Kaz Dağı nöbeti sürüyor - SEREN SABUNCU

10 Ağustos 2019 Cumartesi 02:10

Kaz Dağı ya da İda Dağı, Edremit Körfezi'nin kuzeyinde Çanakkale ve Balıkesir illeri arasında yer alan bir dağ. Burada yapılan altın arama çalışmaları büyük tepkilere sahne oldu. Kaz Dağları Milli Parkı’na 40 kilometre uzaklıktaki Kirazlı’da başlatılan maden projesi, bugüne kadar ki en büyük çevre eylemlerinden biri oldu. 7’den 70’e toprağını seven, yeşilin oksijenini seven, gelecek nesillere beton yığını yerine yeşil alan bırakmak isteyen herkes tek ses oldu. Bir ses bin sese, bin ses milyonlarca çığlıklara döndü...

Twitter’de TT(Trend Topic) olan ‘kazdağlarıhepimizin’ etiketi sosyal medyayı salladı. Maden sahasının yeri, kaç ağaç kesildiği, siyanür kullanıp kullanılmayacağı ve çevreye etkileri tartışma konusu olup her gün nöbete tutuluyor. Sadece Çanakkale’den değil çevre illerden de destek geliyor. Hiç kuşkusuz artık gündemi belirleyen Twitter, çalkalanıyor ve çalkalanmaya da devam edecek gibi duruyor.

Peki bu kadar gündemde kalmasının ve duyarlı vatandaşın bu denli tepkisinin nedeni nedir? Bir kere bu çalışma sırasında siyanür kullanılacak olması orada yaşayan vatandaş kadar orada yaşamayan vatandaşı da ilgilendiriyor. Çünkü siyanür terim olarak, hidrosiyanik asidin tuzu ya da esteri olan, çok güçlü bir zehir olarak tanımlanıyor. Siyanür, pek çok metalle kolaylıkla birleşebilme özelliğine sahip. Bu da altın gibi metallerin cevherinden ayrıştırılmasında onu kullanışlı bir kimyasal yapmaktadır. Altının cevherden ayrıştırılması için yaygın olarak kullanılan çözelti, sodyum siyanür çözeltisidir. Siyanür, çevreye yayıldığında, tüm canlı yaşamı için ölümcül tehlike oluşturan son derece tehlikeli bir kimyasaldır. Örneğin siyanür dökülmeleri, içme suyu kaynaklarının kirlenmesine, çok sayıda balık türünün yaşamını kaybetmesine ve tarım alanlarının zarar görmesine neden olur.

Halk en çok bundan korkuyor işte. Dünya’da örnekleri var çünkü...

Meksika, 2014: Yoğun yağışlar sonrası, 500.000 galon siyanür çözeltisi, Proyecto Magistral madenindeki istinat havuzundan dışarıya taştı.

Kırgızistan, Kumtor Altın Madeni, 1998: 2 ton sodyum siyanür taşıyan bir kamyon Barskoon nehrine düştü, böylece 2.000’den fazla insan tıbbi yardıma muhtaç kaldı.

Romanya, Aural Gold, 2000: Bir atık barajı patladı, Tisza ve Tuna Nehirlerine 3,5 milyon metreküp siyanürlü atık döküldü, Macaristan ve Yugoslavya’ya doğru yaklaşık 400 kilometre boyunca bulunan su kaynakları zehirlendi ve binlerce balık öldü.

Birleşik Devletler, Zortman-Landusky Madeni; Montana, 1982: 52.000 galon siyanür çözeltisi, Zortman kasabasına içme suyu sağlayan su taşırları (akifer) zehirledi. Kaza, bir maden çalışanının evdeki musluk suyunda siyanür kokusu olduğunu fark etmesiyle ortaya çıktı.

Yapılan açıklamada suyun ve toprağın siyanürle kirleneceği iddialara yalanlasa da bu riski göze alamıyor vatandaş. Bunun yanı sıra kesilen birçok ağaç var tabi. Tarım ve Orman Bakanlığı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada her ne kadar “Maden Sahaları Rehabilitasyon Eylem Planı” kapsamında maden arama çalışmalarının tamamlandığı bölgelerin eski haline kavuşturulacağını duyuruldu. Ama bu duyuru çevreciler için nafile... Vatandaş bu konuda umutlarının olmadığını söylüyor. Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Derneği’nin (TEMA) verilerine göre 195 bin, projenin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna göre 45 bin 650, Orman Genel Müdürlüğü’ne göre ise 13 bin 400 ağaç kesildiği yönünde açıklama var.

Siyasilerden sanatçılara kadar herkesin tepkisi çığ gibi büyüyor. Bu ülkede hala doğayı seven, tehlikelerden haberdar olan ama daha da önemlisi vatandaşı  haberdar eden insanlar var. “Büyük Su ve Vicdan Nöbeti” hâla sürüyor...


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI