• USD 4.0332
  • GBP 5.6613
  • EUR 4.9670

Eski bayramlar - Hüseyin GÜL

27 Haziran 2017 Salı 16:05

Bir bayramı daha geride bıraktık. Üç gün boyunca bulunduğum her sohbet, ‘Nerede o eski bayramlar’ diye başladı. Sohbet koyulaştıkça, anladım ki aslında aradığımız eski bayramlar değil, eski yaşam biçimimiz. Bayramlar sadece bu özlemimizi dillendirmek için bir fırsat oluşturuyor. Anladım ki, eski çeşmelerin suyundayız hala. O haylaz çocukların huyunda. Tahta atlarını kara bahtına süren. Güneşi ayaklarında sektiren yüzlerce defa. Utangaç sarmaşıklar gibi birbirine sarılan..

***

Eski cesaretlerin koynundayız hala. Tren camlarından sarkan. Cennet ve cehennem önümüzden akıp giderken, Allah'tan korkan. Kaderin kıyılarında gezinirken, saltanat kayıklarına binmeyen, ıskarta sandallardan inmeyen. Hala uçaklara zaman zaman "tayyare" diyen. Ve eski moda pantolonları bile özleyen..

***

Hayatın anlamını ararken kaybolan güzelliklerin kuyusundayız hala. Şimdiki zamanın çakallarına bakınca, çocukluğunun eşkıyalarını özleyen. Dolap çevirmeyen, güneşin kum saatini tersine çeviren. Yüreğinin kapılarını politikaya kapatan. Atatürk Parkı’nda veya 5 Ocak Meydanı’nda güvercinlere yem atan. Haksızlığın ordularını hallaç pamuğu gibi dağıtan. Mavi nurdan bir ırmak gölgede bir salıncak üzerinde, pişmanlığın yasını tutmadan, en masum sevdalara mührünü basan.

***

Ayakkabımdan mektup

‘Bayramdır’ deyip satın aldığım yeni bir çift ayakkabı, eskisinin papucunu dama atmaya yetti. Fakat bu duygusal bir ayrılık oldu. Bana yazdığı veda mektubunu sizlerle paylaşmak istedim; "Dükkana geldiğinde vitrinden sana bakıyordum. 'Beni satın alacak paran var mı?' diye düşündüm. Çünkü her ayağa girip çıkmaktan fena halde yorulmuştum. Sahibim olmanı ve yüzündeki çileye ortak olmayı istedim. "Seninle her yere yürürüm" dedim. Karıncayı bile incitmeyeceğini biliyordum sanki.

***

Çok yakıştım ayağına.Üstümden yağmur, altımdan seller geçti. Sabahın erken saatlerinde seninle otobüs duraklarına yürümek harikaydı.. Elbiselerin daralıp, pantolonunun paçaları eskirken sana eşlik etmenin gururunu yaşadım. Ne umutlar döşedik yollara. Büyük adımların adamı, benimle koşarken seni bir atın üzerindeymiş gibi hissettirmeyi sevdim.

***

Eskiyen yanlarım su alırken kahrolduğumu bilmeni isterim. Çorabını her gün değiştirdin, gömleğini de. Beni değiştirmeyecek kadar sadakatli olduğun için ben de elimden geleni yaptım. Beni tamirciye vermiştin bir gün, geri almazsın diye hiç korkmadım. Evine girdiğinde kapının önüne koydun beni, gocunmadım. Beni bir kalem gibi kullanarak ıslak kumlara yazdığın bir ismi hatırlıyorum. Kaç gece onun kapısında sabahladığımızı da. Kapıların önünde de dursa, sevda sevdadır. Bunu senden öğrendim.

***

Başkalarının bir giydiği ayakkabıyı bir hafta sonra yeniden giydiği bir dünyada, her gün yol arkadaşın olmak başkaydı. Sevdiğin insanın kokusuyla uyanmak gibi. Bütün ayakkabılar eskir. Sevgiler gibi. Sevginin eskisi makbuldür, ayakkabının yenisi. Eskiyince kapının önüne konan ayakkabıları her gelen giyer. Çünkü birini uğurlarken birini bekler hayat. Bana bahşettiğin bu ecelsiz hayat için sana teşekkür ediyorum. Beni sadece yürümek için kullandın, insanlara ve hayvanlara tekme atmak için değil.

***

Benim gibi bir ayakkabı ancak senin ayağında böylesine görkemli dururdu. Varsın ikinci mevki olsun ömrümüz. Senin gibi birinin ayağında olmak ve o ayakta eskimek benim için gururdu."

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI