Geçmişten Günümüze Toplumsal Cinsiyet Ayırımcılığı - MEHTAP ÜNLÜ

21 Haziran 2019 Cuma 09:23


Hatırlıyorum da; küçüktüm 5 ya da 6 yaşlarındaydım sanırım, sofra kurulduğunda acıktığım için çocukluğun da vermiş olduğu büyük bir heyecanla koşarak sofraya oturduğum anda büyük annemden gelen “kalk bakayım sofradan, kızlar erkeklerden önce sofraya oturamazlar!” tepkisiyle karşılaşıp şaşırmıştım. Daha o yaşta, daha çocukken beni abimden ya da kuzenimden ayıran neydi de sofraya oturmakta bile erkekler öncelikliydi? Hayatımız boyunca biz kadınlar bu ve bunun gibi doğru bilinen yanlışlarla birçok kez karşı karşıya kaldık, anlayamadığımız hatta çoğu zaman onların da bilmedikleri nedenlerle. 
Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı yüzyıllardır her toplumda,  her millette, her ülkede var olmakla birlikte ne yazık ki dünyanın her anlamda son derece geliştiği ve değiştiği günümüzde dahi etkisini sürdürmekte olan ülkeler mevcuttur. Tabi ki bu eşitsizlik, geçmiş yüzyıllara nazaran çok büyük değişikliklere uğramış ve önemli mücadelelerle çağın koşullarına ayak uydurarak bugüne gelmiştir. Yaşam tarzı, kültür toplumdan topluma farklılık gösteren kavramlar olsa da birçok toplumun ortak konusu olarak kadının toplumdaki yeri güncel bir konu olmaya devam ediyor. Kadınlar ve erkekler insanlık var olduğundan beri gerek biyolojik, gerek fizyolojik ve gerekse bilişsel olarak birbirinden oldukça farklı varlıklar olduğu yadsınamaz bir gerçektir. 
Fakat bu tip fiziksel farklılıkların zamanla toplumsal farklılıklara dönüştürülmesiyle kadın ve erkeğe atfedilen rollerin ayrıştırılmasının temelleri atılmıştır diyebiliriz. Bu ayrıştırmanın bugün geldiği noktaya bir örnek verecek olursak, toplumun genel bakış açısı erkeğe duygularını belli etmeyi yasaklar, ev işi yapmasını yadırgar, her işin üstesinden gelebilen, sert ve mücadeleci bir profil çizer; buna karşın aynı bakış açısına göre kadınlar duygusal, kırılgan, anaç, ev işlerinden ve çocukların her türlü bakımından öncelikli olarak sorumlu, zorluklar karşısında durmakta güçlük çeken şikayet eden, özgürlükten ve güçten uzak kimseler olarak düşünüldü yüzyıllarca...
Fakat bütün bunlara rağmen 21. Yüzyılın getirdiği yenilikler, sanayileşme sürecinin hızlanması, teknolojik gelişmeler, hukuki ve sosyo-kültürel değişiklikler gün geçtikçe kadının daha fazla iş hayatında, toplumsal yaşamda aktif ve göz önünde olması sonucunu doğurmuş; birçok toplumda emeğe ve daha fazla insan gücüne duyulan ihtiyaç kadınların da bu alanlarda yer edinmesini zorunlu kılmıştır. Bugün geçmişe nazaran çok büyük farklarla kadınlar çalışma hayatında ve toplumsal yaşamda ciddi anlamda yer edinmiş, öte yandan fizikî güç ve kuvvetin yerini bilişsel ve duygusal zekâya bırakması nedeniyle günümüzde ve gelecekte kadınlar için önemli ölçüde daha müreffeh bir dönem olacağını düşünmekteyim...

Mehtap Ünlü
Güney Adana Kalkınma Programı Proje Uzmanı ve Sosyolog

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.