CEMAL SÜREYA - SUZAN TELLİOĞLU

2 Ağustos 2019 Cuma 02:15

Cemal Süreya'nın  hem edebi, hem özel hayatı merak edilen muammalarla dolu. Örneğin doğum tarihi belli değil. Neden beş kadınla evlendiği de pek bilinmiyor. Ama kendisi benim için  hem edebiyata hem de aşka kazandırılmış en önemli şairlerden biri.

Cemalettin Seber,  sonradan herkesin de bildiği adıyla Cemal Süreya 1931 yılında dünyaya gelmiştir.

Cemal süreya çocukluğunu şu sözlerle anlatmıştı:

"1931 yılında erzincan da doğdum. 6 yaşında oradan ayrılmışım. Asıl çocukluğumu geçirdiğim kent bilecik. Liseyi istanbul'da yüksek öğrenimimi Ankara 'da okudum. Annem 6 yaşında öldü.  Yüzünü bile hatırlamıyorum. Ama bazı tavırları hâlâ aklımda. Bende çok kalmış belki de...

Beni edebiyata  götüren bir sürü neden var ama bir keskin neden ararsam bunu annemde bulduğumu söyleyebilirim."

Annesinin ölümüyle kendini edebiyata bağlayan  Süreya, ortaokulun ilk senesinde Dostoyevski ile tanıştı. "Karamazov Kardeşler" romanından öyle etkilendi ki, içindeki huzursuzluğu yazarak dışa vurmaya o zaman karar verdi ve Cemal Süreya, "Beni edebiyata, şiire iten şeyler de tuhaf bir şekilde en çok bir romancının, dostoyevski’nin etkisi vardır" dedi.

İyi bir okur olduğu kadar,  başarılı bir yazar ve şair olacağı da; okuldaki duvar gazetesinde güzel kızlara yazdığı  aşk mektuplarından da belliydi aslında.

HÜZÜN KUŞLARI

“...

 Şanssızım diyemem kendi payıma

 Hain bir Aşk  bu kökü dışarda

 Olur, böyle şeyler ara sıra

 Olur, ara sıra

 ...”

Cemal Süreya ile ilgili en çok hafızamda kalan; üniversite  zamanında  Sezai Karakoç ile aralarında geçen iddiadır.

Cemal Süreya ve Sezai Karakoç sınıf arkadaşıymış.  Sınıflarında  Muazzez Akkaya isimli bir kıza ikisi birden gönlünü kaptırmış. Gizliden gizliye bu kıza duydukları hissi birbirlerine anlatmaya başlamışlar. Hatta Muazzez’e yazdıkları şiirleri bile birbirlerine okuyorlarmış. Ama bu aşk  zamanla aralarında anlaşmazlığa sebep olmuş. Yok, ben elde ederim sen edemezsin derken bir iddiaya tutuşmuşlar. Kaybeden büyük bir bedel ödeyecek ve bu bedel ömür boyu üzerinde kalacak demişler. Bedende fiziksel bir zarar değil tabiki de bu.  Ama iş  sonunda adını değiştirmeye kadar gitmiş.  Cemal Süreya kazanırsa, Sezai Karakoç soyadından bir harf sildirip Sezai Karkoç olacak, Sezai Karakoç kazanır ise de Cemal Süreya soyadından bir y harfi sildirip "Süreya" olarak kalacaktı. Nitekim iddiayı Sezai Karakoç kazanır. Kızı etkilemeyi başarır ve sevgili olurlar. Cemal Süreyya da soyadından bir y harfi sildirip hayatına  Cemal Süreya olarak devam eder.

Mühim olan da mertçe sevdanın arkasında durabilmek değil midir zaten? Her okuduğum şiirinde yazılarında kendimden bir şeyler buluyorum. Ne mutlu ki ortaokul yıllarımda tanıştım onunla. Benimde şiirlerimde, edebiyatı bu denli sevmemde birçok yazar ve şairle beraber; Cemal Süreya’nın etkisi büyük.

Son olarak en sevdiğim şiiri ile satırlarıma noktayı koymak isterim…

GİT

Git, iş işten geçmeden çok geç olmadan vakit

Günahıma girmeden katilim olmadan git.

Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle,

Beni kahkahalarının sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,

Git ki gamlı  yüzümün hüznüyle dolmasınlar.

***

Mademki benli hayat sana kafes kadar dar

Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar

Hadi git benden sana dilediğince izin

Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler,

Çünkü herkes beni kays seni leyla bilirler.

***

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın,

Oysaki hep yedekte hep elde var saymıştın

Hadi git ne bir adres ne bir hatıra bırak,

Zannetme ki pişmanlık mutluluk kadar ırak!

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI