Düzenli ve sağlıklı yaşam tarzı benimsenmeli - OP. DR. NÜKET YOLDAŞ

24 Aralık 2018 Pazartesi 10:00

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Nüket Yoldaş, ülkemizde artık sık rastlanmaya başlayan kalp hastalıkları ile ilgili bilgi verdi.

Yaşanan en sık kalp ve damar hastalıkları stres, hareketsiz yaşam tarzı, sigara kullanımı, diyabet, obezite, hipertansiyon, yüksek kolesterol gibi sebepler kalp hastalıklarının ortaya çıkmasına sebep olur.
Günümüzde dünya nüfusunun yüzde 25 – yüzde 30’u kalp damar hastalıklarının etkisi altındadır ne yazıktır ki dünya geneline oranla, ülkemizde kalp damar hastalıkları daha sık görülmekte ve tüm ölüm nedenlerinin yüzde 47,73’ünü oluşturmaktadır.
Bu oranda gün ve gün artmaktadır. Düzenli ve sağlıklı yaşam tarzı benimsenmeli.

TAZE BESİNLER VE ZEYTİNYAĞININ İYİLEŞTİRİCİ
GÜCÜNDEN FAYDALANMAMIZ LAZIM

Toplum olarak her ne kadar Kalp hastalıklarına yakalanmada genetik faktörlerin etkisi olsa da, hastalıktan korunmada yine beslenme önemli bir role sahiptir. Yani hastalığın ilerlemesinde ve yaşamsal riske aslında sağlıksız ve düzensiz beslenme sebep olabilir. Kalp, sağlıklı beslenme alışkanlığıyla hastalıklardan korunabilir. Bunun dışında kalp hastalığına yakalandıktan sonra yine sağlıklı beslenmeye dikkat edilir, düzenli kontroller aksatılmazsa hasta normal yaşantısına devam edebilir. Aslında şanslı olduğumuz noktalarda var şöyle ki inancımız yaşarken bile aslında sağlıklı beslenmiş oluyoruz çünkü nüfusun çoğunluğu Müslüman olan bir ülke hak dini İslam olan bir ümmet peygamber efendimizin sünnetlerini yaşarken de sağlıklı yaşanmış oluyor. Çünkü 5 vakit namazla hareketsiz yaşamdan azda olsa çıkmış oluyoruz. Dünya genelinde en çok benimsenen doğru beslenme şekli, Akdeniz tipi beslenme alışkanlığıdır. Akdeniz tipi beslenme alışkanlığı; tahıl, kurubaklagil, taze sebze-meyve, balık, zeytinyağı bakımından zengindir. Et süt ve süt ürünleri tüketimi daha azdır. Akdeniz tipi beslenme tekli doyamamış yağ asidi, posa, kompleks karbonhidrat içeriği yüksek, doymuş yağ, kolesterol ve basit karbonhidrat içeriği düşüktür. Akdeniz beslenme programında her gün tüketilecek besinler tahıllar, sebze, meyve, kurubaklagiller, süt ve süt ürünleridir. Haftada bir iki kez balık, tavuk, yumurta önerilmektedir. Bu tip beslenmede kırmızı ete ayda bir iki kez yer verilmektedir. Yemeklerde zeytinyağı kullanımı tercih edilmelidir.

Bir hekim olarak kalp sağlığımız için BU ÖNERİLERE DİKKAT çekmek isterim;
1. Alışkanlıklarımıza Akdeniz tipi beslenme alışkanlıkları yaşam şekli haline getirilmeli.
2. Elimizden geldiğince Gün içerisinde 3 ana, 3-4 ara öğün şeklinde beslenilmeli.
3. Tetkik sonuçlarımıza göre Glisemik indeksi yüksek yani kan şekerimizde ani yükselmelere sebep olan poğaça, kurabiye, beyaz ekmek, çay şekeri gibi basit şekerler içeren, vücudun aslında ihtiyaç duymadığı besinlerden uzak durulmalı.
4. En çok tükettiğimiz Kuyruk yağı, tavuğun deri kısmı, kırmızı etin yağlı kısmı tüketilmemeli, tereyağı ve sakatat miktarı kısıtlanmalı.
5. En önemli ve en kolay olan Bütün vücutta bulunan tüm hücrelerin suya ihtiyacı olduğu unutulmamalı; günlük 2-2,5 litre su tüketilmeli.
6. Ne yazık ki iş yoğunluğu hayat telaşı ile yapmadığımız Yemek yeme süresi 15-20 dakikaya kadar uzatılmalı, besinler iyice çiğnenmeli.
7. Özelikle Bürokratik görevlerde bulunan Devlet büyüklerimiz ve onlara emek veren çalışanları ve yoğun tempoda çalışan vatan savunması için uykusuz kalan polis ve asker diğer tüm güvenlik personelimizin ve sağlık çalışanları başta olmak üzere Uyku saatlerine dikkat edilmeli, günlük 6 saatten az 8 saatten fazla uykudan kaçınılmalı.
8. Uzak durmamız gereken Kızartma, kavurma gibi sağlıksız pişirme yöntemleri terk edilip fırın, ızgara, buğulama, haşlama gibi sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmeli.

9. Ciddi anlamda sorun haline gelen ve batılı toplumlarda saat 8 den sonra ve park ve bahçelerde içimi yasak olan bu şekilde caydırıcılık kazanıp vatandaşlarını koruyan Amerika Fransa Almanya’ gibi ülkeler alkol tüketimi azaltmışken, ülkemizde bu mümkün olamamaktadır çünkü biz millet olarak alkol tüketmeyi özgürlüğümüzle eş değer tutmaktayız umarım bu bilinç en koşa sürede değişir ve Alkol tüketimi toplum sağlığımız için en aza indirilmesi gerekliliği bilincine ulaşırız.
10. Ve geldik tuz tüketimine... Ciddi anlamda yol aldık tuz tüketimine dikkat edilmeli; günlük ihtiyacımız olan tuz miktarının 5 gram olduğu bunun da ekmekten ya da yemeklerdeki salçadan karşılandığı unutmamalıyız, vücudumuzun ihtiyacı yok. Sadece damak tadımızdan vazgeçmeliyiz.

11. Tüketim yaparken yiyeceklere olan bakış açısı değiştirilmeli, kişi canının ne istediğinden çok vücudunun ihtiyacı olan besinleri tercih etmeli. Bu saydığım hususlarda en önemlisi bilinçlenmeliyiz. Batılı toplumlarda alkol ile ilgili tüketilmesi ve ulaşılması hususundaki yasakçı caydırıcılık amaçlarını umarım millet olarak inançlarımız ve özgürlüğümüzle alakasının olmadığını anlayacağımız günlerin geç olmadan gelmesi dileğiyle... Sağlıklı ömrümüz olsun.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI