Hedef Yolunda... - YEŞİM MATPAN

12 Mart 2019 Salı 09:13

‘... Göç halindeki bir topluluktan durak noktalarında büyük kopmalar olması halinde, daha ileri noktalara ulaşan grupların, yenilmesi veya daha üstün bir düşmanla karşılaşması halinde bu durak noktalarına gerilemeye eğilim göstereceği açıktır. Ama göç sırasında geride ne kadar çok insan kalmışsa, yenilme tehlikeleri de o kadar büyük olacaktır. ...’ ( Freud, 1997: 377 )

Zaman gücünü kullanmak suretiyle bir insanın bir diğerini veya ilgili çoğunluğu ikna etme zamanı. Öyle ki, bütünün menfaatini gözetmekten farklı olarak, kişisel çıkarlar doğrultusunda bir şeyleri kendisine uydurmak ya da kendisine uymayanı yok etme arzusuyla yanıp tutuşan ve bu yolda maddi ve ya manevi kanallarla güç uygulayan şahıs(lar) bilinçli ya da bilinçsiz olarak sorun yaratmakta diye düşünüyorum.

Üstelik böyle bir durumda açıkça ifade edilmeyen olası gizli niyet veya düşüncenin mevcudiyetini zaman zaman sorgulayan ancak bir şekilde konuya dahil olmuş bir kişi, kullanılıp kullanılmadığını da ancak olayın sonunda anlayabilmekte.

Doğaldır ki harekete geçmeye hazırlanan makul insandan artı ve eksi yanlarıyla düşünülmüş bir program dahilinde adım atması beklenir. Söz konusu eylemin etkileyen ve  etkilenen taraflarının bireyden ziyade bireyler olması da ayrıca önem arz etmekte. Şöyle düşünürsek; kişisel gelişim konusunda ya da eğitimini gördüğü çalışma alanında başarılı olmayı hedefleyen bir insanın aldığı yönlendirici destek yardımıyla ulaşacağı olumlu sonuç ile aynı doğrultuda hareket eden bir grup insanın elde edeceği pozitif sonuç, benzerlikleri ve farklılıkları ölçüsünde, kişileri ileriye taşıyabilir. Şurası da kuşku götürmez bir gerçek; işler planlandığı gibi gitmediğinde başarısızlık kaçınılmaz olur.

Örnek verecek olursam; kendi iyiliği ve çıkarları için (en) yakınları dahil kimsenin gözünün yaşına bakmadan hemen her koşulda kendi bildiğini okuyan bir şahsiyet, daha iyi bir pozisyon elde etmek niyetiyle hamle yapmak istediğinde, yanına çekmek istediği kişileri de özenle seçecektir. Bunu yaparken, haliyle, duruma ve kişiye özel maskeler kullanmayı ihmal etmeyecektir. İlaveten; damardan cümleler ile kombine, göz boyayan avuç dolusu söz vermesi işini kolaylaştırabilir; bu arada maddi gücünü de pekâlâ kullanır. Eğriye eğri doğruya doğru; itinayla ikna edebildiği kişi sayısına göre hedefiyle arasındaki mesafe yakınlaşır. Ulaşılmaz olan hedef dahi, böylesi durumda, ulaşılabilir olabilir. Niçin olmasın..?

Belirlenen hedefin cinsine ve niyetin rengine bağlı olarak başarıya ulaşıldığında, katkı payı olan herkesin zaferle çıkılan bu sonuçtan emeğinin gerektirdiği oranda ve ya vadedilen şekilde payını alıp almayacağı ekseriyetle şüphelidir; zira bildiğiniz gibi, kimi insan kimileriyle kurnazca oynamakta.

Sırası gelmişken; her ne hikmetse vicdan ve sağduyu çağrısına hep geç kalan fırsatçı tabiatlı bir insan da, çıkar sağlama ve nefsini tatmin etme konusunda öyle ya da böyle fırsatları kendi yararına kullanmakta ustadır ve bir kez o fırsatın kokusunu almış ve yönünü belirlemişse, oraya ulaşmakta gecikmez.

Vahşi doğanın yırtıcıları arasında yer alan ‘sırtlan’ benzeri, ‘çakal’ın bir kaç hamle ile yaraladığı acı çeken avını ölmesini beklemeden yemeğe koyulması gibi insanın fırsatçısı da ‘fırsat av’ olarak gördüğü birisine, nefesinin kesilip kesilmediğine bakmaksızın, ne yazık ki gözü gönlü doyana kadar acı çektirebilmekte. Şimdi böyle bir insana şöyle bir soru sormak şart oluyor: Çakal’ın familyası belli. Peki ya sen... İnsanı hayvandan ayıran sendeki şu ‘gelişmiş beyni’, bilinci ve iradeyi bir yerlerde kaybetmediysen, insana yakışır ne ile takas ettin?

Belirli bir hedefe kilitlenmiş kişi ve hedefi arasındaki mesafe meselesine geri dönecek olursam; katedilecek yolda karşılaşılan olası bozucu/bozguncu nitelikteki bir takım faktörler nedeniyle başarısız olması halinde, sadece kendisi değil kendisine inanan ve güvenen beraberindekileri de yenilgiye ve mağduriyete ortak etmiş olur. Diğer bir deyişle; ileriye doğru atılan bir adım, negatif etmenlerden dolayı, bazen geriye çekilmeyi zorunlu kılmakta. Hâl böyle olunca; başlangıç noktasına geri dönen kişinin, orada, yeniden ‘koşullara uyum sağlama sorunu’ yaşaması ve doğru insanlara yanlış lisan ya da yanlış insanlara doğru lisan kullanım alışkanlığını terk edene kadar, bunun kısır döngü içinde sürüp gitmesi ihtimal dahilinde.

Açıkcası; farklı kategorilerde pek çok unsur yanı sıra, niyetinde yeterince açık ve samimi olmayan ve doğru insanlarla birlikte güvenli adım atmayan ve başarısız atılımı neticesinde geriye dönüş yapan ‘öncü’ rolündeki birisinin, dönüş yaptığı o noktada bulunan diğerleri tarafından reddedilme gibi bir tehlike ile karşılaşma olasılığı düşünülemez yönünde bir görüşe katılmıyorum.

Özetle; bütünden ayrılıp daha iyiye doğru ileri bir hamle yapmaya hazırlanan öngörü sahibi sağlıklı insan, şahsi ve bütüne dair niyetinde içtenliğini ve güvenirliliğini, konuya hız kazandırma amacıyla ancak yapıcı ve yardımcı olmak kaydıyla gücünü,  duygularını muhatabına ne denli açık ve net aktarabilirse, karşı tarafta oluşacak olumlu algı vasıtasıyla, o denli yoğun destek görür ve dolayısıyla tüm tehlikelere ve risk faktörlerine rağmen başarıyı yakalama şansı artar diye düşünüyorum.

Kaynakça

* Freud, Sigmund ( 1997 [1994] ) Psikanalize Giriş Dersleri -Introductory Lectures on Psychoanalysis- çev. Selçuk Budak, Öteki/Psikoloji, Öteki Yayınevi, Ankara

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI