• USD 6.3095
  • GBP 8.2946
  • EUR 7.3766

HANIMIN EFENDİ OLMADIĞI BİR ZİHNİYET DE SUSTU SUSTURULDU KADINIM - ASLI MERCAN SARI

8 Mart 2018 Perşembe 10:22

 Kadınları anlatmaya ne kelamım ne satırlarım nede lügatim yeter. Kadın şiirdir, şairi belli olmayan. Kadın çiçektir, koklamaya bile kıyılamayan. Kadın meltemdir ılık ılık eser. Lal gibi suskun, üstün beceri isteyen, birden kırılıverecekmiş gibi uzayıp giden birçok sözcük silsilesi “KADIN’’. Ah kadın diyorum; saçından ve örtüsünden, iktidar, makyajından, duruluğundan, duruşundan medeniyet kokan,  boynunda cinsiyet künyesi, alnında namus fünyesi, âşık olunası… Kadınları anlatmaya kelamım yetmez dedim ama Atam, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk en güzel kelamı kondurmuş: “Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir.”

Konu, kadın olmak olunca ne zor değil mi? Kadının değer bulduğuna inandığım İslam dininde, bu inancın hâkim olduğu ülkemde dahi hala ummadığı anda tacize uğrar, şiddete uğrar, hor görülür, canından olur. Haklarını bilmeyen, bilse de koruyamayan, sığınmak istese de sığınamayan. Namusunu korumak için uğraşan. Sindirilmeye çalışılan, kendi ayaklarının üzerinde durmak isteyen, öz güveni arayan, anne, kardeş, eş, evlat daha nicesi… Zor üstadım zor kadını anlatmak. Mevzu bahis kadın olmak ise, bir nebze daha meraklı yaklaştığım bu konuda belki biraz daha sivri dilli bir üslupla duygu ve düşüncelerime kısa bir şekilde ses vereceğim. Çünkü biliyorum ki uzadıkça bitmez bu konu, ucu yok bucağı yok.

Birçok saçma sapan günü sebepli sebepsiz kutluyor, belki de geçmişte yatan kederi bilmiyoruz. Dünya emekçi kadınlar günü, kadının hak arama, benliğini arama mücadelesi ve bir anma günüdür. Neden bugünü kutlarız, kutlar mıyız yoksa anar mıyız, nedir bu 8 Mart? Naçizane resmi araştırmalara bağlı kalarak, başlarım kelamıma: Tarih 8 Mart 1857 ye dayanır. New York’ta bir dokuma fabrikası da olanlar olmuştur. Dokuma fabrikasında çalışan sayısı 40 bine yakın emekçi kadın, tam da o gün dünya tarihindeki en büyük emekçi kadın hareketini başlatacaktır. Çalışma saatlerinin uzun olması ve bu saati düşürmek için grev kararı alan kadınlara polis müdahale edecektir. Fabrika yönetiminin de desteğiyle polis, kadın işçilerin birçoğunu fabrikaya kilitleyecek ve çıkan yangında 129 kadının yanarak can vermesine sebep olacaktır. ABD basını sessiz kalacak ve olayların üzeri örtülecektir. Ama bundan sonra kadın hareketleri bitmeyecek, kadın hak aramaya devam edecektir. 8 Mart 1917’de "ekmek ve barış" sloganıyla grev başlatan dokuma işçisi kadınların ve 1857 kayıplarının anısına 8 Mart dünya için tarihi bir gün olacaktır. "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" işte bu sebeple sadece bir kutlama değil, bir anmadır. Fabrikada çalışan, tarlada çalışan, dokuma yapan, özgürlük ve hakları için mücadele eden kadınların günü olacaktır 8 Mart. Türkiye'de ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlanmış, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılamamış, 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya devam etmiştir.

Emek, emek, emek diye saçını süpürge ederken kadın, değer bilmez ellerde, ezildi de ezildi. Her geçen gün sayısı git gide artan ve de durdurulmak bilmeyen tecavüzler ve kadın cinayetlerine kurban gittiler. Hâlbuki başını koymasının daha çok yakışacağı ak gerdan, kırmızı yanaklara tokat izi, namussuzluğun resmi çizildi. Çıkaramadılar seslerini. Dünyaya yanlış cinsiyette düşünerek, kader dedi bazıları. Oysa kötü kaderleri Rab’dan değil, kadını değersiz gören ahlak yoksunu insanlardandı. Hep düşündü: Erkek olsa yolda yürürken, kötü bakışları üstünde hissetmeyecekti, akşamın bir yarısı dershaneden, işinden gezmesinden evine giderken karşı cinsten ağır sinkaflı cümleleri duymak zorunda kalmayacaktı. Öyle sapıkça bakışları vardı ki o ruh sapkınlarının bazı kadınlar yürüdüğü her adımda dua ede ede nasıl hayatta kalırım, evime giderim diye ecel terleri döküyordu.

