• USD 4.0332
  • GBP 5.6613
  • EUR 4.9670

İnsanız hepimiz... - Hüseyin GÜL

18 Nisan 2017 Salı 16:02

Hayat korsanlarına fidye vermekle, içten bir selam vermek arasında gezintideyiz. Politikanın nefret dalgasından nasibimizi alıyoruz hepimiz. Maviler donuk, siyahlar ayakta. Dağların kardeş olduğu bir memlekette, insanlar kalleş. Herkes büyük oyuncu. Herkes kendi çıkarlarının film setinde. Sözüm sizlere kerpeten bakışlılar, zalim ruhlar. Hepimiz insanız nihayetinde.

***

Baharın ışıkları camlara vuruyor. Sabahları, gül yüzlü analara sesleniyor güneş. "Size uğramak istiyorum, evde misiniz?" Evlerin perdeleri çekili. Çocuklar tavşan ürkekliğinde. İnsanlar iki kaşının arasına tüfek çatmış, sataşacak birilerini arıyor. Kendisini yok ediyor zaman, kimse farkında değil. İnsanları birbirine düşüren politika, yılan besliyor sepetinde. Sözüm sizlere kana susamışlar, namussuz haramiler. Hepimiz insanız nihayetinde.

***

Gözlerimizin içine bakıyor ülkenin ruhu. Eski türküleri özlüyor insan. Eski zaman saygısını. Vazolar çiçeklerini bekliyor, biz huzurlu bir Türkiye bekliyoruz. Hala, kaybettiklerimizi kazanmayı bekliyoruz. Aydınlık, çağdaş ve gerçekten demokratik Türkiye olacağız ancak gülüşleri bile işgal edilen çocuklar aşkına, kardeşliğin izini sürüyoruz inatla. Biliyoruz ki; Bu para hırsının da bir sonu olmalı. Nefretin de öyle.  Hiçbirimiz ölümsüz değiliz. Hepimiz insanız nihayetinde.

***

İnsanlık dışına çıkıldığının acı bir örneğini de paylaşmadan geçmeyim. Bitmeyen para hırsına karşı insanlığın nasıl yenik düştüğünü arkadaşımın başına gelen bir olay açıkça ortaya çıkarıyor.  GSM şirketlerinin reklamlarına bakıyorsunuz. "Her yöne sınırsız, falanca para." Böyle bir kampanyaya katılan Fırat  adlı arkadaşım, bir ayda 25 bin dakikalık konuşma yaptı. Sınırsız konuşma için anlaşma yaptığı ücret 120 lira. Ay sonunda kendisine gelen fatura 7 bin 500 lira. İtiraz edince verilen cevaba bakın. "Tarife 10 bin dakika ile limitlidir!" Yani limitsizliğin açılımı 10 bin dakika. İnsanları aptal yerine koymanın, dışa vurumu.

***

Bunlara karşı çetin ceviz olmak gerekmiyor. Sadece hak aramak gerekiyor. 1. Tüketici Mahkemesi, Fırat’ın itirazını haklı buldu ve faturanın 120 lira olarak ödenmesini kararlaştırdı. Kim bilir kaç insan, böyle kampanyalarda, irili ufaklı kazıklar yedi. Ve yemeye de devam ediyorlar. Sadece GSM şirketlerinde değil. Birçok reklamda, sinsi oyunlar hakim. Hoşunuza gidecek sloganlar kocaman puntolarla gözünüze sokuluyor. Sizleri tuzağa düşürecek olan açıklamalar, mikrop kadar. Oltaya takılan yemler, av için yeterli.

***

Ne acıdır ki, insanlar da işine geleni duymak istiyor. "Hepimiz tehlikedeyiz" gerçeğini elinin tersiyle itenler için, en kolay savunma biçimi değil mi zaten. "Bize bir şey olmaz!" Böyle kazıklanmalara karşı tepki göstermek, birey sorumluluğu kadar yurttaşlık görevidir. Fırat, kendi hakkını ararken, binlerce, milyonlarca insana da kapıları açmıştır. "Uyanın!" diye.

***

Eğer haksızlıklara ve böyle kazıklanmalara karşı savaşacak gücünüz yoksa. Alıştığınızı hissediyorsunuz demektir. Reklamların metinlerini hazırlayanlar da, sizlere alıştı zaten. "Bulanık" toplumlarda kimse "net" değildir. Reklamlarda yemin yerine geçmesi gereken sloganların, sizlere kazık olarak dönmesi de, ihanet değildir. Arkası yarın. Her yöne sınırsız.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI