• USD 4.0273
  • GBP 5.7101
  • EUR 4.9841

Muhittin amca - Hüseyin GÜL

24 Temmuz 2017 Pazartesi 00:36

Yıllar önceydi. Sırtında taşıdığı çuvallarla bile başkalarına zahmet vermekten korkan namuslu bir adam vardı. Çileli bir karısı ve iki çocuğu... Çocuklarından biri sınıf arkadaşımdı. Kıt kanaat yaşardı da harama yan gözle bile bakmazdı. Şiir yazardı kendince, cebindeki kopartılmış kağıtta dörtlükleri olurdu hep. Parasız hüzünler üzerine. Yorgun argın eve dönüşlerinde, mutlaka mahallenin çocuklarıyla bir sohbeti olurdu. İnsanların içindeki karanlıkları aydınlatırken.

***

Tertemizdi düşleri. Yaptıramadığı dişlerine olan hayıflanmaları hiç bitmezdi. Hayat onun için hep soru işaretiydi, çengeline eski ceketini astığı. Hiçbir mevsimde gururu değişmedi. Yıllar sonra karşıma çıktı. Tanınmaz bir resmin içindeyken bile tanıdım onu. O da beni tanıdı, "Arada bir yazılarını okuyorum" dedi camları irileşmiş gözlükleriyle. Yaşamadan yaşlanmıştı da, yüzünde ölüme yolculuğun telaşını gördüm. Karısını birkaç yıl önce kaybetmiş. "Beni bekliyor" dedi.

***

Çocuklarını sordum, "Ancak onlara verebildiğim hayatın peşinden gidebiliyorlar" derken başını öne eğdi. Talihin böyle insanlara kapıları doğuştan kapattığını bildiğim için, bir mucize beklemiştim ama. Beyaz bayrak astığı bir konuda meseleyi uzatmadım. Eski zamanları dillendirdik biraz. Yeni zaman insanlarından kendini tecrit etmişti. Çokça yorgundu, sitemli biraz.

***

Gönlümden kopanı eline uzatmak gibi bir saygısızlığa soyunduğumu, beni reddetmesinden anladım. "Bilirsin ki" dedi, "Hayatımda hak etmediğim hiçbir şeyi almadım." Onun yüreği kıbleye dönüktü cebi değil. Kaderini içine sindirmiş bir hayat yolcusunun karşısında dururken düşündüm de. Bizler kimseleri boşuna sevmemişiz. Çocukluğumun Yeşilevler’i vesikalık fotoğraflarımızı hala saklarken. "Bir hayat hamalının onurunu saklaması sebepsiz değil" dedim. Bu yazıyı o adamın nezdinde onurlu eski zaman insanları için yazdım..

Harun Kolçak'ın ardından

Karıncayı incitmeyen ve müzik için doğmuş gerçek bir sanatçıydı. Asla magazine yem olmadı. Özel bir sesti, şimdiki zibidilere benzemeyen bir yetenek. Kansere yenilmemek için çok mücadele etti. Ölmeden önce yeniden okuduğu şarkıların keyfini çıkardı. Biz zaten biliyorduk da, şimdiki zamanın sanat meraklılarına da kendini tanıttı. Onun gerçek dostları sendelerken koluna girendi. Onun gerçek dostları şarkılarını sevendi. Şair Şemsi Belli'nin içime işleyen bir sözü vardır. "Aşk varken kansere ne gerek vardı." Kaderin de bir bildiği vardır, verdiği onca mücadelenin ödülü niyetine belki. Allah mekanını cennet eylesin.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI