Gözler... - YEŞİM MATPAN

28 Mayıs 2019 Salı 09:44


...
Gözler var: annedir.
Gözler var: bebeklerinde yanan iki damla ışıkla nefret ve kinden ibaret.
Gözler var: muhabbet.
...
Nâzım Hikmet
Ne güzel söylemiş üstat değil mi? Acaba güzel bakmaya mı unutmuş insanlık yoksa çekiniyor mu gözler güvensiz sinyalli bakışlarla kafa kafaya gelmekten.!? Dosdoğru olmalı ve şu içi dışı farklı telden çalıp oynayan, hedefine ulaşıncaya kadar eğriyi ve doğruyu birbirine karıştıran, niyetine göre bakışlarına da ustalıkla ayar verebilen şahsiyetleri de unutmamalı. Bazısı muhatabıyla göz temasından kaçınmakla çözüme ulaşmışa benziyor. ‘Öyle olmuyorsa, böyle olur,’ misali insan yaratıcılığını kullanıp bir çıkış yolu buluyor her nasılsa! 
Kimi gözler vardır bir bakışıyla mest eder insanı... Yüreğinizi sizden alıp çoğaltır kendisini... Kimi gözlerse et yiyen bitki türünden: rahatsız ve huzursuz eder insanı; göz menzilinden çıkmadıkça yiyip bitirir bakışları ona takılı kalanı... Kimi nazarı ile devirir belki bir dakikada... Kimi gözlerde bebekler fıldır fıldır; yerinde duramayan minik afacanlar gibi... Sevgi/ye ve sevgili/ye nankörlerin vebal yükünü taşımaktan yorgun düşmüştür kimilerinin gözleri, göz kapakları... Hak talep eden gözlerin ışığı alınmak istenir cahiliyenin kurnaz tonlu gözlerince; bu sebeple, bolca ve sıkça yağışlı olur kimi gözler... 
Kimi insan içinde hissettiği acıyı dışarıya boşaltır gözyaşlarıyla; kimileri de sadece duygu sömürüsü yapmaktadır, aslında; yani, acımasız insanın insanla oynadığı gibi o da gözyaşlarını kullanır karşı tarafla oynamak amacıyla...
Bazısının bakışı boş, anlamsız gelebilir size; yüz hareketleri ya da ses tonundan sözlerinde samimi olup olmadığını anlamaya çalışırsınız. Bu arada; işine gelmeyen bir durum veya davranış söz konusu olduğunda, kaşlarından destek alan bazıları ise öfke ‘akıtır’ gözlerinden. Belki korkutmak değildir niyeti ancak öyle bir bakış tedirginlik duygusu yaratabilir diğerinde. 
Öfkesini kontrol edemeyen insandan farklı olarak; oto kontrolü gelişmiş bir insanın bakışlarına anlam kazandırması güç olmasa gerek. Onun gözleri, kurduğu cümleleri destekler biçimde muhatabında güven duygusu inşa edebilir.
İnsan vardır mesela... Adamakıllı bir prova ile gözlerin içine baka baka bir başkasını hipnotize edebilen; bakışlarıyla ilgisini, sevgisini ifade etmeye çalışan ve diğerini buna inandıran... Kimi ise, belki de kendisine güvenmediğinden, göz göze gelmemeyi yeğler bazen... Göz bebekleri açığını ele verebilir. Ya kaşlara, göz kapaklarına ne demeli: Onlar da bütünün parçaları.
Sözden vazgeçip gözden mesaj almayı deneseniz yanılma payınız olmayacak sanmayınız. Gözler aradığınız ipucunu verdiği gibi vermeyebilir de. Kimi insanın kimilerinin dilinden anlamadığı gibi, bakışlardan farklı anlam çıkardığı da aşikar. Örneğin; yaygın düşüncenin aksine, muhatabıyla göz göze gelmekten kaçınan bir insan yalan söylemiyor olabilir. Belki bu sadece bir tercih meselesi ya da kişilik yapısı. İncinmiş birisinin kendisini incitene bakışı sıradan bir insana baktığı gibi olabilir mi? Kalbi kırılan, kalbini kırana geriye dönüşü olmayan ‘cam parçaları’ olur da, gözler gözlere küskün olamaz mı? 
Küserse küser insan insana gözleriyle de...
Başka bir deyişle; muhatabını sözleriyle yanıltan, gözleriyle de yanıltabilir pekâlâ..! Ancak bu her sözlü ifadenin illa ki yalan sızıntısı verdiğine işaret etmediği gibi her bakışın ötesinde aldatıcı yansımalar olduğunu da göstermez, kuşkusuz.
Evladını sevgiyle kucaklayan bir annenin gözlerine dikkatle baktıysanız eğer, o pozitif enerji ile parlayan bakışlarla sevgi yağmurundan sırılsıklam olursunuz adeta. O bakışlar, tüm vücut hareketleriyle uyum içerisinde, sizi kuşatır; sıkı sıkı kucaklar. İsterse yaşını başını almış olsun evladı, bir annenin gözlerindeki ışık inkâr edilemez. 
Negatif enerji salınımında bazen kısılan bazen de kocaman açılan göz kapaklarıyla bakışlar nasıl da yakıcıdır..! Özgüveni düşük kıskanç kadının hemcinsine yönelttiği bakışları bir düşünün! Karşı tarafı delip geçer sanki o bakışlar. Ya da muhatabını kendi karanlığına çekmek ister. Demem o ki beden dili ve yüz ifadeleriyle nefret de kusar bazen gözler. Hatta insan emeğini görmezden gelmesi ve geçimini sağlamak için toprağını işleyen çiftçinin aksine gözüne kestirdiğine ‘haksızlık’ tohumları ekmesi benzeri ‘hasta’ gözler, kadınlara, çocuklara ve hayvanlara yönelik istismarın ve şiddettin kan kırmızısını pembeye, maviye karıştırır.
Acaba sıkıntı canlılık hissi yansıtmayan bakışlarda mı? Ağlamaktan yorulmuş gözler güzel güzel baksalar da algı sorunu yaşayabiliyor. Peki kendilerince haklı olmadıkları söylenebilir mi? İnsan insanı kanatıp karartırsa, izleri ruhu daraltan belki onca yıkıcı tecrübe sonrasında insanın ışıması mümkün mü.?! Yaşamayan bilmez, derler ya. Aynen öyle..!
Nelere tanık olmuştur gözler ve olmaya da devam edecekler... Kimi ‘bilinmeyeni’ hâlâ sorgularcasına gözleri açık göçerken dünyadan; gözleri kapalıdır giderken kiminin...
Kısacası; sözü, tavır ve davranışları bir bütün olarak doğruluk ve güvenirlilik telkin etmeyen bir insanın gözlerinin tek başına bu işin üstesinden gelmesi mümkün görünmüyor diye düşünüyorum. Açıkçası; birisinin gözlerinin içine bakmakla ruhunu okuyabileceğinizi düşünmüyorum.
Zaman öyle bir zaman ki keyif uğruna eti yenen ya da yenmeyen kuşun avlandığı gibi, ete hasret kaldığından mıdır bilinmez, insan insanı avlıyor. Daha açık bir ifadeyle; namus fukarası erkek, akıl fukarası kadınla gözü kara ‘vicdansız ikiliyi’ oluşturup ‘insan’ kullanabiliyor. Böylesi oluşumda, şahsiyetlerin yüzü gibi ‘sözler’ de maskelendiğinden, kişinin niyetinde doğru ya da eğri olup olmadığını ‘gözler’ vasıtasıyla çözebilmek oldukça zor diyebilirim. Aslına bakarsanız insan hakkı yiyen, yalan dolanla iş yapan ve psikoloji bozmaya çalışırken çirkinleşen nicesinin inanılmaz ölçüde başarılı yalancı oldukları deneyimlenmiş gerçeklerden.
Bu noktada, Paul Ekman ( 2018: 146 ) şöyle der: ‘... Şaşırtıcı bir şekilde insanlar bakış yönlerini değiştirmeyecek derecede yetenekli yalancılar tarafından kandırılmaya devam ediyorlar. ...’
Kaynakça
* Hikmet, Nâzım ( 2009 [2002] ) Memleketimden İnsan Manzaraları, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul
* Ekman, Paul ( 2018 ) Ne Düşündüğünü Biliyorum -Telling Lies- çev.: Esra Karababa, Koridor Yayıncılık, İstanbul

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI