• USD 5.5498
  • GBP 7.2651
  • EUR 6.3900

Geriye ne bırakacağız? - HÜSEYİN GÜL

8 Haziran 2017 Perşembe 18:35

Allah'ın sessiz kulları, sessizce katlediliyor Karataş’ta... Dünkü yazımda buna değinmiştim. Gazetemizin manşeti de aynı doğrultudaydı. Umarım, bir yakınımızı kaybettiğimiz zaman yaşadığımız acıyı, dünyayı paylaştığımız bu dostlarımız için de hissediriz. Ki o zaman duyarlı bir toplum olabiliriz.

***

Sevdiklerimizi dönülmez bir yolculuğua uğradığımızda hayata bakışımız anlık da olsa nasıl değişiyor değil mi? Böyle zamanlarda sorular soruyoruz kendimize. Diyoruz ki; "Nasıl terk edeceğiz bu zamansız yolculuğu?" "Eski bir limanda batarken bütün teknelerimiz, yitirdiklerimiz ve kazandıklarımızla, hayata bıraktıklarımız arasındaki imzamız nasıl olacak?” Taşınmaz malları vicdanlardan daha değerli sayan bir dünyada, sevgiden değerli hiçbir şey olmadığını anlamak için vaktimiz olacak mı acaba?

***

Hayat bir mücadele elbet. Ama başkalarını devirerek ayakta kalmak duygusunun hayatta yeri yok. Bu dünyadan göç ederken sevgilerini, mallarını bağışlayabilirsin ama kendini bağışlayamamak var ya, o berbat bir şey. "Kimin canını acıttım?" diyeceksin. "Kimlere kan verdim?" "Kaç çocuğun elinden tuttum?" Çaldığın kapılar açılmadı diye, sen de başkalarına kapattın mı kapıları? İçindeki insanlık, çıktığın yolculukların rehberi oldu mu? Hayatın ihtirasına yenik mi düştün insanlığın anlamını elinin tersiyle itip de?

***

Bu savaşlar ve soysuzluklar dünyasında. Hayatın küçük sihirleri de var. Ve hep bir şeyler fısıldıyor bizlere. Bu koca dünyada bizim tuttuğumuz yer nedir ki? İçimizde sevgi yoksa eğer. Çünkü hayat bir yürek ağrısıdır. Bir vicdan muhasebesi. Hiçbir tavşanı yakalayamamış tazı olmakla, kimsenin günahına girmemiş olmak arasında o kadar uzun bir yol var ki. Kuruyor her şey, çiçekler gibi. Zaman durmuyor ve bir çocuğun evden kaçmasıyla eve dönmesi arasındaki kadar çabuk bitiyor her şey. Ertelenmiş düşlerin pişmanlığıyla.

***

Elbette hiçbirimiz masum değiliz. Ama kavanoz dipli dünyanın içinde adımızın yazıldığı kağıt parçacıkları etrafa saçıldığında ağır basan söylemler en değerli hazinemizdir. Yaşarken bedenimizi süsleyen pahalı ve görkemli giysiler değil. Hayata sadece almak için gelmediğimizi bilmeliyiz. Ardımızdan "davacı" değil, "duacı" insanlar bırakmak istiyorsak eğer.

.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI