• USD 4.8000
  • GBP 6.2404
  • EUR 5.5924

İcralık vicdanlar - Hüseyin GÜL

3 Nisan 2017 Pazartesi 09:48

Kimsede kalmadı artık. Bazılarında birazcık var olan da icralık durumda. Vicdandan bahsediyorum. Sıradan bir sanık durumuna düştüğünüzde bile ihtiyacınız olan adalet, sizin ilginizi çekmiyorsa, kendinize yapılmayanı, "banane" duygusuyla, elinizin tersiyle itecek bir ruha sahipseniz, güçlülerin güçsüzlere "nanik" çektiği bir düzende, siz vicdanınızın arka bahçesinde vurdumduymazlık oynuyorsanız. Ve bütün bunlara karşılık, vicdanınız bu ağırlıkları taşıyabiliyorsa; Yükte ağır, pahada hafif birisiniz demektir.

***

Oburluğunuz sadece kendi çıkarlarınızaysa, "Önce ben, sonra ben, sonra yine ben" diyorsanız. Bu kaypak huyunuzu alışkanlık haline getirdiyseniz. Konuşmanız gereken yerde, dilinizi dişlerinizin arasında hapsediyorsanız. Ve bütün bunlara rağmen vicdanınızın sesi kesilmişse. Sizde insanlığın bütün yolları kesilmiş demektir.

***

Paradan başka hiçbir şey, sizin için bir anlam taşmıyorsa, Allah'ın emrettiği ahlak derslerini, elinizin tersiyle itiyorsanız ve bütün bunlara rağmen, vicdanınız suçluluk duymuyorsa, sizin her şeyiniz ölmüş demektir. Bu demektir ki... Vay haline, içinde vicdan taşıyanın..

***

Size bir vicdansızlık örneği vereyim. Ortaokul yıllarımda, Yılmaz Güney'in "Umut" filmini izlemiştim. Adanalı Cabbar'ın, at arabasına çarpan Mercedes'e yenildiği düzeni. Filmin yasaklanmasını isteyen zihniyet, Türkiye'yi asla terk etmeyen zihniyet... Ele geçirildiği halde imha edilmeyen virüs. Hala bu mikropla besleniyor sistem.

***

1970'li yıllarda, bu düzene karşı çıkan insanlar olduğunu görüyoruz. İşçiler, öğrenciler kesinlikle toplumsal duyarlılığı olan kesimlerdi. Verilen kavganın anlamını şimdi daha iyi anlıyor insan. Uyuşturucu kullananların nasıl ağırlandığını ve alkışlarla nasıl karşılandığını görünce... Görüyorum ki, şimdi esrarına çekiliyor geceler. Koka-inine saklanmasına bile gerek kalmıyor.

***

Sistemin maşası olan bir medya varken, kitleler de, hiçbir şeyin mücadelesini veremez. Kapatılan Tekel işçilerinin haklı davasında, bir avuç insanın dışında kimi gördünüz? Edip Akbayram, işçilerin yanına gittiğinde, bir gazetede parmak kadar fotoğrafını görmüştüm. Uyuşturucu kullanan Tarkan'ın posterlerini yayınlıyordu gazeteler. Sözde toplumu yargılarken, özde kimden yanalar? Ahlaki değerlerden mi, popülerlikle yozlaştırılan toplumdan mı?

***

Yılmaz Güney'in Umut filmindeki at arabası, alın teriydi, emekti. Yani Edip Akbayram. Mercedes, gücün simgesiydi, sistemin körüklediği bilmem kaç beygir gücündeki ağalık. Yani Tarkan. 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI