• USD 5.4764
  • GBP 7.0305
  • EUR 6.1672

Ekonomik Büyümeyi Takip Eden Beklentiler - CÜNEYT ÖRKMEZ

3 Nisan 2018 Salı 09:07

Türkiye ekonomisi büyürken sokağın beklentileri de büyüyor. Türkiye 2011 yılında da 8,9’luk büyüme rakamları ile Çin’den sonra Dünya’nın en hızlı büyüyen ülkesiydi. Geçen hafta açıklanan verilere göre 2017 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 7,4 büyüme ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyeleri arasında İrlanda'dan sonra en hızlı büyüyen ikinci ülke oldu.

İstikrar büyümeye en çok etki eden unsurlardan biri ve üretimi, tüketimi, yatırımı ve dış ticareti yakından ilgilendiren güven unsurunun belkemiği olan istikrarlı yönetimler ancak büyümeyi gerçekleştirebiliyor. Siyasi açıdan istikrarın Türkiye’de büyüme üzerinde önemli etkileri olduğu bir gerçek. Büyüme, ekonomide pozitif bir kavram ve kimsenin “niye büyüdük” diye söyleneceğini düşünmek normal bir olasılık gibi görünmese de durum biraz farklı. Sadece büyümeği iyiye doğru gidişin bir göstergesi olarak görmeyen bir kesim olduğunu inkar etmemek ve o taraftan gelen seslere de kulak vermek gerekiyor. Sesin geldiği yer olarak iş dünyası ve sokağa bakmak gerek. Son yıllarda her gelişmenin objektif değerlendirmelerin dışında taraf çizgilerde değerlendirilmesine Türkiye’de herkesin alıştığı aşikar. Söylemler ve değerlendirmeler dışında somut etkilerine bakmak çok daha iyi olacak.

Türkiye büyümeye rağmen kredi risk primi (CDS) oldukça yüksek bir ülke konumunda. Bu puan 203 baz puana çıkmış durumda. CDS bir anlamda yabancı yatırımcının Türkiye’ye karşı tavrını gösteren önemli göstergelerden biri.  Bir diğer sorun ise özellikle Cumhurbaşkanı tarafından ifade edilen yüksek faiz konusu. Bu da içerideki yatırımlar için yerli yatırımcının finansmana erişimine olumsuz etki yapıyor. Yüksek faiz yatırımların önündeki bir diğer engel. Üçüncü bir sorun ise döviz kurlarındaki artış ve bunun ekonomiye olumsuz etkileri. Özellikle dışa bağımlı olduğumuz alanlarda ki buna en büyük örnek akaryakıt ve diğer enerji kaynaklarındaki dışa bağımlılığımızın üretim ve temel yaşam maliyetlerine olan olumsuz etkileridir.

Yakın dönem içerisinde içeride ve dışarıda mücadele ettiği sorunları ile Türkiye, küresel ekonomik krizlerden en hızlı çıkan ancak yakın coğrafyasındaki Suriye ve Irak’ta yaşanan sorunlardan en çok etkilenen ülkelerden biridir. Büyüme reel milli gelirin uzun dönemli olarak artması anlamına gelir. Milli gelirdeki artış ise üretim miktarında artış demektir.  Büyüme bir ülkede yaşayan insanların yaşam standartlarını sürekli biçimde artırmasının önemli bir yoludur. Ekonomik büyüme üretim faktörlerinin miktarının artması ve dolayısıyla istihdamında artmasına vesiledir. Bu açılardan bakıp büyümeği itici bir güç, ekonomiye bir motivasyon aracı saysak sanırım en hayırlı tarafından bakmış oluruz. İyimserliğe bu gün her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Şüphesiz iyimserlik olmasa kim üretir ya da çalışır ki…

Cüneyt ÖRKMEZ

  

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI