• USD 5.6134
  • GBP 7.3018
  • EUR 6.4316

Yak, Yık, Yağmala-Böyle destek olur mu? - İNCİ GÜL

10 Ekim 2014 Cuma 18:52

Kürtlerin otonom(*) idare ilan ettikleri şehir Kobani...

Tabir tuhaf olacak ama işte "dananın kuyruğu" tam da burada kopuyor.

Ankara, Kobani'ye askeri destek verme şartı olarak Kürt gruplarından PYD lideri Salih Müslim'e "otonomdan vazgeçmesi şartıyla kendisine dolayısıyla Kobani'ye destek vereceğini" yapılan açıklamalar neticesinde hepimiz biliyoruz.

PKK dağ kadrosu lideri Murat Karayılan'ın ve Kuzey Irak Kürt lideri Mesud Barzani'nin "Kobani'ye destek olacağız, onlarla birlikte savaşacağız", demeçleri, Müslim'i cesaretlendirmiş olmalı ki Türkiye'nin talebini geri çevirmiş ve bu nedenle "Türkiye'de, IŞİD'in Kobani işgalinden kaçan 170 binin üzerindeki Suriye vatandaşını, çadırkentlere yerleştirmekten ve insani yardım yapmaktan başka herhangi bir destek" vermedi.

IŞİD ile mücadelesinin kendisine pahalıya mal olacağını gören Salih Müslim, Dünya kamuoyuna Türkiye'yi  şikayet etmeye başlayınca, Türk siyasetinde söz sahibi olan Selahattin Demirtaş, Aysel Tuğluk, Ertuğrul Kürkçü, Hatip Dicle, Kürt vatandaşlarından Kobani'ye destek eylemleri başlatmalarını istemeleri üzerine,

Hızını alamayan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak'ın, Türk askerini taşlaması bu olayların, bu şekilde cereyan edeceğinin habercisi oldu.

Türkiye'de Doğulusuyla, Batılısıyla Çanakkale'de yedi düvelle savaşan aziz şehitlerimizin kanından rengini alan özgürlük ve bağımsızlığı ifade eden ayyıldızlı Türk bayrağının yırtılmasına, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ulu önderimiz Atatürk'ün büstünün yakılmasına, tahrip edilmesine kadar varan ve bütün aklıselim vatandaşların tepkisine neden olan ve amacına asla hizmet etmeyen bir şekle büründü.

Türkiye'de yaşayan Kürt vatandaşların Kobani'ye destek vermeye çalışmalarına, Türkiye coğrafyası üzerinde yaşayan her insanın hak vermemesi en azından insani anlamda mümkün değil.

Ancak bütün demokratik ülkelerde bir yanlışın protesto edilmesi veya bir etkinliğe destek verilmesinin yolları bellidir.

Ne yazık ki, son günlere Türkiye'de yaşananlara bakacak olursak;

19 yaşındaki bir gencin kafasının taşla ezilerek öldürülmesi,

En acil durumdaki insanların hastanelere ulaşımında kullanılan ambulansın yakılması,

Yine bir kentin dar gelirlisinin, emeklisinin, en garibanının ulaşımda kullandığı belediye otobüslerinin yakılması,

Güneydoğu'da bir belediye hizmet binasının tamamının kundaklanması,

Güneydoğulu çocukların geleceğini tayin edecek 34 eğitim yuvasının yakılması,

TV ekranında izlediğimiz İstanbul'daki işyeri yakılıp, yağmalanan Güneydoğu kökenli işyeri sahibinin "Ben de Kürdüm bunlar onca yıllık emeğimi yok ettiler. Neye hizmet ediyorlar, anlayamadım" ifadeleri ile her şeyi özetlemiş oluyor.

***

Osmanlı'dan bu yana Türkiye Cumhuriyeti, bu ve buna benzer olayların üstesinden sağduyu sayesinde baş etmiş ve bugünlere gelmiştir.

HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın Diyarbakır'da yapmış oldukları basın toplantısında, "Biz öldürmeyi, yağmayı ve yakmayı ret ediyoruz" açıklaması da, Türkiye sağduyusunun ifadesi olsa gerek...

Fakat Kobani'ye destek bu şekilde olmaz.

Aklıselim olmak gerekiyor.

Ve en önemlisi provokatörlere çok dikkat etmeliyiz.

(*)Özerklik.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI