Artık Adım Atmak Para! - SUZAN TELLİOĞLU

20 Mayıs 2019 Pazartesi 09:25


Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) dünyada sosyal ve görünüme ilişkin son raporunda, Türkiye’de işsizliğin 2018'de yüzde 10,9 olacağı, 2019' da yüzde 11,9'a çıkacağı tahminlerinde bulunmuştu. ILO'nun tahminleri yeni ekonomi programındaki hedeflere yakın bulunurken, işsiz sayısının 2020'de 4,1 milyon kişiye ulaşacağı da öngörüldü. Bir yandan da dünyada 700 milyon çalışanın aşırı veya orta yoksulluk düzeyinde ücret elde ettiği de vurgulandı. Türkiye 'de 2017 yılı itibarıyla 18,9 milyon ücretli çalışan bulunuyor. Bunların yüzde 11,3’ü 1200 TL’den az, yüzde 37,5’i ise asgari ücret komşuluğunda (1200-1600 TL) arası ücret elde ediyor. Tabi bunlar dışında ülkemizde kayıt dışı çalışan oranı da yüzde 33,6 düzeyine ulaşmış.  Bunun yanı sıra, ne yazık ki ülkemizde her 5 gençten biri, ne çalışıyor nede eğitim-öğretim görüyor. Ülkemizde iş olanaklarının yetersiz olduğu gibi artık hayatta çok pahalı ve acımasız! 
Adana hayat pahalılığında Türkiye’de 3. Sırada!  
Geçmişten günümüze Türkiye’yi sarsan ekonomik kriz ile beraber şöyle bir baktığımızda, Adana’da son 10 yılda 55 büyük fabrika kapısına kilit vurulmuş. Çünkü Ekonomi gittikçe kötüleşiyor. Özellikle şu ara ekonominin kötüye gittiğinin, en bariz hissedildiği yer pazar. Bugün aldığınız bir ürünü 1 hafta sonra aynı fiyata bulamıyorsunuz. Pazarda özellikle şikâyet edilen, sebzeden meyveye tüm ürünlere her hafta zam gelmesi. Pazar esnafı önceden 4,5 - 5 kilo alınan bir ürünün artık bir kilo zar zor alınmasından yakınıyor. Haftalık pazar maaliyeti en kötü 100 TL’ye çıkmış durumda. Ülkemizde yaşanan ekonomi krizinden dolayı evini güç bela geçindirmeye çalışan bir insan pazardan ne alsın?
Vatandaş dövizin yükselmesinden şikâyetçi. Çünkü insanların alım gücü yok.
Herkes enflasyon batağında. Çoğu insan artık pazardan alışveriş yapamıyor.  Ucuz bulduğu bir markete yönelip,  kredi kartıyla alışveriş yapıyor.  Yani vaziyet o kadar kötü ki insanlar evlerini borçla dönderiyor. Bizzat pazarda alışveriş yaparken bir teyzeden şu sözleri duydum: " Bir çocuğun günlük okulda yemek masrafı 10 lira. Ve ben asgari ücretle geçiniyorum. Insanlar artık birinci çocuğa bakmakta zorlanırken 2. Çocuğu yapmaya korkuyorlar. 3. Çocuğa sıra gelmiyor bile. Hayat çok pahalı, hiç bir şeye para yetişmiyor ve insanlar geçimini bir sonraki aya borçlanarak idame ettiriyor. "Bunun üzerine söyleyecek bir şey bulamıyorum gerçekten.   İnsanlar kıt kanaat geçim derdine düşmüş. Günlük evlerine bir ekmek götürebiliyorlar ise ne âlâ! Çoğu insan yarınını düşünüp kenara 5 kuruş atamıyorken, benim aklımın almadığı bir şey var; Ülkemizin zengini tam zengin, fakiri tam fakir neden?  Bu enflasyon nereye gidiyor böyle?
Emlak satışları yavaşladı, inşaatlar durdu, yabancılar artık ülkemizi pahalı buluyor,  ev almak isteyen insanlar kirayı zor öder hale geldi. Müteahitlerin ellerindeki sermaye ile ekonomi düzelir umuduyla yaptıkları konutlar, ellerinde patlıyor ve istihdam her geçen gün azalıyor. Türkiye'nin her bölgesinde hemen hemen bu sıkıntılar yaşanırken turizm bölgeleri için bir nebze de olsa içim rahat. En azından oteller açılıyor, turistler le beraber bölgeye canlılık geliyor. Ama turizmin olmadığı yerlerde Her gün alın teri ile üç kuruş para kazanmak için didinen ve buna rağmen işine son verilmesi durumunda kalan insanlar var.  Ben bu durumda olan her bir vatandaş için de endişeli ve üzgünüm. Umarım her emek karşılığını gerçek anlamda alır ve halkımız ay sonunu getirmeye çalışmak yerine daha mutlu ve huzurlu bir toplum haline gelir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI