• USD 4.0273
  • GBP 5.7101
  • EUR 4.9841

İşçi Bayramı - Hüseyin GÜL

1 Mayıs 2017 Pazartesi 16:54

Dünyanın en zengin 8 işadamının servetinin, dünyadaki 3 milyar 600 milyon insanın toplam gelirinden daha fazla olması, dünyanın parayla yönetildiğinin de resmidir. Dünyanın kalan nüfusunun silah tüccarlarının eline düştüğü de varsayılırsa, açlarla toklar arasındaki uçuruma asılan posterler de bellidir.

***

İnsanlara sırf zengin olduğu için kızmak ve onları yargılamak ne haddimize. Ama bir lokma ekmeğe muhtaç insanların varlığını bildikleri halde, kılını kıpırdatmayan bütün zenginlere istediğimizi söyleme hakkına sahibiz. Ölümle birlikte gerçek anlamını bulacak olan tek gerçek hayattır.

***

Bir patron, işçilerini mukaddes emekçiler gibi görüp, onların insanca yaşamasına parmak kaldırıyorsa; Bir yoksul; hala haramın ve namussuzluğun karşısında dimdik duruyorsa, bilin ki, paranın öldüremediği insanlık hayattadır hala. İstediğimiz sadece sevgi ve saygının kaybolmamasıydı. Kimler kıydıysa kıydı. Artık devir değişti. İyi insan olmak o kadar zor değil. "Kötü olma yeter" demekten başka çaremiz yoktur.

***

Adına bayram dense de, işine gitmesi gereken insanların da bol olduğu bir şehirde yola çıktım. Adana’da, sabahın ilk saatlerinde hava bile karamsardı. "Şehrin şeklini almış" dedim, Adana’nın üzerine örtüyü çekmişken. Sonra uçan bir kuş gördüm, ağzında yuvasının dalı. Uçan kuşa borcu olan işçilerin kutladığı bayrama baktım. İçim karardı.

***

İstenen güvenli iş, güvenli gelecek. İşçilerin ve emekçilerin yılın bir gününde bunları istemeye hakkı var. Kırarak dökerek bir şey istemenin hakkı da yoktur hukuku da. Bizler işçilerimizin yetim çocuk hüznü taşıyan düşlerini, sabahları ‘günaydın’ diyen mahmur gülüşlerini sevdik. Her gün saçlarını yaptıran kadınlar ev hanımıyken, çocuklarına saçlarını süpürge yapan kadınlar da birer işçidir nazarımda. Namuslu işçiliğin kıyısından sapmadığı için işsiz kalan kadınlar...

***

Çalışan işine gitmek istiyordu da, bir yandan da içindeki dağa tırmanıyordu sanki. İnsanların yüzünden düşenleri topladım, ikiyle çarptım. Bir bayram etmedi.  İstasyon Meydan’nından geçerken polislere baktım. Bütün gün tetikteydiler, gözleri yolda, kulakları gelecek emirlerde. Öğlen vakti kendilerine verilen sandviçleri yerken, lokmaları bile tedirgin çiğniyorlardı. Onlar da işçi, onlar da emekçi. Onların da aileleri yok mu? Bayramsa hep birlikte kutlanması gerekmiyor mu? Bu bayramın adı emek ve dayanışma günü değil mi?

***

Bugün bayram tadında yaşanan sahneler de çoktu kuşkusuz. Birinci tekil şahısla, ikinci tekil şahıs arasındaki ilişkinin, birinci çoğul şahsa, yani ‘Biz’e hala dönüşmediği gerçeği de yansıdı. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü daha anlamlı biçimde kutlamayı  öğrenmeliyiz bence...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI