• USD 4.8230
  • GBP 6.2637
  • EUR 5.5986

Yazlık sinemalar - Hüseyin GÜL

31 Temmuz 2017 Pazartesi 01:43

Adana’nın dünlerinde, her yoksul mahallede bile sinema vardı. Bilhassa yazlık sinemalar, ışığın mahallelerden saçılmasının sembolüydü. Saygının, zarafetin ve ahlakın. Sonrası uzun hikaye. Paranın her şeyin üzerine çıktığı, insanlığın ayaklar altına alındığı internet ve uydudan yayın yapan televizyonlu yıllar.

***

Yaşadığı mahallelerin duvarlarına benzer insanlar. İlk oralara yazdık sevgilerimizi ve isyanlarımızı. Yerdeki çimenlerin üzerine yatıp yıldızlara bakan çocuklardık. Kimseye yukarıdan bakmamayı o zaman öğrendik. Ben bu şehirde kağıt mendil bilmeyen yakası karanfilli zamanları gördüm. Ama bu kadar seviyesizliği hiçbir zaman görmedim. Bizler çocuk yanımızla sevdik Adana’yı. Çeşmelerden su verdi bize Adana. Özgürlük verdi mahalle aralarında. Bizler de ona gençliğimizi verdik. Gözümüzü kırpmadan.

***

Şimdi eline düşeni ayaklar altına alanlar şehri Adana. İnsanlığı insanlar tüketti. Adana da sesini çıkarmadı hiç. Bağrına baltalar inerken, denizlerine yasak av mevsimlerinde ağlar atılırken, çocukların arsalarına apartmanlar dikilirken sessizce seyretti. Bizim çocukluk aşkımız Adana. Oksijenimiz gitti, bereketli tarlalarımız, geleceğimiz. Yol kenarındaki gelinciklerimiz.

***

Parasal hallerin, insani hallerden daha çok değer bulduğu bir şehirde yaşıyoruz şimdi. Hayallerin kapısı bile kör kilit artık. Şehrin ağlayan yüzünde trafik soysuzları var. Çakalların gözlerine kestirdiği kurbanlar var. Zarafet yok, tahammül yok, insanlık yok.

***

Bizler eski Türk filmlerinde bir sarılma sahnesine ağlayan annelerin babaların çocuklarıyız. Bu şehrin eski güzelliklerini görmüş, insanlıklarına şahitlik etmiş biri için, şimdi bazı gerçekler öylesine acı veriyor ki. Onu akıllı dairelerle meydana gelen apartmanlardan bakanlar anlayamaz. Onu başka şehirlerden gelip hazıra konanlar da anlayamaz. Özgürlüğü, zarafeti ve komşuluğu çalınan babaların çocukları anlar. Ellerinde sadece siyah beyaz düşleri kalanlar. Bugün bile o yılları arayan dünün çocukları..

***

YAĞMUR

Yağmura hep içeriden bakardık da, şarkılarımız bile vardı. "Yağmurun sesine bak, aşka davet ediyor." Şimdiki yağmurlar kıyameti işaret ediyor artık. Gökyüzünün yüzölçümünü hesaplamayı reddettiğimiz için belki. Ya da yeryüzünün kıymetini bilmediğimiz için. O yüzden şimdi şarkılarımız da değişti. "Bu bir doğa isyanıdır, ruha dolmakta. Deli havaları seyret ki seller basmakta.” Artık yağmura dışarıdan bakıyoruz. Temmuz ayında dolu yağıyor. Şimşekler gökyüzünün haksızlığa attığı imzadır. Hor gördüğümüz dünyada, bir daha çisil çisil yağmurları zor göreceğiz gibime geliyor.


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI