• USD 4.0273
  • GBP 5.7101
  • EUR 4.9841

Geleceğinize “oy” verin - İnci GÜL

28 Eylül 2015 Pazartesi 09:50

7 Haziran Genel Seçimlerinde, hiçbir siyasi parti tek başına iktidar olabilmek için gerekli olan 276 milletvekili sayısına ulaşamadı.

AK Parti, her ne kadar dördüncü kez iktidar olamamış olsa da, yine birinci olmayı başarmıştı.

Bu nedenle de, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, hükümet kurma görevini AK Parti’ye yani Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’na vermişti.

3 aylık süreçte birbiri ardına gerçekleştirilen koalisyon görüşmelerinden de bir sonuç çıkmadı.

Ve güvenoyu alabilecek bir hükûmetin kurulamaması nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanı, erken seçim kararı aldı, sonrasında Yüksek Seçim Kurulu seçim tarihi olarak 1 Kasım 2015'i belirledi.

Siyasi partiler, 7 Haziran Seçimlerindeki aday listelerinde tam anlamıyla değişiklik yapmazken, AK Parti, Türkiye’nin birçok kentinde olduğu gibi Adana’da da listesinde hissedilir değişiklikler yaptı.

Bir önceki seçimde, “3 Dönem Kuralı”na takılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ağabeylik görevini üstlendi ve liste başına getirildi. Ömer Çelik’in liste başında yer alması, Adana kamuoyunda “EFSANENİN GERİ DÖNMESİ” olarak nitelendirildi.

Her ne kadar Ömer Çelik’in, İstanbul ya da Ankara’dan aday gösterileceği ile ilgili yorumlar yapılmış olsa da, Adana’dan gösterilmesi isabetli bir karardı.

AK Parti’nin Adana listesi, partililerini memnun ettiği gibi diğer siyasi partilere oy veren gönüllülerden de tam not aldı.

Listede, Tamer Dağlı’ya yer verilmesine herhalde en çok Kozanlılar sevinmiştir.

Orman eski Bakanı Halit Dağlı’nın da yeğeni olan Tamer Dağlı, o bölgenin insanını ikna edecek.

Adana’da yaşayan Elazığlı ve yine o bölgenin Zaza vatandaşlarımızın oyları ise, Mehmet Sağlam’a emanet.

7 Haziran Seçimlerinde, AK Parti Adana’da 5 milletvekili çıkarmıştı.

AK Parti, bu iki stratejik isim sayesinde, 7’yi zorlayabilir, belki de 8’i…

Şimdiden “kıkır kıkır gülen”lerinizin sesini duyar gibiyim.

Bir hatırlatma; AK Parti Adana’da 8 milletvekili çıkarmış bir parti. 7 ya da yine 8 milletvekili çıkarması çok da zor değil.

Bu hayatta “imkansız” diye bir şey olmadığına göre sorun yok.

Aklıma gelmişken, 7 Haziran seçimlerinde, AK Parti’ye sözüm ona “küçük bir ders vermek isteyen”lerin pişmanlığını da unutmayalım.

 

***

CHP, ön seçimden çıkan isimlerde değişiklik yapmadı. Hatta kontenjan aday olan ikinci sıra adayı Zülfikar İnönü Tümer de, listedeki yerini korudu. 5’inci sıraya ise, bir önceki seçimde İl Başkanlığı görevini üstlenen Burhanettin Bulut getirildi.

CHP Adana’da, biraz sıkıntı yaşayacağa benziyor.

7 Haziran Seçimleri öncesi ve sonrasında, çok da hoşumuza gitmeyen birbiri ardına yaşanan olaylar, CHP’ye çok ciddi sıkıntılar yaşatacağa benziyor.

CHP’den de aday gösterilen çok iyi isimler var -bunu yazmazsam eğer haksızlık etmiş olacağım, biliyorum-.

Fakat CHP’nin Adana’da, kemikleşmiş oyunun dışında oy oranını çok da yükselteceğini düşünmüyorum.

 

***

Gelelim MHP’ye…

7 Haziran Seçimlerinden sonra, her şeye “hayır” diyen bir MHP ile karşı karşıya kalmıştık.

Aslında AK Parti ve MHP tabanı, AK Parti-MHP Hükümetinden çok umutluydu.

Fakat MHP Lideri Devlet Bahçeli, her gelen teklife “hayır” demeyi gelenek haline getirdi.

7 Haziran akşamı yaptığı konuşmada, erken seçim restinde bulunmuştu.

Nitekim istediği de oldu.

Türkiye, 1 Kasım’da yeniden seçime gidiyor.

Son olarak Seçim Hükümetine de yanaşmayan Devlet Bahçeli, MHP’nin fikir adamı, kurucusu Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş’in, AK Parti’nin bakanlık teklifini kabul etmesinden dolayı Tuğrul Türkeş’i hain ilan etti.

Bu kadarı da olmaz…

MHP Liderinin, seçim hükümetinde Başbakan Yardımcılığı görevini kabul eden Tuğrul Türkeş ile Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, MHP’nin kurucu lideri Alparslan Türkeş’in mezarını ziyaret etmelerinin ardından verdiği talimat ise trajikomikti.

Bahçeli’nin, Alparslan Türkeş’in mezarının zemzem ve gül suyu ile yıkanması için talimat vermesi akıl işi değil.

Kaldı ki Tuğrul Türkeş, özbeöz babasının mezarını ziyaret ediyor.

Bundan daha doğal bir şey olabilir mi?

Devlet Bahçeli gibi bir liderin böyle bir hırsa kapılmasını hayretle izliyorum.

MHP’ye gönül verenlere, Tuğrul Türkeş’i suçlamak yerine Bahçeli’nin kendi safında “neden, nasıl” tutamadığını (!) sorgulamasını öneririm.

Hani sizin için “söz konusu vatansa gerisi teferruattı.”

Anladığım kadarıyla sizin için sizden olmayanlar “vatan haini”.

Peki, Meral Akşener, Sinan Onan da mı vatan haini (?)

Meral Akşener’in, Sinan Onan’ın aday gösterilmemesi de halk nezdinde büyük bir tepki yarattığını hatırlatmam da yarar var.

Bahçeli’nin, MHP’yi bu kadar sahipleniyor olmasına diyecek bir söz yok.

Fakat “Sezar’ın hakkı Sezar’a” VERİLMELİ.

Sonuçta, siyasi partiler kimsenin “tekeli”nde değildir.

MHP’nin Adana listesine de değinecek olursak; pek iç açıcı görünmüyor.

7 Haziran Genel Seçimlerindeki listedeki ilk 3 isim yerini korudu. İlk 3 ismin dışındaki adaylar, MHP tabanını çok da mutlu etmedi.

Sonuç; MHP, 1 Kasım Seçimlerinde barajı aşar, aşmasına da bu kez zoraki aşar.

 

***

Peki ya HDP?

HDP, aynı oy oranını alır mı?

Biraz zor.

1 Kasım Genel Seçimlerinde, en çok etkilenecek partilerden birisi de HDP.

HDP, Kandil ve İmralı trafiği arasında uzunca bir süre mekik dokudu.

Ne İmralı’ya, ne de Kandil’e mesafe koyabildi.

Ne hikmetse, 7 Haziran seçimlerinin ardından HDP’nin silahlı uzantısı PKK terör örgütü yeniden hortlatıldı.

“Bizim oyumuz düşürülmek isteniyor, Meclis’e girmemiz istenmiyor” diye algı yaratmaya çalıştılar.

Türk halkının; zekasını, ileri görüşlülüğünü resmen küçümsediler.

Kendi uzantısına ateşkes ilan ettiremeyen bir “legal” parti, ülkeyi yönetmeye talip (!)

HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, “Biz sırtımızı YPJ'ye, YPG'ye ve PYD'ye yaslıyoruz, bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz” diyecek kadar cüretkâr (!)

“Cici cici çocuk Selo” yani Selahattin Demirtaş’ın, bütün liderleri hedef alan sözleri ile gündemde kalma çabasına ne demeli.

Kürt vatandaşlarımızın oylarını alabilmek için sizi savunuyoruz deyip, oradaki halkın güçlenmesini engelleyen kimler?

Önce bunun sorgulanması gerekir.

Devlet okul yaptırır, onlar yıkar. Ama kendi çocukları kolejlerde eğitim alır.

Devlet yatırım yapar, onlar engeller.

Sonra da dönüp, masum vatandaşımıza, “biz sizin yanınızdayız” derler.

Oradaki vatandaşın hakkını gasp ederler.

Sorsanız; Kürt halkının hakkını savunduklarını iddia ederler.

“Takke düştü kel göründü.”

Artık kimse size inanmıyor.

 

***

1 Kasım’da yeniden sandık başına gideceğiz.

Lütfen, oyunuzu, geleceğinizi de düşünerek verin.

Türkiye’nin zaman kaybetme gibi bir lüksü yok. 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI