Olsun da, Yine Az Kazansın.! - YEŞİM MATPAN

5 Mart 2019 Salı 10:34

‘... Ona sahip olmak istiyorsanız, onun peşinden koşmayı bırakmanız gerekmektedir. Öyle bir yaşam tarzı kurun ki, günlük hayatınızda para peşinde koşmak zorunda kalmayın ve işinize odaklanın. ...’

( Handler, 2008: 73 )

Bilim ve teknolojideki gelişmeler aralıksız devam ederken, insanoğlu iki ayrı uyumlanma alanı ile uğraş vermekte. Bir yandan yeniliklere adapte olmaya ve bunları mümkün olduğunca uygulamaya, diğer yandan ise eski alışkanlıklarını geride bırakıp uygun olan yenileriyle yoluna devam etmeye. Gelgelim ki potansiyelinize bağlı olarak bu değişimlere ayak uydurabilirsiniz. Bu esnada; kendi içinizde, olaylara yaklaşım ve sosyal ilişki ve davranışlarda değişim süreci yaşarsınız ki bu, aslında, normal koşullarda hayat boyu aralıklarla kendisini tazeleyen; yani,  daimi olan bir süreçtir, bilindiği gibi.

Kuşku yok ki makul insan, yeniliklere ayak uyduramadığında, hayata küsmez yapabildiğinin en iyisini yapmaya ve üretmeye devam eder. İşte burada, ana hedefinizin merkez noktası şekillenmeye başlar: Olabildiğince çok para kazanmak mı yoksa çalışmak ve üretmek mi..?

İki açıdan incelemek gerekirse; bazı insanların fizik bedeni fazla yormadan çok miktarda paraya sahip olma gibi bir emeli vardır. Genel anlamda makul bir kişi, ekonomik özgürlüğünü elde etmek ve toplum içinde belirli bir konum ve saygınlık edinmek için gidebileceği son noktaya kadar eğitim hayatını sürdürmekte değil midir? Ebeveyn desteğinin yanı sıra, samimiyetle çalışan ve işini iyi niyetle yapan birisinin kazancı kendisi için gurur verici sayılmaz mı? Ancak; kimileri ele geçen paradan ziyade paranın miktarını takıntı haline getirmekte.

Hâl böyle olunca; falan şahıs şu kadar kazanıyor bense bu kadar çok emeğe karşılık ne kadar az kazanıyorum gibilerinden düşünce yağmuruna tutulanların sayısı kayda değer yükselişe geçmiş durumda. Zira yetişkinler gibi gençlerde de hissedilir bir endişe ve memnuniyetsizlik söz konusu. Şurası bir gerçek ki kimileri bazen, birinin diğerine nazaran daha çok mürekkep yalamış ve dirsek çürütmüş olduğunu unutur veya bunu görmezden gelir. Hâlbuki; para kazanmaya odaklanan ve durum değerlendirmesi yapabilen bir insan için yeni fırsatların doğması imkan dahilindedir diye düşünüyorum.

Bununla birlikte; karşısına çıkan bir fırsatın büyüklüğüne ya da küçüklüğüne takılan, çok seçici olup kanaatkâr olmayan kişi, olumsuz gördüğü işi yapmamayı tercih ettiğinde, büyük oranda kendi şanssızlığını ya da başka insanları suçlamakta. Buna kimi zaman olumsuz addedilen sosyoekonomik şartlar, kültürel farklılıklar, şu ısrarla sürdürülen cinsiyet ayrımcılığı veya iyileştirilmesi gereken eğitim sistemi eklenmekte. Peki; memnuniyetsiz ve iş beğenmeyen, kendi içinde ve büyük olasılıkla bulunduğu ortam(lar)da ‘az iş çok kazanç’ sloganı atan birisi nasıl memnun edilebilir?

Böyle bir zihniyet, aradığını bulamayınca, belki bir müddet sonra illegal yollardan para kazanmaya ve dolandırıcılığa soyunmakta. Açık ki burada, yasal uygulamaların ve cezai yaptırımların gücü ve ilgili kişiler üzerindeki hakkaniyet ölçüsünde etkisi, diğer bir deyişle, mevzuatın mağdur edenle mağdur edileni ve gereğini net çizgilerle ayırması ve adaletin yerini bulması bekleniyor. Öyle olmadığında; ahlâki ve insani değerlerin hiçe sayılması, haksız fiil dâhil suç işleyenlerin ve bu yolla mağdur edilen insanların sayısında artış ve yaşam kalitesinde düşüş yaşanmaz mı?

Diğer yandan; her ne kadar belirli şartlara bağlı olsa da, yasal yoldan çalışmaya ve üretmeye odaklanan ve bunu gönülden yapan bir insanın kazancı, eline geçen parayı akıllıca kullanmak suretiyle artış gösterebilir. Bu durumda karşımıza iki seçenek çıkmakta: Ya paraya odaklanıp bir şekilde iş yaparsın ya da mesleğini icra etmeye odaklanıp para kazanırsın. İlkinde beklentinin aksine gelişen bir sonuçla karşı karşıya kalma riskine karşın ikincisinde çalışmalarının ve başarılarının karşılığını alma olasılığın daha fazla. Benzer şekilde; diğerine nazaran, birincisinde mağduriyet yaşa(t)ma koşulu daha yüksek bir olasılık değerine sahip. Şahsen ben, ‘paraya para dememe’ arzusunun yoğun hissedilir endişeyi ve bundan kaynaklanan işlem hatalarını ve yanlış hamleleri beraberinde getirdiğini düşünüyorum.

Öte yandan; olası iş imkânlarının yaratılması ve çalışmak isteyenlerin yeterince teşvik ve motive edilmelerinin de konuyla ilintisi unutulmamalı. Falan kişi tanıdık, filan kişi biz(ler)den zihniyeti ile işe alınan ancak işinde yeterli vasıflara sahip olmadığı veya işini es geçtiği ya da tembellik yaptığı için başarı sağlayamayan niceleri çoğumuza aşinadır. Bazıları işi olduğu halde işinden, çalışmaktan ve yetersiz gördüğü kazancından şikâyet eder durur; diğer yandan, eli ekmek tutsun da ‘temizinden’ para kazansın diye bazıları gününü gecesine katıp iş arar... Düşününce bir garip geliyor doğrusu! Çalışıyor kazanıyorsun ama kazancını küçük görüyorsun... Yetmiyor, bilmediğin sulara atlayıp yakınmaya devam ediyor ve ağlıyorsun. Öyle olmuyor; şöyle olmuyor..! Öyleyse bunun oluru ne..? Şiddet veya kurnazlık mı diye sormazlar mı kişiye?

Lord Byron ne güzel söylemiş: ‘Çalışan insanların gözyaşı dökmeye zamanı yoktur. [The busy have no time for tears.]’

İşinde gücünde olan ve işinin gereğini yerine getiren ve bunu yasalara ve yönetmeliklere uygun yapan bir insanın sosyal ilişkileri ekseriyetle sınırlı olmakla beraber, bırakın çalışma koşulları, adil olmayan gelir dağılımı ve düşük çalışma ücreti gibi konularda eleştiriye ya da yakınmaya imkân bulmayı, başını kaşıyacak vakti dahi yoktur.

Sonuç olarak diyorum ki yeteneği ve ilgi alanına göre yapabileceği bir işi veya kariyeri olmalı öncelikle kişinin. Olsun da, o yine az kazansın.! Kazancı aynı noktada sabit kalacak değil ya. İnsan, insan hakkı yememekle, yapıcı eleştirilere ve yeniliklere açık, iş çevrelerinde kazandığı ‘işinde başarılı, dürüst ve güvenilir biri’ izlenimiyle iyi niyetini koruduğu müddetçe kazancına kazanç katacak daha cazip fırsatlar kucaklanmak üzere kendisine doğru yola çıkmıştır bile...

Kaynakça

* Handler Eckhart, 2008 Karşındakini Anında Etkile, çev. Selvihan Kurt, Ares Kitap, İstanbul

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI