Kim Korkar Matematikten? - MENEKŞE YÜKSEL ÖZBEY

31 Mayıs 2019 Cuma 16:44

Matematik, hayatın sayılarla ilgili bölümü mü, yoksa hayatın kendisi mi? Hayatımızın ne kadar içinde onsuz olur mu ve neden biz "Çılgın Türkler" matematikten bu kadar korkuyoruz? 
Bunları ben de çok merak ediyorum, kendimce bazı çıkarımlar olsa da özellikle gençlerin de dilinden anlayan konunun uzmanı bir öğretmenimizle konuşmak istedim. Sevgili Gamze Kençtakmas'la matematiği, hayatı, çocukları ve gençleri konuştuk.

-Gamze hocam, biz toplum olarak matematikten neden bu kadar korkuyoruz? Bunda bize öğretilen kadercilik, "herşey olacağına varır" gibi hayat görüşleri de etkili mi sizce? 
Ben de bu konuda aynı şeyleri düşünüyorum, matematiği öğretme yöntemimiz de aynı İngilizce gibi, çok yanlış, İngilizcede aman konuşursam hata mı yaparım , nasıl olur derken , gramer , korku ve heyecan birbirine karışıyor. Matematikte de heyecanımız ve bilemezsek rezil olma duygumuz çarpım tablosuyla başlıyor. Çarpım tablosunu ezbere bilmemizin mutlak görüldüğü yaşta büyükler sürekli bize heyecanlı bir beden dili ve ses tonuyla 4×9??, 8×7???? şeklinde sorular soruyor, bunun yarattığı ya bilemezsem gerginliği ve korkusu içimize işliyor....

-Matematiği iyi olan bir insanla matematik bilmeyen bir insan arasında fark var mı?  Matematiği sayısal işlemleri yapabilme becerisi olarak anlarız; hepimizin fikrince işlemleri problemleri iyi yapmamız matematikten anlıyoruz demek ama hayatın matematiği çok başka. Sizce de böyle değil mi? 
Matematiğin anlamı çok çok geniş, dünyanın kurulumunda matematik var. Göçmen kuşların her yıl yeniden yuvasına dönmesinde, karıncaların yaşam döngüsünde hep matematik var. Benim gözlemlediğim kadarıyla, matematiği iyi olan insanlar, daha vicdanlı, daha eleştirel düşünebilen ve neden sonuç odaklı oluyor. Çözüm odaklı insan olmak tabii ki hayatı kolaylaştırıyor ve sizi aranılan sorulan, dertlere derman olan bir insan konumuna da getiriyor.  

-Genellikle öğrenciliğimizde; sevdiğimiz öğretmenimizin dersini de seviyoruz, ya da tam tersi oluyor. Sizce matematik eğitiminde, "Bu çocuktan iş çıkmaz" yaklaşımında olan bir öğretmenin öğrencisi başarılı olabilir mi? Çocuklara nasıl yaklaşmak lazım? 
Herkes matematiğin yüzde yüzünü anlayamaz, ben bütün sınıfa her konunun yüzde ellisini anlatabilirim fakat bundan sonrasında genetik yatkınlıklar ve çalışmak devreye giriyor. Günümüzde öğretmenlerin işi çok daha zor, çocuklar koçluk istiyor, onların ruhunu anlamamız şart, ben ders saatlerim dışında onlarla çok zaman geçirmeye çalışıyorum ki hayata bakışlarını anlayabilip aynı dili konuşabileyim. Eskiden olduğu gibi sinirlenince bağırıp susturan öğretmen yerine onlarla sıkı dost olabilen koç öğretmen istiyorlar. Bu nedenle bu işe gerçekten gönlünü koymayanlar, koyamayacak olanlar öğretmen olmamalı. Bence herkes öğretmen olmamalı... 

-Hocam benim sıkıntılı olduğum bir konu vardı lisede limit, türev, integral, halen bu konuyu bilmediğim için kendimi matematikte yetersiz hissediyorum, sizce herkes her konuyu bilmeli mi? Ülkemizdeki kadar ağır müfredatı olan ülkeler var mı bu konuda? 
Herkes kendi işine yarayacak kadar, gerektiği kadar matematiksel işlem ve konu bilmeli, bizim müfredatımız çok ağırdı, birçok ülkede liseler bizim ortaokuldaki konuları öğreniyor. Şu anda ilkokul 1.sınıfta matematik problemi olması çok anlamsız o yaştaki çocuk algılayamıyor. Matematikten soğutmamak ve sevdirmek lazım. Matematikten nefret eden çocuk hayatta da başarısız oluyor. Ben yapamam duygusu içini kaplıyor. Matematikten anlayan birinin de ben başarabilirim yetisi ön plana çıkıyor.

-Biz anne babalar çocuklarımıza matematiği sevdirmek ya da en azından soğutmamak için bir şeyler yapabilir miyiz? 
Çocukların bilgilerini toplum içinde çarpım tablosu sorar gibi test etmemek, sen zaten anlamazsın gibi cümleler kurmamak lazım. Hepimiz bilmeliyiz ki belli bir seviyeden sonrasını anlamak matematiğe genetik yatkınlıkla alakalı...

-Siz lise öğretmenisiniz. Sizce gençler bizi biraz şaşırttı mı, hiç korktuğumuz gibi olmadı ve ben bu şaşkınlıktan çok mutluyum.
Ben de çok mutluyum. Ortaokulda bilgisayarın başından kalkmayan "Aman Allah’ım ne olacak nasıl olacak bu çocuklar" dedirten nesil, çok vicdanlı çok hanımefendi beyefendi harika gençler oldular. Onlarla zaman geçirmek , konuşmak çok keyifli, her gün "İyi ki öğretmenleriyim" diyorum, bana gelecekle ilgili umut veriyorlar, birbirlerine karşı davranışları çok nazik , birbirlerini anlıyorlar. Bu anlamda iyi ki bizi şaşırttılar...
Güzel paylaşımları için Sevgili Gamze Kençtakmas hocama çok teşekkür ederim...
Karıncalar ve kuşlar nasıl yollarını buluyorsa, çocuklarımızın da öyle kolaylıkla öyle rahat bulması dileklerimle... 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI