SEVGİYE DOKUNMAK - SUZAN TELLİOĞLU

10 Haziran 2019 Pazartesi 10:09


Düşünüp duruyorum bazen; içimdeki duyguların nereden nasıl geldiğini, kalbimin üstüne mıhlanıp oturduğunu, ara sıra beni oyaladığını, nasıl da yorup üzdüğünü...
Bazı zamanlar bir hüzün mertebesinde, kendimi bir törenin içinde buluyorum. 
Elimde olmadan dinliyorum uğultuları. Sanki orada bulunmak , dik durmak zorundayım gibi .. Aksi halde içimde savaştığım duygular beni çiğneyip üzerimden geçecekmiş gibi.
Sonra ani bir sessizlik beliriyor etrafta. İşte o an kalbimin sesini duyuyorum. "Sevdiklerinle sorunun senin "diyor kalbim. O an gözümün önünden sevdiklerim geçiyor  bir bir. Papatya falı gibi,  seviyorsun ya da sevmiyorsun... Sonra gerçekten de sevdiklerime sitemimi, kavgalarımı, kırılma noktalarımı görüyorum. 
Sen neden hep haklı çıkıyorsun kalbim?
Aşk ve sevgi senin yolundan geçtiği için mi?
Düşünsenize; doya doya sarılma,  öpüp koklama fırsatınız varken, işi neden yokuşa süresiniz ki?
İşte ben en çok geçen zamanın geri gelmeyeceğini savunanlardanım. Keşke demek yerine ne mutlu doyasıya sarıldım diyebilmeli insan...
Bir yerde okumuştum, " her şeye rağmen kalabalıktan sıkıldığınız an, yanlızlığı özlediyseniz, kimseyle konuşmak istemiyorsanız dahi, sizi dinleyecek bir evren var. Örneğin bir başına  sessiz sakin bir yer. Yemyeşil bir alanın ortasındasın. Ağlamak istiyorsan ya da haykırmak içini dökene kadar yapabilirsin. Ağaçlara, çiçeklere anlatabilirsin. Evet, onlar sana cevap veremez ama tepki verir. Sende bunu hissedersin ve rahatlamış olursun. Hafiflersin...  Ama karşılığında evrene bıraktığın kötü enerji için  teşekkür amaçlı bir hediye vermelisin. Mesela bir kap süt olabilir, orada yaşayan kediler için.  Ya da sana ait herhangi bir şey... "
Meselâ Japon bir düşünür  "Masumi Toyotome"  sevgiyi üçe ayırmış.
Bunlardan birisi  "EĞER" dir.
Bizler sevgimizde eğer bulundurmayalım. Eğer böyle olursan, şöyle yaparsan seni severim demeyelim.
Bir ikincisi de "ÇÜNKÜ "dür. Bir insanı anlatırken çünkü diyerek başlamayalım. Çünkü ile sevmeyelim. Çünkü çok güzel,  çünkü  çok yakışıklı,  çünkü çok zengin, onu seviyorum çünkü... Çünkü  burada yaptığımız şey sevmek değil. Sadece nefsimize yenik düşmektir.
Üçüncüsü ise  "RAĞMEN" dir. İşte bizler bu sevgi anlayışı ile birbirimizi sevmeliyiz.  Her şeye rağmen insanı insan gibi, olduğu şekilde sevmeliyiz. Eğer siz, çünkü  süz sevmeliyiz.  Ancak o zaman gerçek sevginin tadına varabiliriz.
Ben bir edebiyatsever olarak; edebi dilde, şiirlerinde, hatta gözlerinde bile sevgiyi anlatabilen usta şairimiz Can Yücel den söz etmek istiyorum.  Onun her bir şiirini farklı zamanlarda okuduğum da farklı duygulara kapılıyorum. Yaşam felsefesi bu denli güzel ve gerçek ki, okumaya doyamıyorum. Sevgi üzerine yazdığı dizeleri her an aklımda.
"Çiçek sulandığı kadar güzeldir, kuşlar ötebildiği kadar sevimli,  bebek ağladığı kadar bebektir. Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren sevdiğin kadar sevilirsin." 
Su gibi akıp giden zamanın farkına varabilirsek, işte o zaman sevgiyi de aşkı da görmüş oluruz.  Işte o zaman onlara dokunabiliriz. Avuçlarımızda tutmak için çaba sarf edebiliriz. 
Unutmayın; Yolu sevgiden geçen bütün kalpler bir gün sevgiye dokunabilirler.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI