GERÇEĞE SUSAMAK! - SELAHATTİN SEKİN

12 Kasım 2018 Pazartesi 09:42

Yapay zekâ insanoğlunun icadı. Uzunca bir süredir tartışılıyor. Yapay zekâ, milyarlarca veriyi birkaç saniyede tarayarak içinden erişmek istenilen veriyi bulup karşınıza getiriyor. İnsanoğlu üretiyor, depoluyor ve depoladığı milyarlarca verinin içinden istediği bilgiyi bu sayede buluyor.  Sadece bir kaç saniye...

İnsanoğlunun yıllarını hatta ömrünü alacak bir araştırma, yapay zekâ sayesinde bir kaç saniyeye iniveriyor.

- Ne güzel değil mi?

- Evet, çok güzel ve hatta harika!

- Ama bir dakika! Bir problem var!

O bir kaç saniyede önümüze gelen verinin gerçek mi sahte mi olduğunu bilmiyoruz?

Bilginin baş döndürücü hızla yayıldığı bir zamanı yaşıyoruz. Elimizdeki cep telefonlarından, tabletlerden, bilgisayaralardan ve televizyon ekranlarından üzerimize adeta boca edilen yığının içinde boğuluyoruz.

Cinayetten tecavüz haberlerine, tarihi bilgiden kültür/sanata uzanan birçok alanda üretilen ve gerçek olduğu izlenimi veren ÜRETİLMİŞ YALANLAR konusunda çaresiziz.

Mevlana'nın olduğu iddia edilen sözlerden tutun Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ait olduğu söylenen resimlere kadar ÜRETİLMİŞ YALANLAR hemen her mecrada karşımıza çıkıyor.

Örneğin;

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün öğrencilerle satranç oynadığını gösteren bir fotoğraf 'Atamızın nadir fotoğraflarından biri' yazısı ile hemen her yerde karşımıza çıkıyor. Oysa gerçekte böyle bir fotoğraf yok. Atatürk'ün görselde kulanılan fotoğrafı bir askeri tatbikat sırasında masa üzerindeki bir haritaya bakarken elinde sigarası ile çekilmiş. Montajla stranç tahtası ve öğrenciler eklenmiş.

'Ne var bunda? Masum bir montaj' diyenlerdenseniz çok yanlış düşünüyorsunuz.

Tarihi değiştirmeye başladığınızda (tarihiniz değiştirilmeye başlandığında)  gerçekten kopmaya başlıyorsunuz. Gerçek tarihiniz gidiyor yerine üretilmiş tarih konmaya başlıyor. Gerçek geçmişinizden koparıldığınızın farkında bile olmuyorsunuz.  Üretilmiş sahte bir geçmişe inanıp yaşamınızı buna göre şekillendiriyorsunuz.

Mevlana'nın sözü diye Müslüm Gürses'in şarkı sözünü öğrenen çocuğunuzun dünyasını bir hayal edin!

Ürkütücü!

Korkunç!

Trajik!

Üretilen yalanlarla nasıl mücadele edilmeli? Sorusunun cevabını bulmalıyız. Hatta bunu bir ulusal güvenlik sorunu gibi görüp masaya yatırmalıyız.

Tarih, Kültür, Sanat, Edebiyat, İnanç alanlarında gerçeğin yerine konulmak üzere üretilmiş veriler geleceğimizi tehdit ediyor. Söz konusu alanlarda gerçeğin yerine ikame edilen sahte bilgileri sahici imiş gibi öğrenen bir nesil yetişiyor.

Kökleri olmayan ağaç, küçücük bir esintide devriliverir.

'İafade özgürlüğü' veya 'Özgürlükler' bağlamında yapılan propaganda ile alınacak tedbirler engelleniyor. Küresel sahtekârlar, ürettikleri ve gerçeğin yerine koydukları veriler denetlenmesin diye bu maskeleri takıyor. Vatanını milletini seven yönetimler buna karşı tedbir alınca da 'Özgürlükler kısıtlanıyor' diye yaygara koparıyorlar.

Evet, tedibir alınmalı.

Hem de en üst düzeyde!

Evet, yapay zekâ insanoğlunun en önemli icatlarından biri. Yalan ile gerçeği ayırt etmede bu icat kullanılmalı. Doğruyu bulup önümüze getirecek yapay zekâ uygulamalarını Devletimiz yapmalı ve hizmete sunmalı. Aksi takdirde gün gelecek gerçeğe susamış can çekişirken 'Al işte gerçek bu' diyecek bir neslimiz olmayacak.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI