• USD 4.0273
  • GBP 5.7101
  • EUR 4.9841

Urfa'da Nemrud Ateşe Attırdı, Ama Yanmadı - 1 - Barış SANIGÖK

3 Ocak 2018 Çarşamba 12:15

Hz. İbrâhîm  Halil (a.s) Efendimizin dîni, Hanîf dînidir. Yanlış ve sapık olan şeye hiç dalmadan doğruya yönelen mânâsındadır. Hz. İbrâhim Halil (a.s),  Kaldânî kavminin taptığı putlara aslâ tapmayıp, onları aşağılayıp, Allahu Teâlâ’ya ibâdet ettiği için, Hanîf denilmiştir.  Ayrıca, kendisinde eğrilik bulunmayan dosdoğru olan din mânâsını da taşıdığı için ‘Hanîf’ dîni denilmiştir.

Hz. İbrahim Halil (a.s)  nesebi Hz. Nuh (a.s)'a dayanır. Hz. Nuh (a.s)’ın irtihali ile Hz. İbrahim Halil (a.s) arasında iki peygamber (Hz.Hud ve Hz. Sâlih) vardır. Bu fasıla (rivayete göre, M.K) 1143 senedir. Hz. Hud (a.s) ile Hz. İbrahim Halil (a.s) arasında da 630 yıllık bir fasıla olduğu bildirilmiştir. Hz. İbrahim Halil (a.s) Keldani kavmine gönderilmiş olup, 18 Kenun el Evvel (31 Aralık  İptale Günleri yani Milad)  Keldani memleketi olan Bâbil’in doğu tarafında ve Dicle ile Fırat nehirleri arasındaki bölgede dünyaya zahir olmuştur. Yüz yetmiş beş yaşında  Kudüs’te iritihal etti. Hıristiyanların bugüne mahsus Hz. İsa (a.s) doğumu ile yılbaşı kutlamaları ne tarihin kendisinde, ne de semavi kitaplarda rastlanmamıştır. Kur'ân-î Kerim'de ismi bildirilen peygamberlerden, Ulülazim adı verilen altı peygamberden biri olup, Keldânî kavmine gönderilmiştir. Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizden sonra peygamberlerin ve insanların en üstünüdür. Allahu Teâlâ ona Halîlim (dostum) buyurduğu için Halîlullah veya Halîlürrâhmen olarak bilinir. Babası mumin olan Târûh olup, annesi Emine'dir. Hz. İbrâhim (a.s) peygamber efendimizin dedelerindendir. Çünkü, ilk oğlu İsmâil aleyhisselâm Arapların, ikinci oğlu İshâk aleyhisselâm da İsrâiloğullarının ceddi yâni dedesidir. Bu yüzden Kurban Bayramı peygamber Hz. İsmail (a.s) ile kutlanır.Hz. İbrâhim Halil (a.s)’a annesi Emîle veya Ûşâ hâmileyken, babası Târûh irtihal etti. Annesini, amcası olan Âzer himayesine aldı. Âzer, Hz. İbrahim Halil (a.s)’ın amcası olup putperest idi. Geçimini put yapıp satarak temin ederdi. Tüm dünya Hz. İbrahim Halil (a.s)’ın babasını amcası Âzer ile karıştırırlar.Tefsir âlimleri, En'âm sûresinin Âzer'in ismi geçen 14. âyetini tefsir ederken, Âzer'in Hz. İbrâhim'in amcası  olduğunu açıkça belirtmiştir. Zîrâ,Peygamberimizin baba ve dedeleri Hz. Âdem (a.s)’dan beri hep mümindi, yani bildiğimiz sıradan, günahkar insanlardan değil, Allah tarafından özel seçilmiş peygamberler soyundan, sulbünden idi. Kur'ân-î Kerîm'de meâlen; "Sen, yani senin nûrun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır." (Şu'arâ - 219) buyrulmaktadır. Ehl-i sünnet âlimleri bu âyet-i kerîmeyi tefsir ederken, Peygamberimizin bütün ana ve babalarının, mümin olduğunu anlamışlardır ve bu Ehlibeyt ve Oniki imama kadar böyledir. Abdullah ibni Abbâs'ın bildirdiği hadîs-i şerîfte de: "Benim dedelerimin hiçbiri zinâ yapmadı. Allahu Teâlâ, beni temiz babalardan, temiz analardan getirdi. Dedelerimin iki oğlu olsaydı, ben bunların en hayırlısında, en iyisinde bulunurdum" buyuruldu.Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden anlaşıldığı ve binlerce İslâm kitâbında yazıldığı üzere Peygamber efendimizin anaları ve babaları arasında bulunmakla şereflenen bahtiyarların hepsi, zamanlarının ve memleketlerinin en asîl, en şerefli, en güzel ve en temiz kimseleriydi. Hepsi de aziz ve muhteremdiler. Hz. İbrâhim Halil (a.s)’ın babası Târûh da böylece mümin, yani inanmıştı. Kötü ahlâktan, âdî ve çirkin sıfatlardan uzaktı. Hz. Nûh (a.s)’dan çok sonra Bâbil'de hüküm süren, yıldızlara ve putlara tapan Keldâni kavminin o devirdeki kralı olan zalim, gaddar ve acımasız Nemrûd, insanları kendine ve putlara ilah diye zorla  taptırıyordu. Bir gece gördüğü rüyâyı, mineccimler; "Doğacak bir erkek çocuğun yeni bir din getireceği ve onun saltanatını yıkacağı."  şeklinde tâbir edince, zalim Nemrûd yeni doğan erkek çocukların diridiri yakılarak öldürülmelerini ve hâmile kadınların hapsedilmelerini emretti. O sırada Hz. İbrâhim Halil (a.s)’a hâmile olan annesi, amcası Âzer’in himayesindeydi. Görünüşte hâmileliği belli olmadığı için fark edemediler, himayesinde olduğu Âzer'e de; "Çocuk doğunca erkek olursa, kendi elinle Nemrûd'a teslim eder mükâfât alırsın"dedi. Annesi zamanı gelince de şehir dışında bir mağarada doğum yaptı ve Âzer'e çocuğun doğup öldüğünü söyledi. Oğlunu mağarada gizledi ve orada büyüttü. Yanına gittiğinde onu parmağını emerken bulur ve doymuş görürdü. Parmaklarından süt ve bal gelirdi. Allahu Teâlâ Cebrâil (a.s)’ı göndererek bu gıdâları Cennet'ten parmaklarına akıtırdı.

DEVAM EDECEK...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI