• USD 3.8098
  • GBP 5.2838
  • EUR 4.6647

Düşündükçe düşündüren şeyler - Hüseyin GÜL

14 Ağustos 2017 Pazartesi 09:55

Başka birinin korunmasına tamamen kendimizi adamak bir çeşit ikilem yaratabilir. Bunu yaparken kendimizi tehlikeye atmaya o kadar hevesleniriz ki, çaresizce acıdan uzak tutmaya çalıştıklarımızın acı çekmesine neden oluruz.  Ama zamanla, sevdiklerimizin seçimlerini kontrol edemeyeceğimizi öğreniriz.

***

Neden, bataklıklar kendilerine ait olmayanı geri verir de, insanlar kendilerine ait olmayanı cebine indirir? Ve neden, cevaplarını bildiğimiz soruları, birbirimize sormaktan bile korkar olduk?

***

Kendilerini topluma sorumlu hissedenler, diğer insanları da düşünmekle kendini yükümlü sayıyorsa, insanları düşünmek, başa bela bir öfkedir. Çünkü düşünülen insanların, kendilerini düşünenlerle işi yoktur. Düşünen insanı deli eden de budur!

***

Hepimiz noktalar ve virgüller arasında bir yaşam kavgası veriyoruz. Nokta sabırdır, mertliktir, bir anda bitirir her şeyi. Virgül düzenbazdır, kaypaktır, uzattıkça uzatır işi. Nokta ağırdır, oturaklıdır, yanında konuşmak kimin haddine? Virgül her devrin adamıdır, ihtilal garsonlarına benzer, el pençe durur herkesin karşısında. Nokta gizli kahramanlar gibidir, ölümüne savaşır, kimsenin ruhu duymaz. Virgül ruhunu satar da, kendini kahraman ilan eder. Yüzsüzün tekidir.

***

Dikkat ettiniz mi? Neredeyse her parkta yem satıcıları var artık. Parklarda insanların kuşları değil, kuşların insanları beslediğini gördüğüm zaman, zamanın ne kadar kötü olduğunu anlıyor insan. Eskiden komşu komşuya misafir olurdu. Şimdi kulak misafiri olmak moda. Duyduklarını duyurmak.. Ya da tam anlamıyla, kendini gammazlıkla doyurmak!

***

Tabiatta olmayan adalet duygusunu, politikadan beklemek kadar adaletsiz bir beklenti olamaz. Adalet, politikanın da ruhuna aykırıdır. Tabiatın da. O yüzden "Büyük balık, küçük balığı yutar!"

***

Mahallenin kasabı vardır, sizi pek sever. Bazı günler köftelik kıyma istersiniz de, "Bugünkü etim size uymaz" der. Pek hoşunuza gider. "Delikanlı kasap" dersiniz. Balıkçınız vardır, o günkü balık da size uymaz ama sizden gayrısına o balığı kakalar. O balıkçı da delikanlıdır. Size kıyak yapıp, başkalarına ihanet edenleri pek seversiniz.

***

Her koyun kendi bacağından asılıyorken, gemisini kurtaran kaptandır. Kötü kıyma, ya da kötü balık satanlara "hoop" diyemeyenler, aynı mal başkasına satılırken, "Bana satmadı ya" diyerek satıcıyı övgüye boğanlar, sistemin mimarlarıdır. Tıpkı politika gibi.

***

Yazık oldu bu şehre. Birbirine şapka çıkartan zarafetin yerini, burnundan çıkardığı parmağını duvara silen kabalık aldı. Kibarlığın yerini, trafikte hayvani dürtülerle insanlığı sollayan, pis ve geçimsiz adamlar aldı. Bizlere kala kala, "Bugün de ölmedim" diyecek kadar zavallı bir teselli kaldı.

***

Yazımda ki son sözlerim de sana Bayan G... Aşk eskiden taşıma suyla, değirmeni döndürmekti. Şimdi 300 dolara erkeklerin başını döndürmek. Aşk eskiden 3 harfli bir sözlüktü, içinde sevda adına bütün sözcükleri barındıran. Şimdi 4 harfli ekonomik bir terim: Para.  Yani kısaca aşk eskiden her şeydi, şimdi hiçbir şey.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI