vs.) yaşamı ve bunların insan düşün hayatı ve fizyolojisi üzerinde yaratığı etkiler son yıllarda sıkça konuşulur oldu. Yaşamımıza yapay zekâ robotlarının katılması, masa başı işlerin çoğalması, raf ömrü uzun gıdaların tüketimi insan sağlığını tehdit ettiği sıkça dile getiriliyor. İnsanların bazılarının az çalışarak çok harcaması, haksız kazan, kayırmacı yaklaşımlar, şan şöhret peşinde koşması, doyumsuz yaşam ve bunların oluşturduğu depresif yaşam ve etik sorunlarda sorgulanır oldu. Bu bağlamda geçmişte yaşadıklarımız ve bu sürede oluşturduğumuz birikimli bilgimizin analiz edilmesi bakımından geriye dönüp ciddi bir analizin yapılması yaralı olabilir. Bu bağlamda geçmişi objektif olarak anlatan ve analiz eden yazıları çok çok önemsiyorum. Gerçekten insanın gücünü ve doğayı bütünlüklü anlamak için bu tür kaynakları okuma gerekir. Gerd Leonhard kitabı için diyor ki “kitapta şunları savunuyorum: Gelecekteki bilim- teknoloji araştırmalarına, bu alandaki gelişmelere, bunların ticarileşmesine yönelik yatırımları gerçekleştirirken karar verme ve yönetişim süreçlerinin merkezine, insan mutluluğunu ve esenliğini koymalıyız; çünkü en nihayetinde teknoloji, aradığımız şey değil, arama yöntemimizdir”. Sanırım burada amaç ve araçları iyi anlamak zorundayız. Ne aradığımızı iyi bilmek zorundayız. Bulduğumuzun ne anlama geldiğini de bilmek zorundayız. Ezbere yaşayarak, kulaktan duyma ile değil bir fiil paçaları sıvayarak suyun içine girer gibi tarihin derinliklerinde nereden nereye geldiğimizi okuyarak öğrenmek zorundayız. Kendimizi ve geçmişte yaşadıklarımızı, ne tür zorlukları aştığımızı bilmek zorundayız. Bilemez isek hiçbir şeyin kıymeti olmaz. Yaşamı anlamlı yaşmak için gençlerin bu kaynakları okumasını öneririm. (SON)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.