Kadın dediğin korkmadan ilerlemeli. Tüm asaleti ile savaşmalı bu yolda. Her düşkün kadın da görmeli kendi kadınlığını ve bir bütün olmalı diğer tüm kadınlarla. Yıllarca bastırılmış tüm kadınlar için haykırmalı varlığını, benliğini. Elinden alınmak istenilenleri sımsıkı tutmalı, bırakmamalı asla. Kendisinin kadın olduğu için, her suçun sebebi görmemeli. Kadın olmak, hem de bu ülkede kadın olmak hayatın en zor zanaatlarından biri kanımca. Geçenki köşe sayımda da belirttiğim üzere kadına lafta itinayla "bayan" denilen, "hanımefendi" denilen ama hiçbir zaman hanımın maalesef efendi olamadığı erkek egemen toplum odaklı zihniyette her defasında susturulup ezilendi benim kadınım. Kadın olmak neresinden tutarsan tut, bu zihniyet de başlı başına bir toplumsal utançtır. 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü emekçi kadınlara ithaf edilmiş bir gün, konu nereden nereye geldi demeyin. Bu konu değil bir köşe; ciltlere sığmaz. Yaramız derin, vahim. Üreten kadın, alnının terini döken kadın ana, bacı namus her şeyimiz, var olma sebebimiz, sonuna kadar alnının teriyle emekçidir, 8 Mart hakkıdır.  Sıradan bir aşk günü, bilmem ne günü kadar basit, sıradanlaştıracak bir gün değildir. Okuduğum ve not aldığım bu hususla ilgili o kadar güzel hadis-i şerifler vardır ki "Erkek çocuk nimet, kız çocuk ise hasenedir; yüce Allah nimetin hesabını sorar, haseneye ise mükâfat verir." Hadis-i şerifte buyuruldu ki: Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür. Esasında daha da derine inecek olursam; erkek Kadın ayrımını daha en başında biz yapıyoruz. Neyse meşrebime sığmıyor nicesini yazmaya.

Ez cümlelerini kondur Aslıcık: Doğumumuzdan bebek doğuracak yaşa gelene kadar yaşadığımız bu sıkıntıları söylediğim gibi biz kadınlar oluşturuyoruz. Şartlanmış kurulu bebekler gibiyiz. Ataerkil bir toplumdan geliyoruz ama bunu değiştirmek tamamıyla elimizde. Çünkü dünyanın yarısını kadınlar oluşturuyorsa, diğer yarısını da kadınların yetiştirdikleri insanlar oluşturur. Yani buda eşittir kadın demek. Kendimizdeki üstün yeteneklerin farkına varmalıyız artık. Mesela söyleyin bana kadınlık nedir dediklerinde ne diyorsunuz? Ben söyleyeyim 9 ay heyecanla bekleyip bir mucizeye can veriyorum onu doğuruyorum diyorum. Bu bile seni ARŞ-I ALA ya çıkarmaya sebep değil mi? Kıymetinizi bilin.  Dünyanın kanunu bu yapma Allah’ını seversen dediğinizi duyar gibiyim. Yok, efendim dünyanın kanunu sizler çıkarıyorsunuz. Hep kabullenişlerinizden oluyor bunlar. Kabul etmiyorum ve ben bir mucizeyim. Kadınım ayaklarımın üzerinde duruyorum. Ataerkil topluma saygı duyuyorum ama üzgünüm(!)  BOYUN EĞMİYORUM. Ben de kız annesiyim, kadınlar ve kız çocukları başımın tacı.

8 MART DÜNYA EMEKÇİ, ÜRETKEN ANALARIMIZIN, BACILARIMIZIN, SAYGIDEĞER HANIM EFENDİLERİMİZİN GÜNÜNÜ KUTLARIM.

                Sevgi ve bin selam ile…

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI